Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/1996 E. 2017/4402 K. 20.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1996
KARAR NO : 2017/4402
KARAR TARİHİ : 20.03.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete ait …. 01/06/2002-02/11/2012 tarihleri arasında önce güvenlik elemanı olarak, 2005 yılından itibaren de mutfak departmanında aşçı olarak çalıştığını, hak etmiş olduğu fazla mesai ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, fazla mesai ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı def’inde bulunarak, fazla mesai uygulaması yapılması halinde ücret ödemesi uygulaması olmayıp, karşılığında serbest zaman olarak ücretli izin kullandırılması uygulaması olduğunu, davacının fazla mesai ücreti alacağı bulunmadığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2014/9578 E. 2014/13942 K. ve 20/06/2014 tarihli ilamı ile özetle ;
“Davacı işçinin fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Dairemizce benzer talepler içeren Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlanan toplam on dosya aynı tarihte temyiz incelemesine tabi tutulmuştur. Genel olarak dosya kapsamları nazara alındığında; davacı tarafın ispat vasıtası olarak dayandığı Bölge Çalışma Müdürlüğünün işyerinin teftişi sonrası düzenlenen raporunun yine davalı tarafın savunma amacıyla dayandığı bir başka Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunun işyerinde yapılan tespitler bakımından birbiri ile tam olarak örtüşmediği görülmüş,dosyalar hakkında farklı bilirkişilerden raporlar alındığı ve bilirkişilerin alacak hesabında farklı metodlardan hareket ettiği,benzer ya da yakın nitelikte iş yapan davacıların alacaklarının hesap sonuçlarında oransızlıkların göze çarptığı tespit edilmiş,işyerinde gerek genel olarak uygulanan çalışma şekli gerekse çalışılan birime göre bölüm bölüm çalışma şekil ve zamanları hakkında tam bir kanaate ulaşılamamış, keza kış-yaz ya da başka bir anlatımla sezon kabul edilen dönemle bu dönem dışında kalan zamanlarda işyerinde farklı çalışma düzenleri olup olmadığı anlaşılamamıştır.

Yukarıda yapılan tespitler karşısında öncelikle talep konusu dönemleri kapsayan zamanlarda işyerinde Bölge Çalışma Müdürlüğünce yapılan tüm teftişlere ait raporlar,işyeri çalışma düzenine dair yönetmelik talimat vb işyeri belgeleri celbedilmeli, bu belge kapsamları ve taraflarca dosyaya sunulan sair belgeler de nazara alınarak genel olarak işyerinde ve ayrıca özellikle davacı işçinin çalıştığı bölüm itibariyle çalışma düzeni hakkında taraf tanıklarının tekrar ifadesine başvurulmalı, benzer mahiyetteki dosyalardaki tanık ifadeleri arasında eğer uyuşmazlık oluşursa bu çelişki giderilmeli ve akabinde dosyalar arasındaki birliğin sağlanması bakımından; davalı işverenin yer aldığı sektörde çalışmış ya da halen çalışan yeterli mesleki kıdeme sahip bir insan kaynakları uzmanı, aynı davalı işverenin yer aldığı sektörde çalışmış ya da halen çalışan yeterli mesleki kıdeme sahip bir yöneticilik yapmış bilirkişi,bir de İş Hukuku konusunda uzman ve tercihen bu dalda akademik kariyeri bulunan hukukçu bilirkişi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
Davalı işveren fazla çalışma yapıldığı takdirde bunun karşılığı işçiye izin kullandırıldığını savunmuş ve dosyaya fazla mesai takip formları ve fazla mesai karşılığı izin kullanıldığını gösteren belgeler sunmuştur.Söz konusu belgeler kendi içerisinde çelişmediği müddetçe belgelerin isabet ettiği dönemde yapılan fazla çalışma süresi belirlenmeli ve kullandırılan izin süresi bu süreden mahsup edilmelidir.
Davalı işverence dosyaya sunulmuş bordrolar bakımından sadece imzalı olanlar ve imzasız olsa da banka ödemesi vs. ile içeriği ispat edilen bordrolara itibar edilmeli ve bu bordrolarda fazla mesai ödemesi yapılmış olan aylarda davacının fazla mesai ücretini aldığı kabul edilmeli ve hesaplamada dışlanmalıdır.
Davalı işverence dosyaya sunulmuş ibraname varsa ibranamede fazla çalışma alacağı bakımından ayrı bir bölüm yok ise ya da ayrı bölüm var ancak ödenen tutar belirtilmemiş veyahut “yok” vb kelimeler yazılmışsa ibranameye itibar edilmemeli eğer tutar zikredilmişse ibraname ödeme belgesi olarak kabul edilmeli ve ibranamede belirtilen tutar hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.
Fazla mesai ücretinin hesabında, çalışılan dönemin ücretinin esas alınması gerekeceği ve dönem ücretinden kastın da brüt-çıplak ücret olduğu gözden kaçırılmamalıdır.Keza net fazla mesai ücreti hesap edilirken net tutarın bulunması için gerekli olan gelir vergisi,damga vergisi ve SGK prim kesintilerinin yapılıp yapılmadığı denetlenmeli ve hüküm fıkrasında açıkça hüküm altına alınan tutarın net ya da brüt tutar olduğu belirtilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyarak davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta kararda, davacının iddiası yazılmış, davalının savunmasının ne olduğu açıklanmadan “ davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsilini talep etmiştir. “ şeklinde yazılmıştır.
Karar gerekçesi aynen;
“Tarafların iddia ve savunmalarında geçen deliller toplanmış; davacının sigorta sicil dosyası ve şahsi dosyası dosyamız arasına alınmış, tanık beyanları dinlenmiş ve uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre:Mahkememizin 2012/673 esas 2014/241 karar sayılı ilamının Yargıtay 7 Hukuk Dairesinin 2014/9578 esas 2014/13942 karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, bozmadan sonra yapılan yargılamada taraf tanıkları yeniden dinlenmiş, bozma ilamı doğrultusunda 3 lü bilirkişiden rapor aldırılmış olup bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. “ şeklindedir.
Öncelikle davalının savunmalarının ne olduğunun gerekçede açıklanmaması HMK. nun 2927/2. maddesine aykırıdır.
Bozma ilamından sonra 2 ayrı 3 kişilik bilirkişi raporu alınmış ve her iki raporda da 3. bilirkişi muhalefet şerhi koymuş, bilirkişi raporlarında 4 farklı hesap sonucu ortaya çıkarılmıştır. Karar gerekçesinde hangi tarihli raporun hükme esas alındığı açıklanmamış, sonuç hesaplar birbirinden farklı olduğu halde “bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu dikkate alınarak” denilerek raporlara yapılan soyut atıf ile gerekçe oluşturulmaya çalışılmış, davacının hangi saat aralığında, haftada kaç gün, ne şekilde çalıştığı, ne şekilde fazla çalışma yaptığı, hangi sebep ile davacı iddiasına itibar edildiği veya edilmediği, davacının hak ettiği fazla çalışma ücreti alacaklarının ne kadar olup, taktiri indirim yapılıp, yapılmadığı açıklanmamıştır.
Mahkemenin yukarıya aynen alınan “ gerekçesi “ Anayasa’nın ve Yasa’nın anladığı ve amaçladığı anlamda gerekçe değildir.
Neticeten Anayasa’nın ve HMK. nun anladığı ve amaçladığı anlamda gerekçe içermeyen ve yukarıda belirtilen şekilde usulü eksiklikler taşıyan kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.