Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/1088 E. 2018/20227 K. 12.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1088
KARAR NO : 2018/20227
KARAR TARİHİ : 12.11.2018

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 02.08.2010 tarihinden itibaren iş sözleşmesinin feshedildiği 29.02.2016 tarihine kadar en son Satın Alma Direktörü olarak çalıştığını, fesih bildiriminde yer alan fesih gerekçesinin, gerçeğe, fiili duruma ve İş Yasası’nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu iddia ederek; davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ilişkin olarak 4 aylık brüt maaşı ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin ve işe iadesinin gerçekleşmemesi halinde 8 aylık brüt maaşı tutarında tazminatın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespite karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından İş Kanunu’nun 18. maddesi çerçevesinde işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanarak almış olduğu YK kararı neticesinde feshedildiğini, bu kararın alınma sürecinde davalı şirketin yurtdışında yerleşik yabancı ortaklarının uygun gördükleri kararla bağlı oldukları konusunda davalı işçi ile görüşülüp açıklama yapıldığını, YK kararı gereği davacı işçinin çalıştığı departmanın kapatılıp buna bağlı iş ve işlemlerin devamlı ve kalıcı surette Türkiye’de yerleşik davalı şirket bünyesinde yapılmayacak olduğunu, yurtdışında yerleşik yabancı ortakların bildireceği kişilere, satın alma birimine ait iş ve işlemlerin geçtiğini, fesih işlemi ile birlikte davacı işçinin çalıştığı birimin kapatıldığını ve davacı işçinin yerine de başka bir işçinin işe alınmadığını, bu durumun dahi iş sözleşmesinin işletmesel gereklerle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, davacının, davalı şirkette son olarak Satın Alma Direktörü olarak istihdam edildiği, iş sözleşmesinin, davalı şirket YK tarafından davacı işçinin görev yaptığı departmanın yeniden yapılanma (reorganizasyon) çerçevesinde sürekli ve kalıcı biçimde kapatılarak davacı işçinin pozisyonunun da yer aldığı Satın Alma Departmanı’na bağlı tüm görev tanımlarının ortadan kaldırılmasına ve söz konusu departman tarafından yürütülen iş ve işlemlerin davalı şirketin yurtdışı merkezine bağlı olarak ve yurt dışı merkezi tarafından yürütülmesine karar verilmesi üzerine, davacı işçiye önerilebilecek başkaca herhangi bir açık pozisyon da bulunmaması nedeniyle 24.02.2016 tarihinde feshedildiği, davalı şirketin YK üyeleri Levent Sunay ve Harold Gıtelmon tarafından imzalanan ve fesih işlemine esas alındığı belirtilen 22.02.2016 tarih ve 2016/1 karar sayılı YK kararında, davalı şirketin bünyesinde bulunan Finansal Raporlama ve Satın Alma Birimlerinin yeniden yapılanma (reorganizasyon) çerçevesinde sürekli ve kalıcı biçimde bu pozisyonların ve söz konusu pozisyonlara bağlı tüm görev tanımlarının ortadan kaldırılmasına ve işbu karar ile kaldırılan birimlere bağlı görev tanımlarınca bu pozisyonlarda yürütülen bütün iş ve işlemlerin davalı şirketin yurtdışı merkezine bağlı olarak ve yurtdışı merkezi tarafından yürütülmesine karar verildiği, söz konusu kararın yerine getirilmesi, ilgili başvuruların yapılması, raporlama ve satın alma departmanlarının kapanışına ilişkin diğer işlemlerin tamamlanması konularında davalı şirket YK üyesinin (Levent Sanay) yetkilendirildiği, Satın Alma ve Finansal Raporlama birimlerinin kapatılması neticesinde bu birimlerin kime ve kimlere bağlı hale getirildiğine ilişkin açık ve somut bir cevap verilmediği, davalı şirketin satış ve cirosunda azalma yaşandığına, mali yönden olumsuzluk yaşandığına yönelik herhangi bir iddia ve savunmada bulunulmadığı, davacı işçinin yürüttüğü Satın Alma Direktörlüğü işi yurtdışından yürütülecek mahiyette olmadığı, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörle ilgili