Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/23568 E. 2017/13338 K. 14.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/23568
KARAR NO : 2017/13338
KARAR TARİHİ : 14.09.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ile yıllık jestiyon primi, 4 aylık boşta geçen süre ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı bankada 01.12.1997 tarihinden 01.12.2006 tarihine kadar hazine ve sermaye piyasaları bölümü satış departmanında müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş akdinin geçeri ve haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, haksız fesih üzerine davacının açtığı işe iade davasının…2. İş Mahkemesinin 2008/830 E. 2009/664 07.12.2009 K. tarihli kararı ile kabul edildiğini, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2011/618 E. 2011/6445 K. ve 01.11.2011 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiğini, davacının davalıya gönderdiği 19.01.2012 tarih ve 309 yevmiye no.lu ihtarnameyle işe iadesini ve alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, davacının işe döndürülmediği gibi alacaklarının eksik ödendiğini iddia ederek, bakiye kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık jestiyon primi, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının davalı bankada 01.12.1997 tarihinden 01.12.2008 tarihine kadar çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin fesih tarihi İtibariyle kıdem ve ihbar tazminattan ile tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, prim alamaya hak kazanan her çalışanın performans seviyesine göre aldığı prim miktarının da değişkenlik gösterdiğini, primin davalı tarafından düzenli olarak ödenmesi gereken bir alacak kalemi olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Dairemizin 14/04/2016 tarih ve 2015/875 Esas, 2016/9534 Karar sayılı ilamıyla “1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Boşta geçen süre ücretinin, geçersizliğine karar verilen ilk fesih tarihini takip eden 4. ay olan 01/04/2009 tarihindeki ücrete göre hesaplanması gerekirken, işe başlatmama tarihindeki ücret üzerinden hesaplama yapılması hatalıdır.
3-Hükmedilen miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Öncelikle belirtmek gerekir ki “Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir”.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMK.nun 297 vd. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas ilk bilirkişi raporunda, boşta geçen süre ücret alacağı, işe başlatmama tarihindeki ücret üzerinden hesaplanırken diğer haklardan sadece yemek ücreti eklenerek fark boşta geçen süre ücret alacağı ve diğer haklar hüküm altına alınmıştır. Davacı, bu hesaba itiraz etmemiştir. Bozma üzerine geçersizliğine karar verilen feshi takip eden aydan itibaren 4 aylık boşta geçen süre ve diğer haklar hesaplanırken hayat sigortası, sağlık sigortası, BES işveren kesintisi ve jestiyon ödemeleri de dahil edilerek fark boşta geçen süre için ücret ve diğer haklar hesaplanıp bozmadan önceki miktardan daha fazla hesaplama yapılmış, taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca 01/04/2009 tarihindeki brüt ücretin sadece yemek ücreti dahil edilerek hesaplanması gerekirken, davalı aleyhine hayat ve sağlık sigortaları, BES işveren kesintisi ve jestiyon ödemelerinin de dahil edilerek hesaplanması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.