YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24608
KARAR NO : 2017/14173
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01/09/1996-11/09/2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kaynak ustası olarak çalıştığını, davalının birtakım bahanelerle müvekkilinin iş akdini sebepsiz feshettiğini ancak tazminat ve bazı işçilik alacaklarını da ödemediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai alacağının ödetilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 10 yıldır müvekkil şirkette kaynak ustası olarak çalıştığını, 11/09/2009 tarihinde yapılan temizlik esnasında, davacının depoda iki çuval içinde bronz, demir ve sair malzemeleri hurdacıya satmak için sakladığının tespit edildiğini ve iş akdinin bu hırsızlık nedeniyle 14/09/2009 tarihinde İş Kanunu’nun 25/II maddesine göre haklı olarak feshedildiğini ve bu olayla ilgili olarak ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, hırsızlık olayı işyerinden yapıldığı için davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş yerinde kullanılan demirlerden arta kalan hurdanın tanıkların beyanlarına göre zaman zaman patron tarafından satılarak işyerine çay- şeker gibi malzemeler alındığını, zaman zaman da işçilere dağıtıldığının anlaşıldığını, yine hurda demirlerden davacının 2 çuval demiri satmak üzere hazırlayıp dükkanda muhafaza ettiği ancak işyerindeki genel uygulamaya göre maddi değeri fazla olmayan hurda demirlerin bu şekilde zaman zaman işçiler tarafından alınmasından, bazen de işveren tarafından satılarak dükkana çay şeker gibi malzeme alınmasında işçilerin ve işverenin haberdar olduğu ve bu duruma ses çıkarmayarak bu durumu zımmi olarak kabul etmiş olduğu, davacının satmak üzere hazırladığı hurda demirlerden de esasen diğer çalışanların da haberdar olduklarını, davacının dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre önceki uygulamalar nedeniyle her hangi bir kimseden izin alma gereği duymadan söz konusu demirler işyerinden çıkarılmadan, davalı işveren yetkilisi tarafından görüldüğü ve davacının hırsızlık yaptığından bahisle iş akdinin İş Kanunu’nun 25/2. maddesi gereğince son verildiği, yine davalı tarafından bu olay öncesinde de davacı tarafından hırsızlık yapıldığı iddia edilmesine rağmen buna dair her hangi bir belge ve kayıt bulunmadığı, işyerinde 13 yıl çalışan davacının bunca yıllık emeğini, tazminat ve işçilik haklarını hiçe sayarak, kıymeti çok düşük olan hurdaları çaldığı ve hırsızlık kastıyla hareket ettiğinin kabulü, hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve hurdaların satımı konusunda işyeri uygulamasının da esnek olduğu dikkate alındığında, davalı işveren yönünden feshin haklı neden oluşturmadığı, ancak geçerli nedenle fesih olabileceği, geçerli nedenle iş akdinin fesih edilmesi halindeyse davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi gerektiği gerekçelerine dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğine göre; davalı işverenin, davacı işçi hakkında işyerinde hırsızlık yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu ve Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda, davacı hakkında 02/04/2010 tarihinde “kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık” suçlamasıyla kamu davası açıldığı ve İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada, anılan mahkemece 22/10/2013 tarih ve 2010/199 Esas, 2013/439 K, sayılı kararla, davacının atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği ancak temyiz edilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Ayrıca Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırmada, anılan dosyayla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08/01/2015 tarih ve 2014/32070 sayıyla tebliğname düzenlendiği ve anılan tebliğnamede, eyleme uyan suçun “güveni kötüye kullanma suçu” olduğu gerekçesiyle yerel ceza mahkemesi kararının bozulmasının talep edildiği ve dosyanın halen 2015/6802 esas numarasıyla Yargıtay 2. Ceza Dairesinin arşivinde olduğu görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesine göre “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idarî makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idarî makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir”.
İş Mahkemesi bir hukuk mahkemesi olup, kendisine açılan feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminat istemli davayı bütün yönleri ile inceleyip karara bağlamakla görevli olduğundan, öncelikle davada ortaya çıkan ön sorunları da kural olarak kendisi inceleyecektir. Fakat bu ön sorun ile ilgili başka bir mahkemede dava açılmış ise ve birleştirilmesi olanağı da yoksa bu ön sorun ile ilgili açılan davanın beklenmesi kaçınılmazdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece ceza dosyasının sonucu eldeki fesihle ilgili uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkileyeceğinden, ceza davası kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gözetilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.