Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/24041 E. 2017/14473 K. 28.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24041
KARAR NO : 2017/14473
KARAR TARİHİ : 28.09.2017

MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 27.09.1999-30.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını, ödenmeyen ücret alacakları nedeniyle iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı tarafların temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 09/06/2015 tarih, 2015/13784 Esas, 2015/11517 Karar sayılı ilamı ile, “Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, davacının 8:30-20:00 saatleri arasında 5 gün çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmış ise de dosyaya sunulan dava dışı … Şirketi tarafından sunulan kayıtlarda davacının cumartesi günleri de çalıştığı görüldüğünden kayıtlardan anlaşılan cumartesi günü çalışmalarının fazla çalışmaya dahil edilmeyerek eksik alacağa hükmedilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece bozma kararı sonrası kurulan yeni hükümde, kıdem tazminatı talebi hakkında “karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonra da Mahkemece HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmesi zorunludur. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi HMK’nın 297. maddesine açıkça aykırıdır.
3-Mahkemece bozmadan önceki karara esas bilirkişi raporunda 26.09.2009-01.07.2010 tarihleri arasındaki fazla mesai ücreti hesabı 39 hafta üzerinden yapılmış ve bu husus bozma kapsamı dışında kalarak davalı lehine usulü kazanılmış hak oluşturmuştur. Bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, belirtilen tarihler arası için 72 hafta üzerinden fazla mesai ücreti hesabı yapıldığı görülmüştür. Bu durum, bozmaya uyulmakla davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesinin ihlalidir.
4-Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 13.08.2011 tarihli cumartesi günü çalışması karşılığı olarak yapılan fazla mesai ücreti hesabında 3,20 saatlik çalışmadan 15 dakika ara dinlenme düşülmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, 13.08.2011 tarihli çalışmaya ilişkin fazla mesai ücreti hesabının 3 saat üzerinden yapılması gerekirken 3,48 saat üzerinden yapılması da hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.