YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16897
KARAR NO : 2020/11064
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … Kaygusuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 23.04.2010 tarihinde işe başladığını, 11.06.2013 tarihine kadar aşçı olarak daha sonrasında çavuş olarak çalıştığını, aşçı olduğu zamanlarda 06.00-22.00 saatleri arasında, çavuş olduğu zamanlarda ise sabah 06.00’da işe başlayıp bazen 24.00, çoğu zaman gece 01.00 saatine kadar çalıştırıldığını, diğer çalışanların mesai zamanlarının iki günde bir iken, müvekkilinin sürekli olarak şantiyede işine devam ettiğini, kendisine hafta tatili verilmediğini, fazla çalışmalar karşılığında ücret ödenmediğini, çalışmasının dini, resmi bayram tatillerinde de devam ettiğini, çalıştığı süre boyunca yıllık iznin kullandırılmadığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde düzenlenen Adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma (hukukî dinlenilme) hakkının ihlâlidir.
HMK.nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, “Toplanıp değerlendirilen deliller ve düzenlenen tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı işyerinde 27.04.2010-07.06.2013 tarihleri arasında 3 yıl 1 ay 10 gün 3.800,00 TL net, 5.315,35 TL brüt ücret ile çalıştığı, davacının 9.660,37 TL kıdem tazminatı, 8.358,22 TL ihbar tazminatı, 5.319,90 TL yıllık izin alacağı, 29.256,37 TL fazla çalışma alacağı, 1.226,73 TL ulusal bayram genel tatil alacağı ve 7.136,41 TL hafta tatili alacağının olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunun denetime açık, hükme esas alınabilir nitelik ve yeterlikte olduğu anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile 9.660,37 TL kıdem tazminatının talep gibi 11.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8.358,22 TL ihbar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.319,90 TL yıllık izin alacağının 5.238,43 TL’sine dava bakiye kısma ıslah tarihi olan 28.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 29.256,37 TL fazla çalışma alacağının dava tarihi bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.226,73 TL ulusal bayram genel tatil alacağının dava tarihi bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7.136,41 TL hafta tatili alacağının dava tarihi bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia ve savunmalar dosyadaki delillerle ilişkilendirilerek tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Dolayısıyla davaya konu alacakların hangi delil durumuna göre kabul veya reddedildikleri de anlaşılamamaktadır. Bir başka anlatımla karar gerekçesiz yazılmıştır. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.