Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/18284 E. 2020/14911 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18284
KARAR NO : 2020/14911
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 05/11/1983 tarihinden 13/11/2009 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, davalı işyerinden emekli olarak ayrıldığını, davacının hak etmiş olduğu tazminatın bir kısmını alıp bir kısmını alamadığını ve yapılan icra takibine itiraz ettiğini, tüm bu nedenlerden ötürü haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalının %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıya iddia edildiği gibi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirketin binlerce çalışanının borçlarını ödemeye devam ettiğini, davacı tarafa 14.110,05 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın kıdem tazminatı talebini kabul etmediklerini, davaya konu alacak ve talep edilen işlemiş faizin likit olmadığını belirterek kıdem tazminatı, işlemiş faize ve icra inkar tazminatı alacağına ilişkin taleplerini kabul etmediklerini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dosya içeriği ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkâr tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta davacının hizmet süresi ve dosyaya sunulan bordroya göre ücreti belirlidir. Davacı iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshetmiştir. Davalı işveren takibe konulan borcun bütün unsurlarını bilmektedir. Alacağın likit olduğu açıktır. İcra inkar tazminatının kabulü yerine aksine gerekçe ile reddi hatalıdır.
3-Kıdem tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz oranı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır. Kanunda, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde …. Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça dikkate alınmaz.
Somut olayda dava konusu edilen kıdem tazminatına işlemiş faiz alacağı, Mahkemece dava dışı dört bankanın uyguladığı en yüksek faiz oranları araştırılarak hesaplandığı kabul edilmiş ise de anılan dava dışı bankalardan üçünün yalnızca 2009 yılına dair faiz oranlarını bildirdikleri ancak dava konusu 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait fiilen mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranını bildirmedikleri anlaşılmış olduğundan hükme esas alınan faiz oranlarına ilişkin yapılan araştırma eksik incelemeye dayanmaktadır. Hal böyle olunca 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında fiilen mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı ilgili bankalardan sorularak saptanmalı, yeniden bilirkişi raporu alınarak Mahkemece değerlendirme yapılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 05/11/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.