YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4876
KARAR NO : 2017/8995
KARAR TARİHİ : 25.05.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve ilave tediye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.10.2010 tarihinde asıl işveren olan davalı … Bakanlığı’na bağlı … Devlet Hastanesi bünyesinde temizlik işlerinde çalıştırılmak üzere alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığını, 25.01.2014 tarihinde iş akdine işverence haksız ve önelsiz olarak son verildiğini, müvekkilinin çalışması boyunca … Bakanlığı’nın kadrolu personellerince yerine getirilmesi gereken işlerde görevlendirildiğini, temizlik elemanı olarak işe alınmasına rağmen temizlik işinin neredeyse hiç yaptırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, ilave tediye ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davaya karşı husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, hastane idaresi tarafından hizmet alım sözleşmesine dayanarak ihale ile temizlik işi alan son işveren şirket … İnşaat şirketinden alındığını, bu durumda davalı idarenin bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı gibi işten çıkarmaya da bir tesiri olmadığını, buna bağlı olarak tazminatlardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, temizlik hizmet alımına ilişkin sözleşme incelendiğinde idarenin asıl işveren olduğu hususunun gerçekleri yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dosya içerisinde davacının hastanedeki görevine ilişkin hastane yazısı bulunmadığı gibi, … tarafından davalı kurum ile ihale alan şirketler arasındaki taşeronluk ilişkisinin muvazaalı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit raporu da bulunmadığı, … 4.İş Mahkemesi’nin 2014/116 E., 2014/531 K. ve 18.07.2014 tarihli gerekçeli kararı incelendiğinde davalısının … olduğu ve yerel Mahkemece davacının ilave tediye alacağı talebinin kabul edilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
T.C. Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK’nın 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının asıl işveren davalı bakanlığa bağlı … Devlet Hastanesinde temizlik görevlisi olarak alt işveren işçisi şeklinde işe alındığını, ancak asıl ve alt işverenler arasında muvaazalı ilişki bulunduğunu, davacının hizmet süresi boyunca hastanenin kadrolu personeli olan hastabakıcı ve sağlık personellerinin yapması gereken işleri yaptığını, bu nedenle tek işverenin davalı kurum olduğunu iddia ederek ilave tediye alacağı talebinde bulunmuştur.
Mahkemenin gerekçeli kararında aynen, “Dosya içerisinde, davacının hastanedeki görevine ilişkin hastane yazısı bulunmadığı gibi, … tarafından davalı kurum ile ihale alan şirketler arasındaki taşeronluk ilişkisinin muvazaalı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit raporu da bulunmamaktadır. … 4.İş Mahkemesi’nin 2014/116 E., 2014/531 K. ve 18.07.2014 tarihli gerekçeli kararı incelendiğinde, davalısının … olduğu ve yerel Mahkemece davacının ilave tediye alacağı talebinin kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür.” denilmek suretiyle gerekçe içerisinde çelişki ortaya çıkarılmıştır.
Kaldı ki, kararın gerekçesinde bahsedilen … 4.İş Mahkemesi’nin 2014/116 Esas- 2014/531 Karar sayılı dosyasında verilen karar 7.Hukuk Dairesi’nin 2014/16787 Esas sayılı ilamı ile 03.06.2015 tarihinde özetle, “muvazaa bulunup bulunmadığı araştırılmadan, sırf soyut tanık anlatımlarına göre muvazaa olgusunun varlığından bahsetmek hatalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç itibariyle, Mahkemece davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığı dosyaya özgü şekilde tartışılıp gerekçelendirilmeden, kendi içinde çelişkili gerekçe ile davacının ilave tediye alacağının hüküm altına alınması, T.C. Anayasa’ sının 138, 141. maddeleri ile HMK. nun 297. maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 25.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.