Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/24842 E. 2017/15047 K. 05.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24842
KARAR NO : 2017/15047
KARAR TARİHİ : 05.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Davacı, asıl davada ücret, resmi tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine, birleşen davada ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, dava ve birleşen dava dilekçelerinde, 1997/Ağustos -22/06/2009 tarihleri arasında davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, aylık ücretinin 7000 TL olduğunu ancak bordroda 3.500,00 TL gösterildiğini, elden ödenmesi gereken 2008 Ocak-2009 Haziran dönemi ücretlerinin ödenmediğini bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ücret, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının işveren vekili sıfatıyla üst düzey operasyon müdürü olarak çalıştığını, 24/06/2009 tarihinde kıdem tazminatı dahil toplam 40.000 TL ödeme yapıldığını, ödemeye dair makbuz ve başka bir alacağı olmadığına dair ibraname verdiğini, net ücretinin 3.574,00 TL olduğunu iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme’nin 2010/153 Esas -2012/518 Karar 11/09/2012 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilerek Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 16.10.2014 tarihli kararı ile bozulduğu, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 16.10.2014 tarihli bozma kararında taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunduğu, 24.06.2009 tarihli ibraname mevcut olup söz konusu ibranameye karşı davacıdan diyecekleri sorulmadan ve mahkeme tarafından bir değerlendirmeye tabi tutulmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu ve taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal ücret araştırmaları ve davacının beyanına itibar edilerek aylık net 7000 TL ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmış olup davalı işyerinde gemi ve havayolu bölümünün müdürü olarak çalışan davacının emsal ücret araştırmasında uzak yol kaptanı olarak çalıştığının belirtilmesi isabetli olmadığı,davalı firmanın faaliyet alanı, davacının yaptığı iş ve hizmet süresi belirtilerek ilgili meslek kuruluşlarından araştırma yapılarak davacının ücret seviyesi belirlenmesi gerektiği, davacının yaptığı işle ilgisi bulunmayan şekilde emsal araştırması yapılması ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğu açıklanarak Mahkeme kararının bozulduğu, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 16.10.2014 tarihli bozma kararından sonra Mahkeme’nin 2014/644 Esas ile sayı alan dosyanın yargılamasında,Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 16.10.2014 tarihli bozma kararı yöntem ve yasaya uygun bulunarak uyulmasına karar verildiği, Mahkeme tarafından Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin bozma kararına uyulmasına karar verilmesinden sonra yapılan yargılama sonunda 2014/644 Esas 2016/315 Karar sayılı 06.06.2016 tarihli karar ile davacının davalı işyerinde üst düzey yönetici olarak iddia edilen tarihler arasında çalıştığı hususunda taraflar arasında anlaşmazlık olmadığı, davacıya davalı tarafından işten ayrıldıktan sonra ödemeler yapıldığı, üst düzey yönetici olarak çalışan davacının emsal ücret araştırma yazı cevapları,dosya kapsamı, bilirkişi raporundan ödenmeyen ücret alacağının 57.147 TL olduğu ve davalının ödenmeyen ücret alacağının ödendiğini ispat eder imzalı bordo veya eşdeğer belge sunmadığı kabul edilmiş ve davacının yıllık izinlerinin kullandığının ispatı davalı işveren tarafına ait olup davalı tarafından davacının yıllık izinlerin kullanıldığını gösterir davacının imzası olan yıllık izin defteri sunulamadığı, davacının 1998,1999,2000,2001,2002 ve 2003 yıllarına ait yıllık izinlerini kullanmadığı kabul edilerek ve dosya kapsamından davacının davalı işyerinde ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, davacının bu çalışmalarının ücretini ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği kabul edilerek davacının 18.566,67 TL yıllık izin ücreti alacağı, 500 TL ücret alacağı ve hakkaniyet indirimi yapılarak 1314,69 TL ulusal bayram genel tatil … ücreti alacağının davalıdan alınmasına karar verildiği, Mahkeme’nin 2014/644 Esas 2016/315 Karar sayılı 06.06.2016 tarihli kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilerek Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 15.12.2016 tarihli kararı ile bozulduğu, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 15.12.2016 tarihli bozma kararında: “Anayasa’nın 138. ve 141. maddelerine göre Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanması gerekmektedir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlandığı,hukukî dinlenilme hakkının Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olduğu,” Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri,kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup,bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,açıklama ve ispat hakkını,mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermekte olduğunu, Mahkemelerin kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğunu ve