Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/28073 E. 2018/19696 K. 06.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/28073
KARAR NO : 2018/19696
KARAR TARİHİ : 06.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini belirten davacı, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücretinin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, gerekçeli kararın davacı vekiline tebliğ tarihinin 25/03/2016 olduğu, temyiz için yasal 8 günlük sürenin 04/04/2016 tarihinde dolduğu ve davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle 19/10/2017 tarihli ek karar ile temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK nun geçici 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2 nci fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” denmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin yatırılması gerekir. Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak temyiz harç ve giderleri yatırılmamış ise, temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK nun 434/3. maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. Sekiz günlük temyiz süresi içinde temyiz edilmeyen (HUMK.432/4) veya temyiz defterine kaydı yapılmayan (HUMK. 434/2) yahut verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmayan (HUMK. 434/3) kararlar kesinleşmiş olur.
Temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmiş, ancak temyiz harç ve giderleri yatırılmamış veya eksik yatırılmış ise, temyiz harç ve giderlerinin yatırılması veya tamamlanması için ilgili tarafa HUMK nun 434/3. maddesi gereği bir muhtıra ile 7 günlük kesin süre verilmesi gerekir. Mahkemece ilgili tarafa gönderilen temyiz harç ve giderlerinin yatırılması veya tamamlanmasına dair iş bu muhtırada, verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderlerinin yatırılmaması ya da tamamlanmaması halinde mahkeme kararının temyiz edilmemiş sayılacağına karar verileceğinin açıkça yazılması gerekir. Yine bu muhtırada yatırılması veya tamamlanması istenen temyiz harç ve giderleri kalem kalem ve miktar olarak belirtilmeli, temyiz harç ve giderlerinin nereye yatırılacağı açıkça yazılmalıdır.
Yukarıda yazılı kanun hükümleri kapsamında somut olay incelendiğinde, Mahkemece davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar tarihinin 25/02/2016 olduğu, davacı vekilinin 29/02/2016 tarihinde UYAP üzerinden temyiz harç ve masraflarını yatırdığı anlaşıldığından, davacının temyiz talebinin süre yönünden reddine dair 19/10/2017 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya incelendi, gereği düşünüldü.
 
                                               Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işyeri kurallarına uymayarak, işveren vekiline hakaretlerde bulunduğunu, çalışma disiplini ve düzenini bozarak iş ortamını olumsuz etkilediği gerekçesiyle iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar,davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 11.11.2015 tarih, 2014/16269  Esas, 2015/32056 Karar sayılı kararı ile “..Dosyadaki bilgi ve belgeler ve özellikle, davalı tanığı …’ in beyanı ile davacının 24.06.2013 tarihli savunması birlikte değerlendirildiğinde, 21.06.2013 günü işyerine giriş kartı yanında olmaksızın geldiği anlaşılan davacının bu durumunun girişte görevli güvenlik elemanları tarafından tutanak altına alınmak istenmesi esnasında, sinirlenen davacının işlemi gerçekleştiren diğer çalışanlara hitaben “geri zekalı ” dediği, davacının daha önceden gerçekleşmiş davranışları ile birlikte yaşanan bu son olayın işveren tarafından fesih nedeni yapıldığı, davacı işçinin işvereni başka bir işçisine sataşma şeklinde gerçekleşen olay nedeniyle fesihte haklı olduğu anlaşılmakla, kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü hatalıdır…” gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK’nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece gerekçe olarak ”Mahkememizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan açık duruşma sonunda, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur” şeklinde bir açıklama yapılmıştır.
Karar 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen zorunlu unsurları taşımamaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları yer almayıp deliller tartışılmamış, maddi olaylar saptanmamıştır. Hükmedilen alacakların neye göre belirlendiği, hangi delillere dayanıldığı, ne şekilde hak kazanıldığı belli değildir.
Açıklandığı üzere karar gerekçesiz yazılmıştır. Gerekçesiz karar yazılması, Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK.nun 297. maddesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın salt bu nedenle usulden bozulmasına karar verilmiştir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.