YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24104
KARAR NO : 2017/13893
KARAR TARİHİ : 21.09.2017
MAHKEMESİ :(SOSYAL GÜVENLİK) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, asgari geçim indirimi, genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davlaı işverenlikte 08/11/2010 -05/07/2012 tarihleri arasında çalıştığını, maaşların eksik ödenmesi ve fazla mesailerin hiç ödenmemesi nedeni ile iş aktini davacının haklı feshettiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre,iş sözleşmesi bir veya birden fazla işverenin bir zaman sürecinde ve iş gününün belli kesimlerinde emri altında bir kimseyi istihdam etmesi, emeğinden yararlanması ve bunun karşılığı da ücret ödemesi şeklinde ortaya çıkan zaman, bağımlılık ve ücret unsurlarını kapsayan bir ilişki olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesine göre ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceği gibi aynı kanunun 24/II-e bendi gereğince haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshedebileceği, İş Kanunu’nun 24/II-f maddesine göre “çalışma şartları uygulanmazsa” işçi iş akdini haklı nedenle derhal feshedebilir, ücret çalışma koşullarının esaslı unsuru olduğu, ücretin düşürülmesi çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak kabul edildiği, buradaki ücret geniş anlamda değerlendirilmekte, ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi, sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya düşük ücretten yatırılması halinde de işçinin haklı fesih imkanı olduğu kabul edildiği, ücretin tam ve zamanında ödendiğini ispat yükümlülüğü işverene ait olup, davacının ücretlerinin tam olarak ödendiği, imzasını taşıyan bordro, makbuz vb. yazılı delil veya banka kaydı ibrazı suretiyle kanıtlanmamış olmakla davacının talebi gibi bakiye maaş alacağı isteyebileceği anlaşıldığı, fazla çalışma yapıldığının ispat yükü iddia da bulunan kişiye ait olduğu, fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, giriş-çıkış kayıtları yazılı delil niteliğinde olduğu, fazla çalışmanın bu yazılı belgelerle kanıtlanmaması halinde tanık beyanları ile sonuca gidilebileceği, bunun dışında herkesçe bilnen genel vakıalar da bu konuda dikkate alınabileceği, Yargıtay uygulamalarında, işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtildiği, davacının fazla mesai yaptığı ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediği iddiası tanık beyanıyla ispat edilmiş, davalı tarafça fazla mesailerin ödendiğine dair bordro veya hesap ekstresi ibraz edilmemiş, işveren tarafından fazla mesai ödemeleri ispatlanamadığı, yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene ait olduğu, işveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eş değer belge ile kanıtlaması gerektiği, bu konuda işçiye yemin de teklif edebileceği, davacının işe başladığını iddia ettiği tarihi doğrular nitelikte belge sunulmadığından tanık beyanları da davacının işe başlangıç tarihini ispata yeterli olmadığından işe başlama tarihi konusunda resmi kayıtlara, işten ayrılış tarihi konusunda da ihtarname tarihine itibar edilmiş, davacının hizmet süresi bir yılı doldurmadığından yıllık izne hak kazanmadığı kanısına varıldığı, yapılan yargılama, SGK kayıtları, tanık beyanları, ihtarname, emsal ücret araştırması, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirkete ait işlerinde 01/11/2011 – 05/07/2012 tarihleri arasında mekanik ustası olarak çalışırken ücretlerin ve fazla mesailerin ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiği, hizmet süresi bir yılı doldurmadığından kıdem tazminatı ile yıllık izne hak kazanmadığının anlaşıldığı, tanık beyanlarına göre tespit edilen fazla mesai ve genel tatil alacaklarından takdiren %30 indirim yapıldığı, asgari geçim indirimi alacağının ve davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı ve yıllık izin haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Hizmet süresi bakımından, çalışma süresini işçi ispatlamalıdır.
Dosyadaki hizmet dökümü ve işyeri belgesine göre davacının davalı işyerinde 22/09/2011 tarihinde işe giriş kaydının olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle hükme esas bilirkişi raporunda giriş tarihinin 01/11/2011 kabul edilmesi hatalıdır.
Hüküm altına alınacak alacakların hizmet süresine göre yeniden belirlenmesi gerekeceği de gözetilmelidir.
3- İşçiye, işyerinde çalıştığı sırada ara dinlenmesi verilip verilmediği ve süresi konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (on bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tanık beyanlarında 1 saat ara dinlenmeden bahsedilmektedir. Dolayısı ile haftada 5 gün yapılan 10,5 saatlik günlük çalışmadan 1 saat ara dinlenmesi düşülmesi gerekirken 1,5 saat ara dinlenmesi düşülmesi hatalıdır.
4-Kabul edilen kısma ve hüküm tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesine göre davacı lehine 1500 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı ise de bozma üzerine verilecek yeni hüküm tarihinde hüküm altına alınan alacak miktarı ve o tarihte geçerli olacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekalet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de göz önüne alınmalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA , peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.