YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6193
KARAR NO : 2017/16415
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2011 yılında işe başladığını, 2012 yılı ocak ayı itibariyle işten atıldığını ve hak ettiği tazminat ile bazı işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ve yıllık izin alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı işçinin iş akdini başka bir işyerinde çalışmak üzere feshettiğini, işyerinde fazla mesai yapılmadığını ve yıllık izinlerini kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ve iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiği gerekçesiyle, “ıslah talebi de nazara alınarak brüt 15.737,66 TL. tazminatın (5.000,00 TL.sinin dava tarihi 09/07/2012 tarihinden itibaren, 10.737,66 TL.sinin ıslah tarihi 12/02/2015 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” şeklindeki hükümle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu- 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Diğer taraftan, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 119. Maddesinde dava dilekçesinin içeriğinin ne şekilde olması ve aynı maddenin 119/1.ğ maddesi uyarınca “Dava dilekçesinin talep sonucu (netice talep; istem sonucu) bölümünün açık olması gerektiği belirtilmiş olup, davacı, neye karar verilmesini (davalının neye mahkûm edilmesini) istiyorsa onu (açık bir şekilde) yazıp belirtmelidir”
119. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, “(a), (d), (e), (f) ve (g)” bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu hükme bağlanmıştır.
Talep sonucunun açık şekilde belirtilmesi ve yazılması ile mahkemenin ve uyuşmazlığa bakacak hâkimin karar vermesi kolaylaştırılacaktır. En önemlisi mahkemece;
1) Davanın türü saptanacaktır.
2) Davanın kabulü halinde, mahkeme talep sonucunu aynen hüküm fıkrası olarak kararına yazabilecektir. (Md. 297/1.ç).
3) Talep edilenden, fazlasına karar verilemeyecektir. (Md. …). Bu nedenle davacı, nelerin hüküm altına alınmasını (davalının neye mahkûm edilmesini) istediğini, açık ve noksansız bir şekilde dava dilekçesinin talep sonucu (netice-i talep) bölümünde bildirmelidir.
Talep sonucu açık değilse, mahkeme, davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır. (Md. 31 Hâkimin aydınlatma görevi).
Somut uyuşmazlıkta, dava kısmi olarak açılmış ancak davacı vekili tarafından, dava dilekçesinde belirtilen kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ve yıllık izin alacak taleplerinden, her bir kalem için istenen talep miktarları ayrı ayrı belirtilmemiş, hüküm altına alınması istenen bu kalemlerin toplam miktarı olarak 5,000,00-TL’ye hükmedilmesi istenmiştir. Her ne kadar, ıslah dilekçesinde bu tazminat ve alacak kalemleri ayrıştırılıp ayrı ayrı talepte bulunulmuş ise de, yukarıda söz edilen dava dilekçesindeki eksiklik giderilmediğinden, bir başka anlatımla hangi tazminat ve alacak için ne kadar miktarda talepte bulunulduğu dava dilekçesinde açıklanmadığından, bu hususun doğal sonucu olarak ıslah dilekçesiyle bu kalemlerin ayrı ayrı ne kadar miktarda artırıldığı da belirsiz kalmıştır. Mahkeme tarafından ise, her bir tazminat ve alacak kalemi için talep sonucu ayrıştırılıp açıklanması için davacı vekiline süre verilmediği gibi her bir kalem için ayrı ayrı hüküm kurulmamış, bu tazminat ve alacak kalemlerinin ıslah dilekçesiyle artırılan toplam miktarı üzerinden olmak üzere hangi tazminat ve alacak için ne miktarın hüküm altına alındığı açık olmayacak şekilde ve gerek faiz türü gerekse faiz başlangıcı yönünden farklı uygulamaları olan tazminat ve alacak kalemlerine dava ve ıslahla artırılan toplam miktarları üzerinden dava ve ıslah tarihinden itibaren aynı faiz türü işletilerek infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, mahkemece öncelikle, dava dilekçesinde toplam 5.000,00-TL miktarlı olarak belirtilen talebin, her bir kalem için ayrı ayrı ne kadar miktarda olduğunun ve bu kalemlerin ıslahla ne kadar miktarda artırıldığı hususunu açıklaması, bir başka anlatımla talep sonucunu açık bir şekilde belirtmesi için, HMK’nun 119/2 maddesi uyarınca davacı vekiline bir haftalık kesin süre verilmesi ve verilen bu süre içinde eksiklik giderilip her bir kalem için istenen tazminat ve alacak miktarları ayrıştırılırsa, buna göre tüm talepleri karşılayacak şekilde ayrı ayrı ve her bir kalem yönünden yasal olarak tabii olduğu faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinden itibaren davacı talebi de gözetilerek ayrı ayrı faiz işletilerek hüküm kurulması; verilen kesin süreye rağmen bu eksiklik giderilmediği takdirde ise, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, belirtilen bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.