Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/22161 E. 2020/18497 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/22161
KARAR NO : 2020/18497
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ : Antalya 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 35 yıl önce 657 sayılı yasaya tabi personel olarak işe başladığı, 2000 yılında davalı şirketin özelleştirilmesi üzerine yeni bir iş sözleşmesi imzaladığı ve halen çalışmaya devam ettiği, primlerinin emekli sandığına ödenmeye devam ettiği, fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yaptığı halde ücretinin ödenmediği, başka işçilere zam yapıldığı halde 2008-2012 yılları arasında ücretine zam yapılmadığı, vardiya primlerinin eksik ödendiği, 2000 yılında yıllık izin haklarını almadan davalı şirkete devredildiği iddiası ile ücret farkı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar vermiştir.
İstinaf:
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının ücretine zam yapılmaması nedeniyle ücret farkı alacağına hak kazanıp kazanmadığı husunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Kural olarak işverenin işçiye ücret zammı yapma zorunluluğu yoktur. Meğer ki; iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya personel yönetmeliği gibi pozitif bir düzenleme olsun. Ancak iş sözleşmesinin özelliklerinden karşılıklı borç yüklemesi de dikkate alındığında, işverenin uzun bir zaman işçiye hiç ücret zammı yapmaması, bu hakkın kötüye kullanılması niteliğini kazanabilir
4857 Sayılı İş Kanununun 5.maddesinde; “İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20’nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur” hükmüne yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta;Davacı 2000 yılında davalı şirketin özelleştirilmesi üzerine yeni bir iş sözleşmesi imzaladığını ve halen çalışmaya devam ettiğini, başka işçilere zam yapıldığı halde 2008-2012 yılları arasında ücretine zam yapılmadığını iddia ederek ücret farkı alacağı talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamında yer alan 2010/1.ay sonrası bordrolara göre davacının ücretinin 2010/1-2012/1.aylar arasında brüt 2.492 TL olup zam yapılmadığı, 2012/2.ayda yapılan zam ile 2.591,68 TL olduğu görülmüştür.
Taraflarca 2003 yılında imzalanan iş sözleşmesinin (4.2) maddesinde ücret artışı konusunda şirket yönetimince belirlenecek dönem ve oranlarda uygulanacağı düzenlemesi yer almakla birlikte, davacı tarafından 2008-2012 yılları arasında tüm işçilere zam yapıldığı, ancak kendi ücretine zam yapılmadığı iddia edildiği halde mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
Yukarıda anılan yasal düzenleme gereğince, davalı işyerinde 2008-2012 yılları arasında çalışan tüm işçileri kapsayacak şekilde zam yapılıp yapılmadığı, zam yapılmış ise zam oranları, bu dönemde davacının ücretine zam yapılmamış ise eşitlik ilkesi gereğince neden yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan ilk derece mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten/sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.