olarak Türkiye’ye gelen veya Türkiye’den giden yolcular ile transit yolculara, diplomatik muafiyetten yararlananlara, yabancı basın yayın organlarının yabancı uyruklu mensuplarına, … Boğazı ve Çanakkale Boğazı’ndan transit geçen gemilere, yat limanlarına gelip giden veya kışlayan yat ve tekne sahiplerine, Gümrük Müsteşarlığınca belirlenecek diğer kişilere satış yapmak üzere açılan gümrüksüz satış mağazaları ve bunların depolarının kuruluşuna, işleyişine ve buralardan eşya satışına ilişkin usul ve esaslar 13.10.2006 tarih ve 26318 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği ile düzenlendiği, yönetmelik kapsamında mağaza ve depo açma izni, kayıt ve belge düzeni, eşya hareketleri ile satışlara ilişkin usul ve esaslar, gümrük denetimi ve müeyyideler yönünden sıkı kurallara öngörüldüğü, davalı şirketin tabi olduğu sıkı idari kurallar itibariyle Satın Alma ve Finansal Raporlama işine ihtiyacın sona ermesi olanaklı görünmediği, davalı şirket tarafından kağıt üzerinde YK kararı ile davacı işçinin pozisyonunun kaldırıldığı iddia edilmiş ise de davacı yönünden işgücü fazlalığı oluştuğunun olgular ortaya koyulamadığı, davalı şirketin hakim ortağının Flemingo Duty Free olarak adlandırılan yabancı şirket olduğu, söz konusu gruba bağlı olarak Türkiye’de vergisiz satış faaliyetlerinin yürüttüğü, Duty Free alanında her türlü yerli-yabancı içecek, tütün ürünleri ve kozmetik gibi klasik ürün portföyünün vergisiz satışının yapıldığı, davacı işçinin Satın Alma Direktörü olduğu, davalı şirkette yürüttüğü işin kim veya kimler tarafından yerine getirildiğinin izah edilmediği, davalı şirketin satış ve cirosunda yaşanan bir düşüşün veya küçülmenin olmadığı, dolayısıyla feshin geçerli nedene dayandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ç) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
D) İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge adliye mahkemesince davacının iş akdinin feshinde gerekçe olarak gösterilen işletmesel kararın dosyada bulunduğu, yani feshin işletme işin ve işyeri gereklerine dayanması hallerinde feshin denetimi için hukuki zorunluluk olan unsurun dosyada mevcut olduğu, davacı işçinin yer aldığı departmana bağlı tüm görev tanımlarının ortadan kaldırılmasına ve söz konusu departman tarafından yürütülen iş ve işlemlerin davalı şirketin yurtdışı merkezine bağlı olarak ve yurtdışı merkezi tarafından yürütülmesine karar verildiği şeklinde açıklandığı, sonuç itibarı ile davacının pozisyonu kalkmış olsa da görevlendirilmesi mümkün pozisyonların, işletme genelinde devam ettiği ve görevi gereksiz hale getirmediği, yeni gelişmelere göre yeniden şekillendirilebildiği, organizasyon değişikliğinin görev tanımlarında gereksiz olan görevleri elimine etme ve yeni metotlar geliştirerek verimlilik artırma özellikleri taşıdığı, ancak davacının görevlendirileceği pozisyonlar olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığı ve bu nedenle yapılan değişikliğin tutarlı uygulanmadığı, işletmesel karar ile re organize olan davalı işletmenin, davacının iş sözleşmesinin korunabilmesi açısından yapmış olduğu çalışmalarının sınırlı seviyede kaldığı, grup genelinde davacının iş gücüne ihtiyacı olmasına rağmen, değerlendirme çalışmalarının etkin yönetilemediği, bu haliyle fesihte ölçülü davranılmadığı, 4857 sayılı Yasa’nın 22. maddesi anlamında davacının çalışma şartlarında esaslı değişiklik yaratacak olsa dahi başka bir işin davacıya teklif edildiğinin ispatlanamadığı, feshin son çare olması ilkesine davalı işverenlikçe uyulmadığı, bu hali ile davalı işverenlikçe yapılan feshin geçerli bir fesih olarak kabulünün mümkün olmadığı, yerel mahkeme kararında bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
G) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir.
İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir.
