Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/19048 E. 2019/7251 K. 01.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/19048
KARAR NO : 2019/7251
KARAR TARİHİ : 01.04.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.10.1997 tarihinde 200,00 TL net aylık ücretle davalıya ait işyerinde gazetelerin promosyon hizmetlerini tek başına yürütmek üzere çalışmaya başladığını, aylık ücretlerinin izleyen her yılın mayıs ayında işveren tarafından artırıldığını, davacının hep 07.00-19.00/20.00 saatleri arasında çalıştığını, çalıştığı süre boyunca yalnızca 2007-2008-2009 yıllarında 1’er gün izin kullandığını, davalı işveren ile davalı işverenin kızının davacıya sürekli olarak olur olmaz zamanlarda emrivakilerde bulunduklarını, emredici sözlerle davacıya görevi dışında iş buyurduklarını, asıl işinin promosyon hizmetleri olmasına karşın sıklıkla ve saati gözetilmeksizin müdür …’in market alışverişinin davacıya yaptırıldığını, yine müdürün kızının çocuğunun okuldan alınması ve buna benzer ayak işlerinin de davacıya yaptırıldığını, müdürün kızı … Hanımın iş sözleşmesinin feshedildiği günlerde davacının yaptığı işi haksız bahanelerle beğenmeyerek ona karşı diğer personelin ve müşterilerin önünde küçük düşürücü sözler sarf ettiğini, davacının ise 11 yılı aşan çalışma süresi boyunca müşterilerden ve bayilerden tek bir şikayet dahi almadığını, ayrıca davacının 2000 yılına kadar sigortasız çalıştırıldığını öğrendiğini, haftanın 7 günü normal çalışma saatinin üzerinde çalıştırılması, hafta tatili, milli ve dini bayramlar ile yıllık ücretli izin haklarının kullandırılmaması nedeniyle davacının müteaddit kereler bu özlük haklarının ödenmesini talep ettiğini ancak bu talebinin kabul edilmediğini iddia ederek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davacının 01.07.2000 tarihinde çalışmaya başladığını, 10.06.2007 tarihinde emekli olarak işten ayrıldığını, bu süre zarfında hak kazandığı tüm alacakların ödendiğini, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının yaptığı işin fazla çalışmaya müsait olmadığını zira yaptığı işin gündüz ve belirli saatler arasında bitirilmesi gereken bir iş olduğunu, bu işin gazete dağıtım işi olduğunu, kaldı ki davacının davalının hemşerisi olduğunu, bu sebeple işyerinde sevilen ve sayılan bir kişi olduğunu, tüm kasa anahtarlarının davacıda bulunduğunu, sürekli masa başında durduğunu, işverenden farksız olduğunu, bu sebeple fazla çalışmadığını, aksine korunup kollandığını, yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında tazminat ve alacakların belirlenmesine esas ücret miktarı uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı 200,00 TL net aylık ücretle davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, aylık ücretlerinin izleyen her yılın mayıs ayında işveren tarafından artırıldığını, buna göre 01.10.1997-30.04.1998 tarihleri arasında 200,00 TL, 01.05.1998-30.04.1999 tarihleri arasında 250,00 TL, 01.05.1999-30.04.2000 tarihleri arsında 300,00 TL, 01.05.2000-30.04.2001 tarihleri arasında 350,00 TL, 01.05.2001-30.04.2002 tarihleri arasında 400,00 TL, 01.05.2002-30.04.2003 tarihleri arasında 450,00 TL, 01.05.2003-30.04.2004 tarihleri arasında 500,00 TL, 01.05.2004-30.04.2005 tarihleri arasında 600,00 TL, 01.05.2005-30.04.2006 tarihleri arasında 700,00 TL, 01.05.2006-30.04.2007 tarihleri arasında 800,00 TL, 01.05.2007-30.04.2008 tarihleri arasında 900,00 TL, 01.05.2008-23.04.2009 tarihleri arasında 1.000,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiş, davalı ise bordrolarda gösterilen ücretle çalıştığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının asgari ücret ile çalıştığı kabul edilmiştir.
Yukarıda ayrıntılı bir biçimde belirtildiği üzere, kayıtlardaki ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığı durumlarda davacının alabileceği ücretin (emsal ücretin) ne olabileceği ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılmalıdır.
Mahkemece, bu husus dikkate alınmaksızın sonuca gidilmesi hatalıdır.
İlgili kurum ve kuruluşlar ile sendikalardan, davacının alabileceği ücret miktarı sorularak ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerle bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra ücret miktarının tespiti gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 01/04/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.