Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/2735 E. 2018/21455 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2735
KARAR NO : 2018/21455
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 22/09/2014 tarihinde davalı işyerinde işe başladığını, iş sözleşmesinin piyasadaki daralma, davacının pozisyonuna ihtiyaç kalmaması ve müvekkile önerilecek başka bir kadro bulunmaması bahane gösterilerek haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, iş akdi fesih bildiriminin 30/09/2016 tarihinde yapıldığını, aynı gün sözleşmesinin sona ereceğini, eğer kendisine sunulan ikale sözleşmesini imzalamazsa kendisine herhangi bir ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, müvekkilinin davalı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalıştığını ve brüt 4.845 TL ücret aldığını, müvekkilinin sözleşmesini feshetmek istemediğini ancak davalının hiçbir ücret alamayacağı tehdidiyle imza atmak zorunda kaldığını, ikale sözleşmesinin geçerli olabilmesi için geçerli şartlar arandığını ayrıca müvekkilinin sözleşmesi feshedildikten sonra müvekkil pozisyonuna işçi alımları gerçekleştiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 22/09/2014 tarihli iş sözleşmesi ile müşteri temsilcisi olarak müvekkil şirkete ait iş yerinde çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin 30/09/2016 tarihinde tarafların serbest ve hür iradeleriyle bir ikale sözleşmesi imzalanmak ve davacıya yasal haklarının dışında bir de ek menfaat ödenmesi suretiyle sona erdirildiğini, ikale sözleşmesi ile davacıya yasal kıdem ve ihbar tazminatları ve kullanılmamış yıllık izin ücretinin dışında ek paket olarak brüt 9.690 TL ödeme yapıldığını, işe iade talebinin iyi niyetten yoksun olduğunu, müvekkil şirketin Türk Hava Yolları A.O ve diğer hava yolu şirketlerine ikram hizmeti sağladığını, en büyük müşterisi olan Türk Hava Yolları A.O.nun turizm sektöründeki yaşanan olumsuz koşullar nedeniyle ve piyasalardaki daralma sonucunda çok ciddi tasarruf tedbirleri uygulamaya başladığını, uçuş sayılarının azaltması ve ikram hizmetlerinde tasarruf tedbirlerine başvurulması nedeniyle müvekkil şirketin de bir takım tedbirlere başvurması zorunluluğunun ortaya çıktığını, müvekkil şirketin işletmeyi sevk ve idare yetkisi kapsamında işletmesel bir karara istinaden ve feshin son çare olma ilkesi de dikkate alınarak davacının iş sözleşmesini, davacının da bu yöndeki talebi üzerine karşılıklı anlaşma ile bir ikale sözleşmesi yapılmak suretiyle ve tüm yasal haklarının yanında bir de ek menfaat ödenmek suretiyle feshettiğini ve feshin geçerli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk derece mahkemesince, dosyada bulunan ve imzası davacı tarafından inkar edilmeyen ikale sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiği, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmamış izin parası, ayrıca 9.690 TL brüt ekstra paket ödemesinin kararlaştırıldığı, dinlenen tanık beyanlarından da davacının herhangi bir baskıya maruz kalmadığı ve rızası ile bozma sözleşmesini imzaladığı, ihbar, kıdem, yıllık izin ücreti dışında ekstra bir paket de ödendiği, davacının kıdem durumu da dikkate alındığında bu ekstra paketle makul yararın gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
E) İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; iş akdi fesih bildiriminin 30/09/2016 tarihinde yapıldığını, aynı gün ikale sözleşmesi imzalamaz ise kendisine bir ödeme yapılmayacağının bildirilmesi üzerine müvekkilinin sözleşmeyi imzalamak durumunda kaldığını, makul yarar ölçütünün sağlanmamış olduğunu, ikale sözleşmesi teklifinin davalıdan geldiğini, davalı taraf tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, işçi lehine yorum ilkesinin gözetilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
F) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, duruşmada dinlenen tanık beyanları ve dosya içinde mevcut protokol bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ikale sözleşmesinin imzalanmasında davacının iradesinin fesada uğratıldığının kanıtlanmadığı gibi davacıya kıdem ve ihbar tazminatı yanında ek ödemede bulunulduğu dikkate alındığında davacı işçinin ikale ile makul yararının sağlandığı kabulünün dosyaya uygun olduğu, taraflar arasında imzalanan ikale sözleşmesine değer verilerek işe iade davasının reddine karar verilmesi yönünde ilk derece mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
G) Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur.
Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır.
İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.
Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez.
İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır. Dairemizin 2008 yılı kararları bu yöndedir (Yargıtay 9. H.D. 21.4.2008 gün 2007/31287 E., 2008/9600 K).
Somut uyuşmazlıkta; ikale gereğince davacıya 8.712,15-TL kıdem tazminatı, 7.510,26 ihbar tazminatı, 1.453,50 TL yıllık ücretli izin alacağı ve iki maaşlık ödemeye karşılık gelen 9.690,00-TL ek ödeme yapılmasının kararlaştırıldığı, ancak ikale teklifinin davacı işçiden geldiğinin ispatlanamadığı, davacının iş akdinin işverenden gelen teklif ile sona erdiği ve davacıya makul menfaat sağlanmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davalı tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının davalı nezdindeki işyerine İŞE İADESİNE,
3- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4- Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5- Alınması gereken 35,90 TL karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar-ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6- Davacının yaptığı 215,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
9- Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, kesin olarak 26.11.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(M)

KARŞI OY

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 26.11.2018
Üye …