Somut uyuşmazlıkta davacının iş akdine 24.02.2016 fesih bildirimi ile “… Ekspres Gümrüksüz Satış Mağazaları Tic. A.Ş.’nin (Şirketimizin) yönetim kurulu kararı gereğince; Satın Alma Direktörü unvanıyla görev yaptığınız Satın Alma Departmanı’nın yeniden yapılanma (reorganizasyon) çerçevesinde sürekli ve kalıcı biçimde kapatılarak aralarında pozisyonunuzun da yer aldığı söz konusu departmana bağlı tüm görev tanımlarının (pozisyonlarının) ortadan kaldırılmasına, Satın Alma Departmanı’na bağlı görev tanımlarınca (pozisyonlarınca) ve bu arada üstlendiğimiz pozisyonca yürütülen bütün iş/işlemlerin Şirket Yurtdışı merkezine bağlı olarak ve Yurtdışı merkezi tarafından yürütülmesine, bu hususta tüm iş ve işlemlerin yerine getirilmesine karar verilmiştir. Yönetim kurulunca alınan işbu işletmesel karar sonucunda yürütmekte olduğunuz Satın Alma Direktörlüğü pozisyonuna gereksinim ortadan kalkmış; Satın Alma Departmanı kapatıldığı için söz konusu pozisyon atıl hale gelmiştir. Şirketimiz bünyesinde tarafınıza önerilebilecek başkaca herhangi bir açık pozisyon da bulunmadığından görev tanımı değişikliği yoluyla iş ilişkisinin sürdürülmesi olanağı da kalmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, tüm haklarınız ödenmek suretiyle yeniden yapılanma amaçlı işletmesel gereklerden kaynaklanan geçerli nedenle feshedilmiş olup; hak ettiğiniz ihbar önelinde yaptığınız çalışma ücretiniz, kıdem tazminatı ve diğer yasal alacaklar banka hesabınıza yatırılacaktır…” denilerek son verilmiştir.
Somut olayda davacının iş akdi satın alma departmanının sürekli ve kalıcı olarak kapatılması, satın alma departmanın yürüttüğü işlerin şirket yurtdışı merkezine bağlı olarak yürütülmesi yönünde alınan işletmesel karar sonrasında feshedilmiştir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ise davalı şirketin satış ve cirosunda azalma yaşandığına, mali yönden olumsuzluk yaşandığına yönelik herhangi bir iddia ve savunmada bulunulmadığı ve davacı işçinin yürüttüğü Satın Alma Direktörlüğü işinin yurtdışından yürütülecek mahiyette olmadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğu yönünde görüş bildirilmişse de davalının aşamalarda ve temyiz dilekçesinde davalı şirketin faaliyetlerinin Türkiye’ye gelen giden havayolu şirketlerine, yurt dışı uçuşlarında yolculara uçak firmaları tarafından yapılacak satışlar için mal tedarik etmek olduğunu, Türkiye’ye gelen veya Türkiye’den giden yolcular ile transit yolculara, diplomatik muafiyetten yararlananlara, yabancı basın yayın organlarının yabancı uyruklu mensuplarına, … Boğazı ve Çanakkale Boğazı’ndan transit geçen gemilere, yat limanlarına gelip giden veya kışlayan yat ve tekne sahiplerine, Gümrük Müsteşarlığınca belirlenecek diğer kişilere satış yapmak üzere açılan gümrüksüz satış mağazası olmadığı halde bu şekilde bir faaliyet varmış gibi değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, uçak firmalarına yükleme yaptıklarını, davalı şirketin bu faaliyeti için yurt dışında da yerleri olduğunu, satışı yapanın davalı şirket olmadığını, uçak şirketi personeli olduğunu, davalının sadece yükleme ve boşaltma yaptığını, davalı şirket tarafından uçak firmalarına yükletilen ürünlerin yurt dışında tedarik edilen ithal ürünler olduğunu, buna rağmen davalı şirketin yerli ürün perakende satışı yapılıyor gibi değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece feshe konu satın alma biriminin kapanmasıyla ilgili olarak bu faaliyetlerin yurt dışında yürütülemeyeceğini bildiren bir rapor alınmışsa da yerinde inceleme yapılmamış, davalı şirketin faaliyet konusunun ne olduğu, davalı işyerinin yurt içine satış yapıp yapmadığı, hali hazırda satın alma faaliyetlerinin nasıl yürütüldüğü ve satın alma faaliyetlerinin yurt dışından yürütülüp yürütülmediği davalı şirkette satın alma departmanının gerçekten kapatılıp kapatılmadığı, bu bölümde çalışan herkesin işten çıkarılıp çıkarılmadığı, vasfına ve eğitim durumuna göre davacının yerine veya çalışabileceği pozisyonlara işçi alınıp, alınmadığı hususları araştırılarak hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
H) SONUÇ:
Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.