eksik,şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâli olduğunu,HMK.’un 297. maddesinde de verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmış olduğunu, kararın gerekçesinde maddi olayın saptanması, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmesi, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmesi, hukuk kuralları somut olaya uygulanması ve sonunda hüküm kurulması gerektiğini,maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantının da ancak bu şekilde kurulabileceği,ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacağı belirtilmiş ve somut uyuşmazlıkta, 9.Hukuk Dairesinin 2012/35639 Esas sayılı bozma ilamında dosyadaki ibranamenin bir değerlendirmeye tabi tutulması ve davacının işi doğru belirtilerek yapılacak emsal ücret araştırması yapılmak sureti ile ücretinin tespiti gerektiğinin belirtilmiş olduğu ve Mahkememizin bu karara uymuş olduğu ancak, Mahkeme kararında ibraname hakkında nasıl bir değerlendirme yapıldığı, neden kabul edilmediği,ücret miktarının neden bu şekilde kabul edildiği, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının nasıl değerlendirildiğinin açıklanmadığı ve açıklandığı şekilde kararın gerekçelendirilmemiş olduğu ve Mahkemenin “gerekçesinin” Anayasa ve Yasanın anladığı ve amaçladığı anlamda gerekçe olmadığı ve kararın açıklandığı şekilde gerekçelendirilmediği” açıklanarak bu durumun adil yargılanma hakkının ihlali olduğu belirtilerek Mahkeme kararının bozulduğu, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 15.12.2016 tarihli bozma kararı yöntem ve yasaya uygun bulunarak uyulmasına karar verildiği, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 15.12.2016 tarihli bozma kararından sonra 2017/39 Esas sayısı alan dosyanın yapılan yargılama sonunda: Davacı vekilinin davacının davalı işyerinde 1997 Ağustos-22.06.2009 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını,ücretinin bir kısmının bordroda gösterilen miktar üzerinden,bir kısmının elden ödenerek ücretin tamamının bordroya yansıtılmadığını, 2008 Ocak-2009 haziran dönemine ait elden ödenmesi gereken ücretlerin davalı tarafından ödenmediği,aylık ücreti 7000 TL olan davacının 3500 TL ücretinin bordro ile ödendiğini,davacının yıllık izinlerini eksik kullandığını ve bazı yıllarda izin kullanmadığını,ulusal bayram ve genel tatil … ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek davalıdan ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve ulusal bayram ve genel tatil … ücreti alacaklarının alınması talebi ile dava açıldığı, davalı vekilinin davacının iş aktinin istifa ile sona erdiğini ve tüm alacaklarının ödenmiş olduğunu,işyerinde işveren sıfatı ile üst düzey operasyon müdürü olarak 01.08.1997 tarihinden itibaren çalışan davacının 2009 Haziranda işten ayrılmak istediğini ve üst düzey yönetici ve bir dönem hissedar olmasından faydalanarak yasal olarak hakkı olmamasına karşın kıdem tazminatının yanı sıra yaklaşık 14.000 TL ödemenin yapılmasını sağladığını, 24.06.2009 tarihinde davacıya kıdem tazminatı dahil toplam 40.000 TL ödendiğini, ödemeye ilişkin makbuz ve başka bir alacağı olmadığına ilişkin ibranamenin davacı ile davalı şirket tarafından imzalandığını, davacının son aylık ücretinin net 3.574,00 TL olup davacı ve davalının sulhen anlaşarak iş ilişkisinin sona erdirildiğini, davacının uzun dönem davalı şirketin iştirakı olan Yeni … Air Cargo şirketinin ortağı ve paydaşı olduğunu, davalı şirkette müdür ve şirket ortağı olarak işveren vekili konumunda bulunan davacının işin niteliği ve konumu gereği … yapılmayan ulusal bayram, resmi bayram ve genel tatillerde çalışmadığını,üst düzey yönetici olması sebebi ile … saatlerini kendisinin belirlediğini, tüm yıllık izinlerini kullandığını, davacının ödenmeyen ücret alacağı olmadığını, böyle bir alacağın olmasının kabul edilmesi halinde davacıya ödenen 13.282 TL tutarındaki miktarın tüm bakiye alacaklarına karşılık olduğunu,davacının ibraname ile feragat ettiğini ve davalıyı ibra ettiğini savunduğu, taraflar arasında davacının davalı işyerinde iddia edilen tarihler arasında üst düzey yönetici olarak çalıştığı hususunda anlaşmazlık bulunmadığı, davalı işyerinin işten ayrıldıktan sonra davacıya ödemeler yaptığı, davacının iş aktinin sona erdiği 23.06.2009 tarihinden sonra, 24.06.2009 tarihinde ibraname düzenlendiğini ve ibranamede davacının istifa ederek ayrılmasına karşın işveren tarafından kıdem tazminatının ödenmiş olduğunun da belirtildiği, ibranamede davacının hizmet akti nedeni ile yaptığı çalışmaları nedeni ile doğmuş olan ücret ve benzeri para ile ölçülebilir sosyal hakları ve kıdem tazminatının tamamını aldığının ve başkaca hiç bir hak ve alacağı kalmamış olması nedeni ile davalıyı gayri kabili rücu olarak ibra ettiğinin belirtildiği ve de davacının … süresine ait ücret ve benzeri hiç bir alacağı bulunmadığı,işyerinden istifa sureti ile ayrılmasına karşın davalı işverenin kıdem tazminatının tamamını ödediğini ve bu nedenle bundan böyle herhangi bir nam altında hiç bir alacak ve hak talep etmeyeceğinin ve kıdeme esas hizmet süresi dahil olmak üzere fazlaya ilişkin hakkı bulunmadığını ve