Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/13744 E. 2019/20608 K. 21.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13744
KARAR NO : 2019/20608
KARAR TARİHİ : 21.11.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının 16/06/2004 – 27/03/2014 tarihleri arasında … Belediye Başkanlığı’nda arıtma tesisinde işçi olarak çalıştığını, en son ücretinin 1.460,00 TL olduğunu, iş akdinin 27/03/2014 tarihinde haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek; kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176/2. Maddesi uyarınca aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir ve davacı vekili bu hakkını 08/04/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile kullanmıştır. 08/04/2015 tarihli ıslahta, ıslaha konu edilmeyen yıllık ücretli izin alacağı bakımından 08/05/2015 tarihinde verilen ıslah dilekçesi, aynı davada ikinci kez ıslah mahiyetinde olup hukuken mümkün değildir.
Açıklanan nedenle, değer verilmesi mümkün olmayan 08/05/2015 tarihli ıslah dilekçesine geçerlilik tanınması hatalıdır.
3- Dava, niteliği itibariyle belirsiz alacak davasının bir türü olan külli tespit kısmi eda davası olarak açılmış olup bu dava türünde faiz başlangıcı yönünden Dairemiz uygulaması, kısmi dava esaslarıyla aynıdır. Açıklanan nedenle kıdem tazminatı dışındaki alacakların tamamına dava ve ıslah (talep artırım) ayrımı yapılmaksızın dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de hatalı olup bozma sebebidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 21.11.2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava dilekçesinde, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece deliller toplanmış ve bilirkişi hesap raporu aldırılmıştır.
Davacı vekili, 08.04.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle dilekçe ile yıllık izin ücreti dışında kalan tazminat ve alacaklar bakımından dava konusu miktarları arttırdığını bildirmiş, 08.05.2015 tarihli dilekçede ise sadece ilk dilekçede talep artışına konu edilmeyen yıllık izin ücreti alacağı arttırılmıştır, gerekli harçlar yatırılmıştır.
Mahkemece, her iki dilekçede yer alan talep miktarlarına göre isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu tazminatlar ve alacakların ayrı ayrı açılabilecek davalarda talebi mümkün iken aynı dava dilekçesinde talep edilmesi, HMK’nın 110. maddesi kapsamında “davaların yığılması” olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle her bir alacak kalemi için ayrı ayrı talep artışı işleminin uygulanmasına engel bir durum yoktur.
Davacı vekili, ilk talep artışına dair dilekçede yıllık izin ücreti yönünden herhangi bir artışa gidilmemiş bu alacakla ilgili harç yatırılmamıştır. Yıllık izin ücreti yönünden ikinci bir ıslah söz konusu değildir. Davaların yığılması ilkesine göre esasen birden fazla dava ve talep bulunduğundan hakkın kötüye kullanımına yol açılmadığı sürece, farklı alacak kalemleri için birden fazla talep artışı veya ıslah yapılması mümkündür.
Mahkemece farklı alacak kalemlerini ilgilendiren bir ay arayla yapılan her iki talep artışına değer verilerek hüküm kurulmasının yerinde olduğu düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğu tarafından verilen bozma kararının (2) nolu bendine katılamıyorum. 21.11.2019