Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/18804 E. 2020/15495 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18804
KARAR NO : 2020/15495
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı hastanede alt işveren şirketler nezdinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili husumet itirazı ve zamanaşımı def’inde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Şirketler davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı … vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı … vekili ve davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Her ne kadar hükmün gerekçesinde davalı … ile davalı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu belirtilmiş ise de davacının yaptığı temizlik işi yardımcı iş niteliğinde olup alt işverene verilmesinde yasal engel bulunmadığı ve de davacının dava dilekçesinde muvazaa iddiasında bulunmadığı dikkate alındığında davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olmadığının dikkate alınması gerektiği açık olup asıl işverenin 4857 sayılı yasanın 2/6. maddesi uyarınca işçilik haklarından alt işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
3-Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanun’un 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır.
Ayrıca davacı davasını kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin talepleri yönünden kısmi dava olarak açılmış olup işveren tarafından daha önceye ait temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden kıdem tazminatı dışındaki diğer alacaklara da kısmi dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken alacakların tamamı için dava tarihinden faiz işletilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/6, 438/7. maddeleri uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının; kıdem tazminatına ilişkin 1. bendinde “dava tarihi olan 07.07.2015 tarihinden” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “fesih tarihi olan 31.12.2009 tarihinden” ibaresinin yazılmasına,
İhbar tazminatına ilişkin 2. bendinde ise “dava tarihi olan 07.07.2015 tarihinden” ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “500,00 TL sının dava tarihi olan 07.07.2015 tarihinden, bakiyesinin ise ıslah tarihi olan 28.03.2016 tarihinden” ibaresinin eklenmesine hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 10.11.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.