Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/6135 E. 2020/2525 K. 19.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6135
KARAR NO : 2020/2525
KARAR TARİHİ : 19.02.2020

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DAVA : Davacı, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu tespitine itirazın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacılar İsteminin Özeti:
Asıl ve birleşen dava dosyalarında davacı vekilleri; T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 31.03.2010 tarihli ve 34 nolu raporun 6. sayfasından itibaren alt işverenlik kavramının incelendiğini ve müfettişin bir değerlendirme yaparak asıl işin ne olduğunu tespit ettiğini ve sonuçta 17 firma ile yapılan alt işverenlik sözleşmelerini muvazaa iddiası ile geçersiz kılarak, bu firmaların işçilerinin de davacı şirketin işyerinde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren asıl işveren işçisi sayılması gerektiğini belirttiğini, Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun gemi inşa sanayinin temel ilkelerine aykırı bir yorumu içerdiğini, davalı Şirketin amacının Ticaret Sicil Gazetesinde “…gemi ve her türlü deniz taşıtı yapımı, onarımı, donatımı ve deniz malzemelerinin imalatı vs…” olarak tanımlandığını, şirket yönetim kurulunun, 11.11.1998 tarih ve 276 sy.ile “şirket taahhütlerini yerine getirebilmek, alınacak gemi sipariş taleplerini süresinde karşılayabilmek ve bu konuda devamlılığı ve sürekliliği sağlayabilmek için gemi inşa aşamalarında ve tamir, bakım, onarım işlerinde temizlik, makine donatımı, makine ekipmanları bağlama iş ve işçilikleri, elektronik donatımı, soğutma ve ısıtma sistemleri donatımı, boru donatımı, ahşabiye donatımı, boya ve raspa işleri, kaynak ve montaj işleri ile gerektiği hallerde diğer iş ve işçilik hizmetlerini yapabilecek firmalardan teklif alınmak suretiyle hizmet ve mal satın alınması vs.” konularında alt işverenlerle çalışmaya yönelik işletmesel bir karar alındığını, müfettişin davacı şirketin asıl işini “çelik tekne ve donatım” olarak tespit ettiğini, bu tespit ve değerlendirmenin bilimsel ve teknik olarak doğru bir değerlendirme olmadığını, gemi yapım aşamalarının detaylı olarak tespit edilmesi ile bu işte alt işveren uygulamasının fiili-teknik ve mali zorunluluktan kaynaklandığının anlaşılacağını, geminin yapımının son derece karmaşık olduğunu, bu kadar gelişmiş ve kapsamlı bir teknoloji ile en hızlı 18 ay sürdüğünü, davacı şirketin gemi yapımının aşamalarında çeşitli firmalardan alt işverenlik hizmeti satın aldığını, raporda başlangıçtan itibaren davacı şirketin elemanı olarak gösterilen bir kısım alt işveren şirketin işçilerinin üstlenmiş oldukları işleri tamamlayarak tersane sahasından ayrıldığını ancak raporda halen çalışıyormuş gibi gösterildiğini, belirtilen teknik detaylardan da anlaşılacağı üzere sözleşmeleri geçersiz sayılan firmaların yaptığı işlerin, gemi inşasının çeşitli aşamalarında başlayıp bir süre devam eden işin ve işletmenin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler olup ayrı bir ekip, ekipman, teknoloji ve özellikle kişisel bilgi, beceri gerektirdiğini, gemi inşa sanayinde alt işverenlerin sıklıkla kullanılmasının bir diğer sebebinin de ülkemizde kalifiye eleman eksikliği olduğunu iddia ederek rapora itirazlarının kabulüne ve hizmet alınan 17 Firma ile yapılan sözleşmelerin geçerliliğine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Asıl ve birleşen davalarda davalı Bakanlık vekili, isimsiz bir grup işçinin İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’na yaptıkları başvuruda davacı şirket ve taşeronlarının maaşlarını iki ayda bir verdikleri, kriz bahane edilerek bir grup işçinin işten çıkarıldığı, paravan şirketlerle muvazaalı işlemler yapılarak işçi çıkartıldığı, iş kazalarının kuruma bildirilmediği bu bedenle çalışamadıkları döneme ait ödeneklerinin ödenmediği belirtilerek gerekli incelemenin yapılmasının talep edildiğini, başvuru üzerine işyerine gidilerek işçilerle görüşüldüğünü, ibraz edilen kayıt ve belgelerin incelendiğini, alt işveren vekilleri ve asıl işveren vekilleri ile görüşülerek gerekli incelemelerin yapıldığını, inceleme sonucunda davacı şirkette çalışan işçiler ile alt işvereni arasında işçi-işveren ilişkisinin mevcut olmadığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı, bu işçilerin başlangıçtan itibaren davalı şirket işçisi olarak işlem görmeleri gerektiği, alt işverenlere yaptırılan işlemlerin asıl işin parçası olduğu ve teknolojik nedenle uzmanlık gerektirmediğinin saptandığını, bu nedenle yapılan uygulamanın 4857 sayılı İş Kanunu’na aykırı olduğu sonucuna varıldığını, Kurum tarafından yapılan işlemin usul ve yasalara uygun olduğunu, davacı şirketin alt işverene verilen işlerin teknolojik nedenlerin varlığı ve uzmanlık gerektiren alanlara ilişkin olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, denetime konu davacı şirketin iştigal konusunun gemi inşa işi olup genel itibariyle çelik tekne ve donatım işleri olarak iki kısma ayrıldığını, davalı şirket tarafından alt işverene verildiği belirtilen işlerin gemi inşa işinden ayrılamayacak asıl işler olduğunu, denetim esnasında taşeronların bilgi, tecrübe ve emekleri ile katıldıkları gemi üretimine ilişkin tüm ekipman