YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18054
KARAR NO : 2020/13506
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 2011-2014 yılları arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğini, davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda anlatılan ilkeler, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar açısından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasını tanık delili ile ispat ettiği kabul edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının anlatımı ve davacının dava dilekçesindeki beyanı doğrultusunda 13/01/2011-13/01/2012 tarihleri arasındaki döneme ilişkin alacaklar hesaplanmıştır. Ancak davacı tanıklarının aynı dönemde davacı ile birlikte çalışıp çalışmadıkları dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Tanıkların davacının çalışma düzenini bilip bilmedikleri araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece davacı tanıklarının anlatımına, tanıkların davacı ile birlikte çalıştığı süre ile sınırlı olarak değer verilebileceği dikkate alınarak, tanıkların davacı ile birlikte çalıştıkları süre netleştirilmeli, oluşacak sonuca göre davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil çalışma ücretlerine hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir.
3-Mahkemece davacının davalıya ait işyerinde 13.01.2011-10.04.2014 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek, bu çalışma süresine göre hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde iş sözleşmesinin sona erme tarihini bildirmemiş ise de, Türkiye İş Kurumuna verdiği 20/03/2014 tarihli şikayet dilekçesinde, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini bildirmiştir. Davacının beyanını içeren bu dilekçeye göre, iş sözleşmesinin şikayet tarihi itibariyle sona erdiği açıktır. Bu halde, davacının davalı işveren nezdindeki çalışma süresinin 13.01.2011-20.03.2014 tarihleri arasındaki süre olarak kabulü ile hak kazanılan işçilik alacaklarının bu süreye göre hesaplanması gerekir.
Belirtilen yönler dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.