YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24714
KARAR NO : 2017/14125
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, davalı şirkette 01.02.1989-31.07.2009 tarihleri arasında çalıştığını şantiye işlerinin bitimi nedeniyle kısa sürelerle ücretsiz izinli olarak yurda gönderildiğini, davalının kendisini çağırmasını beklediğinden hizmet akdinin aralıksız devam ettiğini, son ücretinin net 800,00 USD olduğunu, yatacak yerinin karşılandığını ve üç öğün yemeğinin verildiğini, iş bitimi nedeniyle diğer işçilerle birlikte ücretsiz izinli olarak yurda gönderildiğini, ancak bir daha işe çağrılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının çalışmasının sürekli ve kesintisiz olmadığını, bir şantiyeden ayrılıp diğerinde işbaşı yaptığı süreçte arada çalışmadığı dönemde şirket ile bağlantısının olmadığını, istifa dilekçesi nedeniyle 01.07.2009 tarihinde çıkışının yapıldığını bildirerek yerinde bulunmayan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen ilk karar davacı vekilinin temyizi üzerineYargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10/12/2015 tarihli 2014/22290 E. 2015/34990 K. sayılı ilamı ile özetle;
” Davacı işçi, davalı şirketin …’daki şantiyelerinde demirci olarak çalıştığını, en son 800,00 USD ücret aldığını, fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini belirterek davaya konu tazminat ve işçilik alacaklarını talep etmiştir.
Davalı işveren son ücretin 3,00 USD/saat olduğunu ve fazla çalışmaların da bu ücrete eklenerek ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının savunmada geçen saat ücreti ile çalıştığı ve bordrolarda fazla çalışma ile hafta tatili ücreti tahakkuku yer aldığı gerekçesiyle sözü edilen isteklerin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacının aylık temel ücretinin miktarı tartışma konusudur. Davacı tanığı davacının iddia ettiği ücreti doğrulamış, ücret araştırmasına gelen cevapta yurtdışında çalışan işçinin ücretinin bilinmediği açıklamış ancak yurt içinde çalışan demirci ustasının ücreti bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunda iddia ve savunmaya göre iki farklı ücret üzerinden değerlendirmeler yapılarak hesaplamaya gidilmiştir.
Mahkemece davalının savunduğu saat ücreti üzerinden yapılan hesaba itibar edilerek isteklerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece kabul edilen ücret, yurt içinde çalışan bir işçinin alabileceği ücret olarak sendika tarafından bildirilen ücretin dahi altında kalmaktadır.
Dosya içinde yer alan imzasız ücret bordrolarının incelenmesinden, aylık normal çalışma saatleri ile fazla çalışma ve hafta tatili ücretleri tahakkukların son dönemlerde yaklaşık 1.000,00 USD üzerinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ücret bordroları davacının imzasını içermemekte olup saat ücreti 3,00 USD ile çarpılmış ancak aynı bordrolarda fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, çalışmadan ödenen ve yolda geçen süre tahakkukları yer alsa da, bazı aylarda tahakkuk miktarları değiştirilmek suretiyle hemen hemen aynı ücret rakamına ulaşılmıştır. İşverence dayanılan ücret bordroları ile cari hesap kartında yazılı ödeme rakamları da birbiriyle uyumlu değildir. Bu durumda davacı işçi iddia ettiği aylık 800,00 USD net ücreti kanıtlamış durumdadır. Davaya konu işçilik alacakları hesabında bilirkişi raporunun ilgili seçeneği dikkate alınmalıdır. Ancak sözü edilen raporda fazla çalışma, hafta tatili ile genel tatil alacaklarının giydirilmiş ücret olan 900,00 USD üzerinden hesaplandığı dikkate alınmalı, gerekirse sözü edilen istekler bakımından yeniden hesap raporu alınarak 800,00 USD üzerinden hak kazanılabilecek tutarlar belirlenmelidir.
Öte yandan, davacı işçi aylık ücretinin 800,00 USD olduğunu ileri sürmesine rağmen cari hesap kartına ve banka hesap hareketlerine göre sözü edilen miktarın çok üzerinde aylık ödemeler söz konusudur. Davacıya yapılan aylık ödemeler 1000,00 USD’nin üzerindedir. Bu durumda davalı işverence iddia edilen ücreti üzerinde yapılan ödemelerin davaya konu fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile genel tatil ücretlerini ilgilendirip ilgilendirmediği belirlenmeli sonucuna göre isteklerle ilgili bir karar verilmelidir. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacının temel ücretinin tespiti ile işverence ödenen ücret içinde fazla çalışma ve tatil ücreti alacaklarının yer alıp almadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içinde yer alan ücret bordroları ve mesai şeritleri imzasız olup, aylık normal çalışma, fazla çalışma ve tatil çalışmalarını da içerir şekilde düzenlenmiştir. Bazı aylarda normal mesai süresi azaltılarak ve karşılığında fazla çalışma ile tatil mesaisi süreleri arttırılarak bordro düzenlendiği, böyle olunca davacı işçiye esasen aylık olarak yabancı paralar üzerinden temel ücret ödendiği ancak imzasız bordrolarla fazla çalışma ile tatil ücretleri de gösterilmek suretiyle tahakkuka gidildiği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirmektedir. Bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirdiğinden işverenin kayıtlarında (bordro ve bordrolara uygun olarak tanzim edilen mesai şeritleri) yer alan fazla mesai ve tatil çalışma süreleri davacı işçinin fazla mesai yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını göstermez. Kaldı ki bu bordroların ve mesai şeritlerinin gerçekte alınan ücreti gizlemek için sonradan gerçeğe aykırı olarak tanzim edildiği davacı tarafın da kabulündedir. Bu halde söz konusu alacakların varlığını ispat yükü davacıdadır. Davacı çalışma olgusu yönünden işyeri kayıtlarına ve tanık beyanlarına dayanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, işçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 HMK.’un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılmalı ve salt bu tanıkların beyanı ile sonuca gidilmemesi gerekir. İşveren ile husumet içinde olan tanıkların beyanları diğer yan delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına ve işyeri kayıtlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve tatil günlerinde çalıştığı kabul edilip alacak hesaplanmıştır. Oysa davacı tanığı olarak dinlenen işçi aynı şekilde davalı aleyhine dava açmıştır.
Tanığın konumu, tanıklığına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır. Bu nedenle tanıklığına itibar edilemez. Yukarıda anlatıldığı gibi bordrolarda yer alan toplam ödeme tutarları sadece temel ücreti ilgilendirdiğinden işverenin kayıtlarında (bordro ve bordrolara uygun olarak tanzim edilen mesai şeritleri) yer alan fazla mesai ve tatil çalışma süreleri de davacı işçinin fazla mesai yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını göstermez. Davacı fazla çalışma yaptığını ve tatil günlerinde çalıştığını somut delillerle kanıtlayamadığından bu taleplerin reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine eksik vekalet ücreti takdir edilmesi hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.