Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/4736 E. 2017/7576 K. 02.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4736
KARAR NO : 2017/7576
KARAR TARİHİ : 02.05.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.07.2008 tarihinden 16.08.2012 tarihine kadar davalı şirket tarafından işletilen otelde resepsiyonist olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından müvekkilinden zorla istifa dilekçesi alınarak feshedildiğini, davacının davalı iş yerinde haftanın 7 günü çalıştığını ve günlük çalışma saatinin 12-13 saati bulduğunu, resmi ve dini bayramlarda izin kullanamadığı, asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, ücretlerinin düzenli ödenmediği ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının başka bir işyerinde çalışmak amacıyla işyerinden 13/05/2013 tarihinde istifa ile ayrıldığını ve işçilik alacaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilinin maaş artışı istediği ancak işveren tarafından oyalandığını, müvekkilinin bu nedenle işten ayrılmak istemesine rağmen, aynı çalışma koşullarında çalışmasını sürdürmesinin istendiğini ancak müvekkiline “eğer istifa dilekçesi sunmazsan, 3 gün devamsızlık tutanağı tutarız hiçbir hakkını ödemeyiz” denilerek müvekkiline zorla istifa dilekçesi imzalatıldığını iddia etmiştir. Davalı taraf ise, davacının başka işyerinde çalışmak amacıyla iş yerinden istifa ederek ayrıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme tarafından ise, iş akdinin işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle davacı tarafından feshedildiği kabul edilmiştir.
Davacının irade fesadının ispatı için dinlettiği tanıklarından birisi kuzeni (amcasının çocuğu) olup beyanına itibar edilemez. Diğer davacı tanıklarından tanık … “davacı işten kendisi çıktı, çünkü resepsiyonda kıdem artırılmasına rağmen maaş artırılmadı, davacı resepsiyon şefi yapıldı, otel yönetimine maaşının artırılması için başvuru yaptı, fakat davalı işyeri bunun kabul etmedi”; tanık … ise; “davacı şef olduğu halde resepsiyonist maaşı veriyorlarmış ayrıca fazla çalışmalarına karşılık ek ücret alamadığını söylüyordu, bu sebeple işten ayrılmış” yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Dosyada mevcut 13/05/2013 tarihli ve “özel nedenlerimden dolayı işten ayrılmak istiyorum” yönündeki istifa dilekçesi davacının eli ürünü olup, imzasını taşımaktadır. Davacı taraf istifa dilekçesinin baskı ve zorlama ile başka bir ifadeyle iradesi fesada uğratılarak alındığını ileri sürmektedir. İrade fesadını iddia eden ispat etmek zorundadır. Davacı tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, davacı irade fesadına ilişkin iddiasını ispatlayamamıştır. Diğer taraftan, istifa dilekçesinde herhangi bir haklı nedene de dayanılmamaktadır. Dava dilekçesi ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının maaşında artış yapılması talebinin, işveren tarafından kabul görmemesi nedeniyle istifanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu oluşa göre herhangi bir haklı neden gösterilmeyen istifa dilekçesine değer verilerek davacının kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve hafta tatilinde çalışıp çalışmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı vekili müvekkilinin hafta tatili de dahil olmak üzere haftanın 7 günü 2008-2012 yıllarında 08:00 – 23:00 arasında, 2012-2013 yıllarında ise, 10:00 – 24:00 arası çalıştığı halde fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretinin ödenmediğini ileri sürmüştür.
Davacı tanığı, …, … ve davalı tanıkları … ve …, işyerinde haftanın 6 günü çalışıldığı ve 1 gün tatil yapıldığını; yine aynı tanıklardan davacı tanığı … ve davalı tanıkları işyerinde 3’lü vardiya sistemi ile çalışıldığını beyan etmişlerdir. İşin mahiyeti icabı ve Dairemizin yerleşik uygulamasına göre 3’lü vardiyada fazla mesai yapıldığının yazılı delil yada çok güçlü kanıtlarla ispatı gerekmekte olup bu konuda dosyaya ibraz edilen yazılı delil yada güçlü kanıt bulunmamaktadır. Öte yandan davacının hafta tatillerinde çalıştığı iddiası da davacı tanıkları … ve … tarafından doğrulanmamış sadece kuzeni olan tanık … tarafından doğrulanmıştır. Bu hali ile davacının fazla mesai yaptığını ve hafta tatilinde çalıştığını usulünce ispat edemediği anlaşıldığından bu taleplerin reddi yerine kabulü hatalıdır.
4- Hüküm altına alınan miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.
5- Kabule göre, kıdem tazminatında dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği halde, HMK’nun 26’ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık kuralı aşılarak fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.