Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/19704 E. 2017/16211 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/19704
KARAR NO : 2017/16211
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : …… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 14. İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilin davalı işyerinde 28.06.2010 tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi ile kalite kontrol uzmanı olarak çalıştığını, davalının müvekkilinin iş sözleşmesini piyasada yaşanan durgunluk, belirlenen iş ve karlılık hedeflerinde yaşanan düşüş, son dönemde yaşartan talep ve sipariş azalması sebepleri ile belli bir kısım pozisyon açısından küçülme kararı alması nedeniyle davacıyı ücretsiz izne çıkardığını ve işler açıldığında geri çağrılacağının söylendiğini, herhangi bir haber gelmeyince durumdan şüphelenen davacının işvereni aradığını ve işyerindeki küçülmeden dolayı iş akdinin feshedildiğini 15.06.2015 tarihinde öğrendiğini, bu güne kadar kendisine feshe dair herhangi bir tebliğ ve bildirim yapılmadığını, feshin dayanağı olan olay ve olguların gerçeğe aykırı olduğunu, davalının İş Kanunu’nun 20. ve 109. maddelerinde düzenlenen tebliğ usul kurallarına da riayet etmediğini ileri sürerek, feshin geçersizliğinin tespitini, müvekkilin işe iadesini ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdinin 04.05.2015 tarihinde feshedildiğini, ancak davacının fesih bildirimini imzalamaktan kaçındığını, fesih bildiriminin 05.05.2015 tarihinde noter kanalı ile gönderildiğini, davalıya 07.05.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının fesihten 04.05.2015 tarihinde haberdar olduğunu, bu nedenle davanın yasal 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, öncelikle süre yönünden esasa ilişkin ise, davacının veya başka bir personelin ücretsiz izne çıkarılmadığını, şirketin karlılığının azalması, piyasada yaşadığı durgunluk ve istihdam fazlası sebebiyle almış olduğu yönetim kararı doğrultusunda davacının işten çıkarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere raporuna dayanılarak, işveren tarafından davacıya 04.05.2015 tarihinde ücretsiz izne çıkarıldığı söylenmiş olsa dahi, bu tarihten 15 gün sonra arkadaşı Hülya ile görüştüğünde arkadaşına fesih bildiriminin tebliğ edildiğini öğrendiği ve birlikte …’ya gittiklerinde 04.05.2015 tarihi itibariyle iş akdinin feshedildiğini öğrendiği, 04.05.2015 tarihine 15 gün eklendiğinde 20.05.2015 tarihine tekabül ettiği, davacının feshi 20.05.2015 tarihinde öğrendiği kabul edildiğinde dahi, davanın 24.06.2015 tarihinde yani yasal 1 aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle, davacının davasının süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Ç) İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge adliye mahkemesince, dosya içeriğine göre davacının …’ya gittiği günün 20.05.2015 tarihi olduğu sonucuna varılamayacağı, dava dilekçesinde davacının iş akdinin feshedildiğini öğrendiği tarih olarak belirttiği 15.06.2015 tarihinden önceki bir tarihte davacının feshi öğrendiği ispatlanamadığından davanın süresinde açılmadığı savunması yerinde görülmeyerek davacının bu talep yönünden istinaf talebinin kabulüne, esas yönünden ise işverence feshin son çare olması ilkesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
E) Temyiz Başvurusu:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
F) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. Zira hak düşürücü süre kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Diğer taraftan belgenin düzenleme tarihi değil, tebliğ tarihi önem kazanır. Belgenin düzenleme tarihi dışında başka bir tarihte tebliğ edildiği ileri sürüldüğünde, işveren aynı Yasa’nın 109. maddesindeki yükümlülüğü gereği, düzenleme tarihinde tebliğ edildiğini kanıtlamalıdır.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (15.09.2008 gün ve 2008/1860 Esas, 2008/23531 Karar sayılı ilamımız).
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi iş sözleşmesinin 15.06.2015 tarihinde feshedildiğini iddia ederken, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin 04.05.2015 tarihinde feshedildiği savunulmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesinin 04.05.2015 düzenleme tarihli fesih bildirimi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca geçerli nedene dayanarak feshedildiği, fesih bildiriminin altına davacının “imzadan imtina ettiği” şeklinde şerh düşüldüğü, şerhin altında imzası bulunan davalı tanığı …’in Mahkemedeki yeminli ifadesinde imzasını ve belge içeriğini doğrulayarak, davacının imzadan imtina ettiği için ertesi gün noterden fesih bildiriminin keşide edildiğini beyan ettiği görülmüştür.
Davalı işverence davacıya noter vasıtasıyla gönderilen 05.05.2015 tarihli fesih ihtarnamesinde, iş akdinin 04.05.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği, iş akdinin feshine dair bildirim tebliğ edilmek istenmiş ise de, tebliğden imtina edildiğinden fesih bildiriminin noter marifetiyle gönderilmek zorunda kalındığı açıklanmıştır.
Ayrıca, işverence …’ya elektronik ortamda 04.05.2015 tarihinde gönderilen işten ayrılış bildirgesinde işten çıkış tarihinin 04.05.2015 olarak, yani davalının savunduğu fesih tarihi ile uyumlu şekilde belirtildiği görülmüştür. Yine işverence savunulan fesih tarihinden sadece 2 gün sonra davacı işçinin davayı açan vekile vekaletname verdiği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, başka bir işçinin davalı işverenliğe karşı … 7. İş Mahkemesinde açtığı 2015/134 Esaslı dava dosyasının 19.11.2015 tarihli duruşma tutanağının davalı tarafından dosyaya sunulduğu, anılan mahkemede davacının, “…Ben davalı şirkette kalite güvencede çalışıyordum 5 yıl çalıştım, çıkartıldım, şirket küçülmeye gidiyor dendi, o yüzden çıkartıldım, 4 Mayıs 2015’te çıkartıldım, davacı da çıkartıldı nedenini bilmiyorum…” şeklinde yeminli beyanda bulunduğu görülmüştür.
Dosyadaki mevcut tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, iş sözleşmesinin feshedildiğinin 04.05.2015 tarihinde davacı işçiye bildirildiğinin kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir. Davacı iş akdinin feshinin 15.06.2015 tarihinde bildirildiğini kanıtlayamamıştır. Buna göre, davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra 24.06.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI ve 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1-Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
7-Dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Kesin olarak 19.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.