YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16961
KARAR NO : 2020/11502
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/09/1999 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 24/01/2010 tarihinde emekli olduğunu, ancak ara vermeksizin çalışmasını sürdürdüğünü, kıdem tazminatına mahsuben kısmi ödeme yapıldığını, bakiyesinin ödenmediğini, emekli olduğu tarihte beton pompası kamyonu operatörü olarak aylık ortalama 1.800,00 TL ücret ile yemek ve servis sosyal hakları karşılığında çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında ücretinin tam olarak gösterilmediğini, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, bu nedenlerle iş akdini 31/10/2014 tarihinde feshettiğini, işverence alacaklarının ödeneceği vaadi ve baskı ile bazı kağıtlar imzalatıldığını, bu belgeleri ve içeriklerini kabul etmediklerini, çalıştığı sürece beton pompa kamyonu operatörü olarak çalıştığını, en son ortalama net ücretinin 3.000,00 TL olduğunu, yemek ve servis sosyal haklarının olduğunu, haftanın 7 günü ortalama 07.30-23.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda sadece bir kez hafta tatili kullandığını, dini bayramlar dışında arife günleri ile ulusal bayram-genel tatil günlerinde çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01/09/1999 tarihinde beton pompa operatörü olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmasının emeklilik nedeniyle istifa ettiği 24/01/2010 tarihine kadar sürdüğünü, davacının bu dönem için hafta tatili ve genel tatil izinlerini ve yıllık izinlerini kullandığını, tahakkuk etmiş başka herhangi bir ücret ve tazminat alacağı kalmadığından bahisle müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldıktan bir süre sonra 19/02/2010 tarihinde yeniden çalışmaya başladığını ve bu çalışmasını istifa ettiği 31/10/2014 tarihine kadar sürdüğünü, davacının el yazısı ile yazdığı istifa dilekçesinde “işyerinizden emekli olduktan sonra yine pompa operatörü olarak 19/02/2010 tarihinden bu yana çalışmaktayım. Sağlık problemlerim nedeniyle yeterli üretimi veremeyeceğim için kendi isteğimle ayrılmak istiyorum. Yıllık izinlerim ve diğer haklarımın tarafıma ödenmesini ve gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim”demek suretiyle istifa ettiğini, davacının birinci dönem çalışması için en son brüt ücretinin 750,00 TL’sı, ikinci dönem çalışmasıyla ilgili en son brüt ücretinin 1.375,00 TL’sı olduğunu, davacının fazla mesai yaptığı ayların puantaj kaydı ile tespit edildiğini ve fazla mesai ücretlerinin ödendiğini, davacının puantaj kayıtlarını ve bordroları ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığını, işyerinin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, işlerin yoğun olduğu yıl ve aylarda fazla mesai yapıldığında tahakkuk ve tediyesinin yapıldığını, davacının hafta tatillerinin tamamını kullandığını, hafta tatili ve genel tatil iznini kullandığına ilişkin şerh olan bordroları ihtirazı kayıtsız imzaladığını, yıllık izinlerini de kullandığını, fesih tarihi itibariyle kullanmadığı izin hakkının bulunmadığını, işyerinde olağan mesainin 08.00-17.30 saatleri arasında olduğunu, talep edilen alacak kalemleri için 5 yıllık zamanaşımının gözetilmesi gerektiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, dosya kapsamına uygun denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporuna itibar olunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının emeklilik nedeniyle sona eren 01/09/1999-24/01/2010 tarihleri arasındaki çalışması bir miktar kıdem tazminatı ödenmek suretiyle tasfiye edilmiş ve davacı yaklaşık 25 gün ara verdikten sonra aynı iş yerinde yeniden işe başladığı, kıdem tazminatı yönünden tasfiye edilen çalışma döneminin daha sonraki çalışma süresi ile birleştirilmesi mümkün olmadığı, bilirkişinin, emeklilik ile sona eren ilk çalışma dönemi için kıdem tazminatı hesaplayarak ödenen miktarı mahsup etmesi uygun görüldüğü, işçinin aralıklı olarak aynı iş verene ait iş yerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek fesh edilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmayacağı, bu sebeple bilirkişinin izin sürelerini çalışma süresinin tamamına göre hesaplaması da uygun görüldüğü, ilk dönem çalışmanın eksik de olsa kıdem tazminatı ödenmek suretiyle tasfiye edildiği tartışmasız olduğu, ikinci dönem çalışma sonunda iş akdinin sona ermesi konusu taraflar arasında ihtilaflı olduğu, davacı emeklilikten sonra başlayan ikinci dönem çalışmasını “Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerçek ücretinin bildirilmemesi, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmemesi” sebebiyle