YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18066
KARAR NO : 2020/13509
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait hastanede 20.11.1996- 05.10.2009 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 05/10/2009 tarihinde haksız feshedildiğini, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, taraf vekillerince temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının yerinde bulunmayan ve sebepleri bildirilmiş olmayan bozma isteğinin reddine, davalının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin kimin tarafından hangi sebeple feshedildiği ve buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı işçi iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiğini ileri sürmekte, davalı işveren ise işçinin haklı sebep bildirmeden istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını savunmaktadır. Mahkemece davacının işyerinde uzun yıllardır çalışan kıdemli bir işçi olması nedeniyle sebepsiz olarak işi bırakıp gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının istifa iradesi ile ayrıldığı ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacının iddiası, davalı tarafın savunması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiği sonucuna varılması yerinde değildir. Dosya kapsamına göre, davacının işyerinde çalıştığı sırada işverenin bilgisi dışında lojmana ait televizyonu kendi evine götürdüğü, bu durumun anlaşılmasına üzerine televizyonu geri getirdiği, bu olaydan sonra davacının sözlü olarak uyarıldığı anlaşılmaktadır. Uyarı ile yetinilen bu olaydan bir süre sonra, davacının davalıya ait otelde oda temizliği yaparken müşteriye ait bir miktar altın bulduğu halde bu hususu müşteriden ve işverenden gizlediği, müşterinin kaybolan altınlarını ısrarla istemesi üzerine altınları ‘yeni’ bulduğunu belirterek iade ettiği de yargılama sırasında dinlenen bir kısım tanıklarca ifade edilmiştir. Son olarak davacının yine otel odasında temizlik yaptığı sırada bir başka müşteriye ait 140 Amerikan Doları para bulduğu, 100 Amerikan Dolarını kendisinin aldığı, kalan 40 Amerikan Dolarını ise o sırada aynı odada bulunan diğer çalışma arkadaşlarından birine verdiğinin anlaşılması üzerine işverence bu olayın soruşturmaya konu edileceğinin belirtildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Keza, davacının 28.09.2009 tarihli savunmasında, olay günü parayı bulduğunda dava dışı … isimli işçinin 40 Amerikan Dolarını elini uzatıp aldığını, kendisinde ise 100 Amerikan Dolarının kaldığını, dava dışı işçi …’nın ‘hani bana” demesi üzerine, kendisinin ‘yırtacak halim yok’ dediğini, parayı işveren vekili …’a verdiklerini beyan ettiği açıktır. Davalı şirket yetkilileri ile davacı ve dava dışı … isimli işçi arasında düzenlenen teslim tesellüm tutanağında da, 28.09.2009 tarihinde olayın meydana gelen olayın tüm ayrıntıları ile anlatıldığı, davacının 30.09.2009 tarihinde kendisinde bulunan parayı teslim ettiğinin tutanak altına alındığı görülmektedir. Davacının gerek bu son eylemi, gerekse önceki eylemleri ile ilgili dosya kapsamında bulunan tutanakların içeriği, tanık anlatımları ile ispat edilmiştir. Davalı işveren savunmasında, davacının son eyleminin ortaya çıkması üzerine 05.10.2009 tarihli istifa dilekçesini imzalamak suretiyle işten ayrıldığını belirtmektedir. Davacının kendi el yazısı ve imzasını taşıyan 05.10.2009 tarihli dilekçesinde “çalışmakta olduğum Özel Hayat Hastanesindeki personel olarak çalıştığım görevimden kendi isteğimle ayrılmak istiyorum. Gereğini arz ederim” şeklindeki beyanı, işçinin haklı bir sebep bildirmeden iş sözleşmesinin feshi niteliğinde olup, mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği sonucuna varılması isabetsizdir. İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebep bildirilmeden feshedildiği dosya kapsamı ile sabit olup, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık yıllık izin ücreti ile ilgilidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde son yıla ait iznini kullanmadığını beyan ettiği halde, mahkemece davacının talebi aşılarak 104 güne isabet eden izin ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
Dava kısmi dava olarak açılmış olup, davalı tarafça ıslaha karşı süresinde zamanaşımı savunması ileri sürülmüştür. Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı savunması yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması hatalı olup, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 27.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.