YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/23232
KARAR NO : 2020/18917
KARAR TARİHİ : 16.12.2020
MAHKEMESİ : Antalya 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 17.09.1999 tarihinde işe başladığını, 28.02.2015 tarihine kadar kesintisiz olarak satış ve pazarlama müdürü olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin haklı bir sebep bulunmaksızın ihbar öneli verilmek suretiyle davalı tarafından feshedildiğini, bir kısım kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödemesi yapılmış ise de, bu ödemelerin kısmi nitelikte bulunduğu, bakiye alacaklarının ödenmediğini; zira işyerinin devralındığı 01.01.2008 tarihi esas alınarak tazminat ve alacak miktarlarının tespit edildiğinin anlaşıldığını, davalı işyerinde fazla çalışma yapmasına, dini bayramlar hariç çalışma yapılmasına rağmen karşılıklarının ödenmediğini, primlerinin SGK’ya gerçek ücret üzerinden bildirilmediğini, müvekkilinin 17.09.1999 tarihinden bu yana sadece 9 günlük izin kullandığını, bakiye izin ücreti alacağı da bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının 12.12.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının şirkette çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatı bedeli olarak 25.341,25 TL net ödeme yapıldığını, kullanmadığı yıllık izin ücreti alacaklarının da fesih tarihinde ödendiğini, davacının şirket merkezinde Pazarlama müdürü olarak kendi belirlediği mesai saatleri ile çalıştığını, talep konusu alacaklara hak kazanamadığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Antalya 3.İş Mahkemesi 2015/409 esas ve 2017/91 sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda davacı vekili, davacının işe girdiği 19.07.1999 tarhinden fesih tarihine kadar sadece 9 gün izin kullandığını, müvekkili davacıya fesih tarihinde bir kısım yıllık izin ücreti ödemesi yapılmış ise de, işe giriş tarihinden değil, işyerinin devralındığı 01.01.2008 tarihinden itibaren hesaplama yapıldığından yıllık izin ücreti alacağının eksik yatırıldığını iddia etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 15 tam hizmet yılına göre 266 gün yıllık izne hak kazandığını, 2010 yılı Şubat ayına ait imzalı ücret bordrosunda 20 gün izin kullandığı kaydı yer aldığından, davacının bakiye 246 gün izin hakkı bulunduğu, buna göre davacının hak ettiği yıllık izin ücreti alacağının net 32.061,09 TL olduğu, iş sözleşmesininn feshi sırasında ödenen 14.400,00 TL’lik ödemenin mahsubu suretiyle davacının yıllık izin ücreti alacağının net 17.661,09 TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 15 yıllık çalışma süresi boyunca yalnızca 9 gün izin kullanması hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.