Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/22627 E. 2020/18501 K. 15.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/22627
KARAR NO : 2020/18501
KARAR TARİHİ : 15.12.2020

MAHKEMESİ : İstanbul 32. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 17/07/2008-23/02/2015 tarihleri arasında Tır şoförü olarak asgari geçim indirimi hariç 1.300,00 TL ücretle çalıştığı, fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığı halde ücretinin ödenmediği, iş akdini haklı nedenle feshettiği iddiası ile kıdem tazminatı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
İstinaf:
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süresinde olmadığı bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355/1. maddesi uyarınca sadece kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
Vekâletname sunulduktan sonra tebligatların vekile yapılması gerekir. Vekil ile takip edilen davada asil duruşmada bizzat bulunsa dahi tebliğin ona değil, vekiline yapılması zorunludur. Vekile çıkarılan tebligat, kendisine veya kendisi yerine sekreteri veya katibine tebliğ edilmelidir. Ancak isticvap, yemin gibi şahsa bağlı işlemlerde, tebligatın vekile değil, bizzat bu işlemi yapacak asile yapılması kanuni zorunluluktur.
Somut uyuşmazlıkta; Davalı vekili adına düzenlenerek tebliğe çıkartılan gerekçeli karar işyeri çalışanı Behice Ertürkan’a tebliğ olmuştur. Davalı vekilinin sunduğu SGK işyeri dönem bordrolarına göre davalı vekilinin Behice Ertürkan isimli bir çalışanının bulunmadığı, bu kişinin davalı kooperatif çalışanı olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtildiği üzere, vekil ile temsil edilen davalının vekili veya davalı vekilinin çalışanı yerine davalı kooperatif çalışanına yapılan tebligat usulsüz olup, davalının istinaf başvurusunun süresinde olduğunun kabulü ile istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ve kamu düzeni ile ilgili inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istinaf kanun yolu incelemesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.