Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/22580 E. 2017/12874 K. 12.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/22580
KARAR NO : 2017/12874
KARAR TARİHİ : 12.09.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde 2003/Mart ayında çalışmaya başladığını ve bu çalışmasının aralıksız devam ettiğini, 20.06.2011 tarihinde iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının çalışmadığı dönemler içinde talepte bulunduğunu, ayrıca 01.12.2007 tarihinde Şirketlerinden kendi isteğiyle ayrılıp aradan 5 ay geçtikten sonra dava dışı … Yapı Firmasında çalışmaya başladığını ve bilahare 28.04.2011 tarihinde tekrar Şirketlerinde çalışmaya başlayıp kendi isteğiyle iş ilişkisini 28.04.2011 tarihinde sona erdirdiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece verilen ilk karar tarafların temyizi üzerine Dairemiz’in 05.11.2015 tarihli ve 2014/17830 E. sayılı “Davacının iddia ettiği Mart 2003-20.06.2011 arası kesintisiz çalışma döneminin tamamının davalı işyerinde geçtiğini ispata yarar tanık beyanları bulunmamaktadır. Diğer taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporundan, kayıtlarda davalı Şirketin dışında Şirketlere ait kaydın bulunduğu tespiti yapılmış, ama bu işyerlerinin davalı Şirket ile bağlantısı denetime elverişli bir şekilde ortaya konulmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, kayıtlarda görünen işyeri sicil numaralarının hangi Şirketlere ait olduğunun araştırılıp, davalı Şirket ile bağlantısının dosyadaki delil durumuna göre değerlendirilerek davalı işyerinde geçen hizmet süresi belirlenmeli, davacının tazminat ve alacaklara bu süreye göre hesaplanıp hüküm altına alınmalı” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamı sonrasında alınan hükme dayanak bilirkişi raporunda ise hizmet süresine ilişkin seçenekli bir tespit yapılmış, burada 1. seçenek olarak … … Sitesi ve … Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki hizmet süreleri dışlanarak, 2. Seçenek olarak ise … … Sitesi, …. Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti. ve …. İnş. Mak. San. ve Tic. A.Ş.’deki hizmet süreleri dışlanarak kayıtlara göre hizmet süresi belirlenmiştir.
Taraflar bu rapora itiraz etmişlerdir. Mahkemece tarafların itirazları ek rapor alarak giderilmediği gibi karar gerekçesinde de karşılanmamıştır.
Mahkeme gerekçe olarak “Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının kıdem ve fazla mesai alacaklarına ilişkin ve yıllık izne ilişkin taleplerinin kabulüne, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücret alacaklarına ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Her ne kadar hüküm fıkrasından Mahkemenin ek bilirkişi raporunun 1. Seçeneğine itibarla karar verdiği anlaşılmakta ise de bu seçeneğe neden üstünlük tanındığı gerekçede açıklanmadığı gibi bu rapora karşı tarafların itirazları da karşılanmamıştır. Mahkemenin bu açıklaması Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 141. ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı gerekçe değildir.
Sonuç olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımayan kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, hükme dayanak bilirkişi raporuna karşı davacı … Yapı ile …. İnş. Şirketleri ile davalının adresleri, ortakları, işkolu ve faaliyetlerinin aynı olduğu, dosyaya ibraz edilen bordro ve belgelerin … Yapı Firmasına ait olduğu ve bu Şirketler ile davalı arasında organik bağın olduğunu somut deliller ile iddia ederek bu Şirketlere ait hizmet sürelerinin dışlanmasına açıkça itiraz etmiştir. Hükme dayanak bilirkişi raporunun her iki seçeneğinde de bahsi geçen Şirketlere ilişkin hizmet süreleri dışlanmıştır. Bu somut itiraz karşısında bozma ilamı sonrasında bu husus üzerinde özellikle durulmalı, gerekirse başka bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmelidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine 12.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.