Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/6625 E. 2017/17070 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6625
KARAR NO : 2017/17070
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 23.05.2007-30.09.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, işverence iş akdine son verilmeden önce birtakım belgeler imzalatıldığını, anılan belgeleri imzalamaması halinde davacının işsiz kalacağı vs şeklinde baskılar uygulandığını, imzalatılan belge içeriklerini kabul etmediklerini, işçilik alacaklarının ödeneceği düşüncesi ile dava tarihine kadar beklediğini, ücretinin kıdem tazminatı hesap pusulasında 1.514.00 TL net olarak gösterildiğini ancak daha yüksek olduğunu, davacıya yapılan prim, yol, yemek v.s. ek ödemelerin tazminat hesabına dahil edilmesi gerektiğini, davacının 08.00-22.00 arasında çalıştığını, bazı aylarda çıkış saatinin 24.00 de ulaştığını, fazla mesai ücretlerinin ve ulusal bayram ve genel tatili ücretlerinin de ödenmediğini, yıllık izinlerini kullanmadığı gibi karşılığının ödenmediğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatili ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davaya konu ettiği işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, son ücretinin 1.514.00 TL net 2.248.29 TL brüt olduğunu, net tutardaki farklılığın asgari geçim indirimi ödemesinin eklenmesinden kaynaklandığını, tüm ücret belgelerinin davacı imzasını içerdiğini, ücret belgelerine ve bankadan yapılan ödemelere itiraz kaydının bulunmadığını, bu nedenle ücret belgelerinin aksinin tanık ile ispatına muvafakatlerinin olmadığını, davacıya belgelerde gözüken kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, ödemeler sırasında davacının hiçbir hakkını saklı tutmadığını, davacının fesihten 14 ay sonra bu davayı açtığını, fazla mesai yapmasını gerektiren durum olmadığını, yapılması halinde de ödendiğini davacıya Haziran 2012 ayında fazla mesai karşılığı ödendiğini, davacı28.06.2012 tarihli beyan dilekçesi ile fazla mesai alacağı bulunmadığının kabul edildiğini, davacının yıllık izinlerini düzenli kullandığını, ulusal bayram ve genel tatili ücret alacağının bulunmadığını, faiz oranına ve faizin başlangıç tarihlerine itirazları olduğunu savunarak davanın reddinin talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak; davacı vekilinin ön inceleme duruşmasında “diğer talep ettiğimiz alacaklarımız müvekkilime ödenmiştir, biz davamıza fazla çalışma ücreti yönünden devam ediyoruz, bu davadaki talebimiz sadece fazla çalışma ücretine ilişkindir, bu şekilde dilekçemizi ıslah ediyoruz” beyanı gereğince, bir davada 2 kez ıslah yapılamayacağından fazla mesai konusunda dava dilekçesinde talep ettiği değer üzerinden davanın kısmen kabulüne, 2. kez yapılan ıslah dilekçesindeki fazla mesai ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer alacak talepleri kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ubgt alacağı ve yıllık izin ücreti ile ilgili olarak da davacı vekilinin bu alacakların ödendiğini belirttiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili davasını kısmi olarak açmış, bilahare 16.15.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında, “Diğer talep ettiğimiz alacaklarımız müvekkilime ödenmiştir, biz davamıza fazla çalışma ücreti yönünden devam ediyoruz, bu davadaki talebimiz sadece fazla çalışma ücretine ilişkindir, bu şekilde dilekçemizi ıslah ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuş ve Mahkemece de bu beyan ıslah olarak nitelendirilip sonradan yargılama safhasında yapılan 26.01.2015 tarihli ıslaha değer verilmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 137 ince maddesinde ön incelemenin kapsamı düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 141 inci maddesi ile iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi, 177 nci maddesi ile de ıslahın zamanı ve şekli düzenlenmiştir. Buna göre ıslahın iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının bir istisnası olduğu hususunda her hangi bir duraksama bulunmadığından, ıslahın yapılabilmesinin başlangıç anı da bu yasağın başladığı andır.
Ayrıca, davacı vekilinin ön incelemedeki talebi bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka ilgilendiren kısmi feragattir. Davacının talep sonucunu azaltması davayı genişletme ya da değiştirme sayılmaz. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına da gerek yoktur. Davacının bu isteminin ıslah müessesesinin mahiyetiyle bağdaşır bir yönü de bulunmamaktadır. Nitekim hukukî tavsif hakime ait olduğundan tarafların bu işlemlerini ıslah olarak nitelendirmesi de sonuca etkili olmayacaktır (6100 s. HMK.md.33).
Açıklanan nedenler ve zikredilen kanun hükümleri karşısında, Mahkemece davacının 26.01.2015 tarihli ıslahına değer verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle ıslaha değer verilmeden sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.