Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/7347 E. 2017/19250 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7347
KARAR NO : 2017/19250
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacının 01.03.2008 tarihinde temizlik elemanı olarak çalışmaya başladığını, …’nin asıl işveren olarak alt taşeronlara hizmet yaptırdığını, davacının işe başladığı tarihten itibaren … Tem İlaç. Hizm Org Tur İnş Bil ve Dan Tic Ltd Şti nde çalıştığını, yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi isteği ile 07.03.2014 tarihinde haklı olarak iş akdini feshettiğini ileri sürerek,kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti istemidir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş akdinin ihaleyi yeni alan firma tarafından feshedildiğini, davacının emekliliğe başka bir firmada çalışırken hak kazandığını, en son 01.01.2013-31.12.2013 döneminde ve daha önceki bazı dönemlerde çalıştığını, son işveren olmadıklarını,işe devam ederken kıdem tazminatı talep edemeyeceğini, işten ayrılırken ki şirket farklı olduğundan taraf sıfatlarının bulunmadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; … Eğitim ve Araştırma Hastanesinin taraf ehliyeti bulunmadığını savunarak,davanın husumetten reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle;yapılan yargılama, toplanıp değerlendirilen deliller, tanık anlatımları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; İş akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdirildiğinin ispatı davalı işverene ait olup, her ne kadar davacı emeklilik sebebiyle iş akdini feshettiğini iddia etmişse de SGK kayıtlarında davacının işten ayrılma tarihinin 28.02.2014 olduğu, ancak SGK yazı cevabından davacının yaşlılık aylığı bağlanması için 07.03.2014 de tahsis talebinde bulunduğu, daha öncesinde başvurusunun olmadığı ve emeklilik şartlarının oluştuğuna dair herhangi bir yazı cevabı verilmesi talebinde bulunmadığı, dolayısıyla emeklilik sebebiyle iş akdini feshettiğini ispatlayamadığından ,davacı kıdem tazminatına hak kazanamadığı, yıllık izin ücretine ilişkin ispat yükü davalı işverene ait olup, bu hususun izin defteri veya eş değer yazılı belgelerle ispatı gerekir ki, bu husus işveren tarafından ispat edilemediğinden, yıllık izin ücretine ilişkin talebinin asıl işveren yönünden kabulüne,kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davacı … davalı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekillinin tüm,davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.
4447 sayılı Yasanın 45 inci maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, 1475 Sayılı İş Kanunu’nun 14.maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendi uyarınca davacının yaş hariç prim ödeme gün ve sigortalılık süresini taşıdığının 17.04.2014 tarihli …. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün değerlendirme raporu ile sabit olduğu ve SGK hizmet cetvelinin incelenmesinde davacının sigorta giriş kaydının 27.05.1978 olup, davalı işveren tarafından SGK çıkış kaydının 28.02.2014 olduğu anlaşılmakla davacının fesih tarihinde yasanın aradığı emeklilik koşullarına haiz olduğu ve iş akdini haklı nedenle feshettiğinin anlaşılması ve davacının yaşlılık aylığına ilişkin belgeyi işverene ibraz etmemesinin ise kıdem tazminatına uygulanacak faizin başlangıç tarihini etkileyeceğinin mahkemece değerlendirilmeksizin kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28/11/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.