sona erdirdiğini iddia etmiş, davalı taraf ise davacının istifa ettiğini savunmuş ve buna ilişkin dilekçe sunmuştur. Dilekçe de sağlık problemleri nedeniyle istifa edildiği bildirilmiş, sağlık problemlerinin neler olduğuna, iş yeri ile bir ilgisinin olup olmadığına değinilmemiştir. Davacı taraf istifa dilekçesinin bir kısım belgeler ile birlikte vakıf olunmadan imzalandığını ifade ettiği, aynı iş yerinde 15 yıl çalışan ve haklı nedenlerle iş akdini sonlandırma imkanına sahip olan davacının istifa suretiyle işten ayrılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği kanaatine varılmıştır .Bu durumda işçi lehine yorum genel kuralından hareketle davacının ücretinin kanun hükümleri ve sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmediği ve ödenmediği, buna istinaden gerçekleştirilen feshin davacı işçi açısından haklı fesih olduğu ve davacı işçinin kıdem tazminatı ile ilgili bilirkişi raporunda tespit edilen işçilik alacaklarına hak kazandığı, 24.01.2010 tarihinde sona eren ilk dönem çalışmasında alınan ibranamenin fesih günü alınması sebebiyle geçerliliğinin bulunmadığı düşünülerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, davacının 2. dönem çalışmasına kıdem ve ihbar tazmiantı hükmedilmiş olması bakımından;
Davalının da kabulünde olan, emeklilikle sona erdiği kabul edilen ve kısmi kıdem tamziantı ödemesine de konu edilmiş bulunan davacının 1. dönem çalışması için bakiye kıdem tazminatına hükmedilmesi yerindedir.
Ancak, davacının 2. dönem çalışması bakımından; 31/10/2014 tarihli , el yazısı, istifa dilekçesinde, “sağlık problemleri nedeni ile yeterli üretimi veremeyeceğim için kendi isteğimle ayrılmak istiyorum” yönünde açıklama mevcuttur.
Davacı vekili, Sosyal Güvenlik Kurumuna ücretinin doğru bildirilmemesi, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ödenmemesi nedeni ile davacının iş akdini haklı nedenle feshettiğini, baskı ile ve alacaklarının ödeneceği vaadi ile bazı belgeler imzalatıldığını bu belgeleri ve içeriklerini kabul etmediklerini beyan etmiş ise de istifa dilekçesinin irade fesadı ile alındığı tanık beyanı da dahil herhangi bir delil ile ispatlanamamıştır.
Bu nedenler ile davacının 1. dönem çalışması için bakiye kıdem tazminatına hükmedilmesi yerinde ise de 2.dönem çalışması için kıdem tazminatına hükmedilmesi hatalıdır.
3-Fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti bakımından;
Davacı asılın Bursa 7. İş Mahkemesi’nin 2015/167 esas sayıılı dosyasında tanık sıfatı ile verdiği beyanında fazla mesai ücretleri ve hafta tatili ücretlerinin ödendiğini belirtmesi karşısında bu beyanının kendisini bağlaması nedeni ile bu taleplerin tamamen reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
4-Yıllık izin ücreti bakımından;
Dosyada 24/01/2010 tarihli matbu ibraname mevcuttur. İbranamenin fesih günü alınması sebebiyle geçerliliğinin bulunmadığı yönündeki Mahkeme gerekçesi yerinde değildir, çünkü bu ibraname 2010 tarihlidir, yani mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde düzenlenmiştir.
Ancak, davalı vekili cevap dilekçesinde “davacının yıllık izin belgelerine bakıldığında yıllık izni bulunmamaktadır” yönündeki ifadesi ile delil olarak belgeye dayanmıştır. Bilirkişi raporunda bordro ve puantajlar dahil Temmuz/2010 ayı öncesine yani ibranamenin kapsadığı döneme dair yıllık ücretli izin belgesi bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda davalının savunma olarak dayandığı yıllık izin kullanım belgeleri, ibraname ve savunma çelişiktir. Yıllık izin ücreti bakımından ibraname geçersizdir. Bununla birlikte ibranamede davacının yıllık izin kullandığı da belirtildiği için, ayrıca, davacının tüm hizmet süresi olan 15 yıl için yıllık izin ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Bu kadar uzun bir süre bir insanın yıllık izin kullanmaksızın çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, davacı asıl Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi Hakim’in davayı aydınlatma görevi kapsamında duruşmaya celbedilerek davacıdan 15 yıl boyunca hiç yıllık izin kullanıp kullanmadığı sorularak açıklatılmalıdır. Davacının beyanı dosyadaki belgeler ile birlikte değerlendirilerek yıllık izin ücreti bakımından bu şekilde sonuca gidilmelidir.
5-İndirimler hariç reddedilen kısım az da olsa mevut olmakla, davalı lehine hiç vekalet ücretine hükmdilmemesi hatalıdır. Yeniden kurulacak hüküm tarihinde geçerli olacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ve kabul ve reddedilen miktarlara göre taraflar lehine vekalet ücreti yeniden ele alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.