böylelikle doğmuş ve doğabilecek hak ve alacaklarından feragat ettiğini,hiç bir nam altında başkaca hiç bir dava açmayacağına ve ibranameyi kendi rızası ile kabül ederek imzaladığının belirtildiğinin görüldüğü, 24.06.2009 tarihli banka dekontu ile davalının davacıya kıdem tazminatı ödemesi olarak 40.000.TL ödeme yaptığının görüldüğü, davacı ile davalı arasında düzenlenen ibranamenin davacının iş ilişkisinin sona ermesinden sonra düzenlendiğinin anlaşıldığı, sözkonusu ibranamede düzenleme tarihi bulunduğu, ibranamede hizmet akti nedeni ile,yaptığı çalışmaları nedeni ile doğmuş bulunan ücret ve benzeri para ile ölçülebilen sosyal hakları ve kıdem tazminatının tamamının alındığı ve başkaca hiç bir hak ve alacağının kalmamış olması sebebi ile davacının davalıyı ibra ettiğinin belirtildiği, bu davaya konu alacaklar, yıllık izin ücreti alacağı,elden ödenmekte olan ücret alacağı ve bayram ve genel tatil … ücreti alacağı olduğu, ibranamede ücret alacağı,yıllık izin ücreti alacağı,ulusal bayram ve genel tatil … ücreti alacakları ibranamede yer almadığı, davacının 2008 Ocak-2009 Haziran dönemi elden ödenen ücret alacaklarının ödenmediği iddia edilmekte olup ibranamede davacının yaptığı çalışmaları sebebi ile doğmuş olan ücret alacağı olarak belirtilmiş olup davacının aylık ücretinin net 7000 TL olduğu ve 3500 TL sının banka kanalı ile kalanının elden ödendiği iddia edilmekte olup bu ücretin elden ödenmekte olan kısmının 2008 Ocak-2009 Haziran döneminde ödenmediğinin iddia edildiği, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin kararlarında ibranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiğinin söylenemeyeceği, ibranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmayacağı, savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmesi gerektiği ve bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebileceği ve bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebileceği,aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabileceğinin belirtildiği, ibranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmayacağı, davacının aylık ücretinin net 7000 TL olduğu davacı tarafça iddia edilmiş ve davalı taraf ise davacının aylık ücretinin 3574 TL olduğunu savunduğu, bozma kararından sonra yapılan emsal ücret araştırma yazı cevapları,davacının yaptığı iş ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının son aylık ücretinin brüt 9684,21 TL olduğu tespitinin yerinde olduğu ve davacının 13.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda hesap edilen net 7700 TL ücret alacağı,net 13.333 TL yıllık izin ücreti alacağı ve net 1070,88 TL resmi tatil alacağının davalıdan alınmasına ve bilirkişi tarafından hesap edilen resmi tatil alacağından 1/3 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının yerinde olacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Somut uyuşmazlıkta, aylık ücret meblağı bakımından, Mahkeme gerekçesinde davacının son brüt ücreti 9684,21 TL olarak belirtilmiş ise de Mahkeme gerekçesinde, hükme esas alındığı açıkça belirtilen 13/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan ücret net 5000 TL, bunun brütü ise 6984,21 TL olup, Mahkeme gerekçesinde 9 ve 6 rakamlarının yer değiştirmesi mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olup bozma nedeni yapılmamıştır.
Ayrıca, asıl davanın tarihinin 02/03/2010 yerine gerekçeli karar başlığında 19/01/2017 olarak yazılması da mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olup bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

3- Mahkeme gerekçesinde açıkça 13/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan net 5000 TL ücrete göre hesaplanan 7700 TL ücret alacağının kabul edildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısımında 7000 TL net ücreti esas alarak hesaplama yapan 16/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan ücret alacağına göre hüküm kurulması hatalıdır.
13/01/2016 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan net 5000 TL aylık ücret kabulü, dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olup yerindedir.
Net 5000 TL aylık ücret miktarına göre hesaplanan ücret alacağı göz önüne alınarak hüküm kurulmalıdır.
4- Ücret alacağı bakımından, hesaplaması fiilen hükme esas alınan 16/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda birleşen ek dava zamanaşımına uğramayan 16799,99 TL ücret alacağına asıl dava dilekçesinde talep edilen 500 TL eklendiğinde davacının toplam alacağı 17299,99 TL etmekte iken 17099,99 TL ücret alacağına hükmedilmesi, kabule göre, hatalıdır.
5-Dosyada 2 adet 24/06/2009 tarihli ibraname mevcuttur. Bunlardan birinin başlığı “İbraname”, diğerinin başlığı ise “Makbuz ve ibraname” şeklindedir.
“Makbuz ve ibraname” başlıklı olup 40000 TL kıdem tazminatından bahseden 24/06/2009 tarihli ibraname Mahkeme tarafından değerlendirilmiştir.
Ancak, Mahkeme gerekçesinde “İbraname” başlıklı 24/06/2009 tarihli ibraname değerlendirilmemiştir.
Dosyada mevcut “İbraname” başlıklı 24/06/2009 tarihli ibraname de önceki bozma ilamları kapsamında değerlendirilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.