Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/19033 E. 2019/21586 K. 03.12.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/19033
KARAR NO : 2019/21586
KARAR TARİHİ : 03.12.2019

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 13.08.2010 tarihinde davalıya ait … Otel de çalışmaya başladığını, iş yerinde çalışmasının 13.08.2010 – 02.11.2010, 02.05.2011 – 31.10.2011, 18.04.2012 – 03.11.2012, 01.04.2013 – 30.10.2013 tarihleri arasında sezonluk olarak 4 sezon ve toplamda 15 ay 3 gün sürdüğünü, haftada 5 gün 08.00 – 14.00 18.00 – 22.00 arası haftanın 1 günü ise 08.00 – 14.00 ve 18.00 – 24.00 arası çalıştığını, bu şekilde antraktlı çalışma ile haftada 74 saat mesai yaptığını ancak fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, fazla mesai ücret alacağını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı işverenlikte sezonluk olarak 13.08.2010 da çalışmaya başladığını, davacının fiilen kendisinin mevsimlik iş sözleşmesini feshettiğini, davacının antraktlı çalışmadığını, imzalı bordrolarının bulunduğunu, yaptığı fazla mesai bedellerinin taraflarına ödendiğini, tüm bordroların kayıtsız şartsız imzalandığını, fazla mesai taleplerinin zamanaşımına uğradığını, haftalık çalışma çizelgesinde davacının çalışmasının haftalık 45 saat olarak göründüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, çalışma süresinin tamamına ait imzalı ve ihtirazi kayıtsız bordrolar olduğu, bazı aylarda tahakkuk olduğu, dosyaya sunulan haftalık çalışma planlarına göre davacının çalışma saatlerinin günlük ve haftalık çalışma sınırlarını aşmadığı,bu sunulan deliller karşısında davacının fazla mesai yaptığını ancak yazılı delille kanıtlayabileceği ancak sadece tanık deliline dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla mesai yapıp yapmadığı noktasında toplanmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Fazla mesai yönünden davacı taraf tanık beyanlarına, davalı işveren ise haftalık çalışma planları ile imzalı bordrolara dayanmıştır.
Mahkemece davalı tarafca sunulan haftalık çalışma planlarına üstünlük tanınarak ve bazı bordrolarda da tahakkuk olduğuna dayanılarak davanın reddine kararı verilmiştir. Mahkemece fazla mesai hesabında fazla mesai tahakkuku olan imzalı bordroların dışlanması yerindedir. Ancak hükme dayanak yapılan haftalık çalışma planları haftada bir defa toplu olarak imzalandığı gibi dosya içerisinde bulunan bordrolarda bazı aylar fazla mesai tahakkuku olmasına rağmen bu dönemlere ilişkin haftalık çalışma planlarında fazla çalışmaya ilişkin herhangibir kayıt bulunmadığı görülmekle haftalık çalışma planlarının usulüne uygun olmadığı anlaşılmakta olup, hükme dayanak yapılması hatalıdır. Sunulan kayıtlar çelişkili olduğuna göre, tanık anlatımları dikkate alındığında, 15.12.2015 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama tarzının dosya kapsamına uygun olduğuda gözetilerek söz konusu bilirkişi raporu mahkemece bir değerlendirmeye tabi tutularak fazla mesai ücret alacağının hesaplaması yoluna gidilmelidir. Mahkemece hatalı değerlendirme ile fazla mesai ücret alacağının reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.