ve sarf malzemelerinin asıl işveren tarafından karşılandığının tespit edildiğini, alt işverenin üretimde kullandığı işçilerin uzman statüsünde olmadığını, düz işçi olarak vasıflandırılabilecek bu kimseler tarafından yapılan işlerin asıl işveren tarafından istihdam edilen mühendis, tekniker, ustabaşılar tarafından denetlendiğini ve doğrudan bu kimselerce üretime müdahale edildiğini, tersane sahasının gezilmesinde hangi işçinin hangi taşerona ait olduğu kimin hangi bölümde hangi işi yaptığının ayırt edilmesinin imkansız olduğunun gözlendiğini, alt işveren ve asıl işveren taşeron işçilerinin hangi bölümde ihtiyaç varsa orada görevlendirildiğinin belirtildiğini, bunun da alt işverene verilen işlerin hiçbir surette teknik uzmanlık zorunluluğundan kaynaklanmadığını asıl işverenin işçi çalıştırmak yerine asıl işi taşeronlar vasıtasıyla yaptırdığım ortaya koyduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, asıl işverenin alt işverenlere verdiği işlerin bir kısmının yardımcı iş olması, bir kısmının da işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmesi sebebiyle yapılan alt işverenlik sözleşmelerinde muvazaalar bulunmadığına, birleşen dosya davacılarından Korkmaz Mühendislik – Mustafa Korkmaz yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı işveren ile birleşen dosya davacıları arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu ve aralarında yapılan sözleşmelerinde muvazaa bulunmadığı gerekçesiyle de davanın kabulüne karar vermiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf başvurusunda; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından davacı Şirketlerin işyerlerinde gerçekleştirilen işin yürütümü hakkında yapılan genel teftiş neticesinde düzenlenen raporda, asıl işveren …. İle iş yerinde faaliyet gösteren diğer şirketlerle aralarında kurulan alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu 2. Maddesinde belirtilen anlamda bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olmadığını, dolayısı ile aralarındaki ilişkinin muvazaaya dayandığının tespit edildiğini, davacı şirketin alt işverene verilen işlerin teknolojik nedenlerin varlığı ve uzmanlık gerektiren alanlara ilişkin olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, denetime konu davacı şirketin iştigal konusunun gemi inşa işi olduğu ve genel itibari ile çelik tekne ve donatım işleri olarak iki kısma ayrıldığını, alt işverene verildiği belirtilen işlerin gemi inşa işinden ayrılamayacak asıl işler olduğunu, denetim sırasında taşeronların bilgi, tecrübe ve emekleri ile katıldıkları gemi üretimine ilişkin tüm ekipman ve sarf malzemelerinin asıl işveren tarafından karşılandığının sabit olduğunu, mahkemece verilen karar ile muvazaaya dayanan bu ilişkinin tespiti amacı ile düzenlenen raporun iptalinin doğru olmadığını, bu nedenle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, “Yargıtay 22.HD nin 17.06.2013 tarih 2013/13906- 14591 EK sayılı kararında da belirtildiği üzere; Davanın kanuni dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 3/2. maddesidir. 4857 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi aynen “Bu Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.” hükmünü içermektedir. Kanun’un açık hükmü karşısında mahkemenin 4857 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi çerçevesinde düzenlenen iş müfettiş raporuna karşı yapılan itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar usül ve yasalara uygun olduğu” gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
1-Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay 22.Hukuk Dairesi’nin 17.06.2013 tarihli ve 2013/13906 E. sayılı ilamına atıf yapılarak İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, atıf yapılan Yargıtay ilamının 4857 sayılı Kanun’un 6552 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile değiştirilmesinden önceki uyuşmazlık ile ilgili olduğundan, eldeki uyuşmazlığa emsal olamayacağının anlaşılması karşısında hukuken isabetsizdir.
2-Somut uyuşmazlıkta; T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca, Tersaneler Cad. No: 20 Tuzla-… adresinde faaliyet gösteren davalı … Endüstri A.Ş. unvanlı işyerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen raporda, asıl işveren Deniz Endüstri ile işyerinde faaliyet gösteren Korkmaz Mühendislik/Mustafa Korkmaz, Simge Teçhizat ve Deniz San.Tic. A.Ş., Gemastaş Gemi Teçhizat ve Mak. San.Tic. A.Ş., İseb İnş. Gıda Tur. Nak. Gemi San. Ve Tic. Ltd. Şti., Atlas Gemi ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti., Güven Gemi Fahri Yuluğ, Şahin Denizcilik Boya Raspa Kumlama ve Çelik Ev Aletleri Paz. Tic. Ltd. Şti., Ana Hırdavat Nalburiye Çelik Kontrüksiyon Gemi San. Tic. Ltd. Şti., AHM Gemi İnşa Tamir Bakım Turz. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti., Karınca Gemi İnş. İzolasyon Tur. Teksil San. Tic. Ltd. Şti., Körfez Den. Serdar Öğer, … Mühendislik Gemi İnş. San. Tic. Ltd. Şti., Asist Den. San. Ve Tic. Ltd. Şti., Emine Ham … Denizcilik Tekson Gemi İzolasyon Yapı Kimyasalları San. Tic. Ltd. Şti., … Gemi İnşa San. Tic. Ltd. Şti., Anka Gemi İnşa… unvanlı şirketler arasında kurulan alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu 2. maddesinde belirtildiği anlamda bir asıl işveren- alt işveren ilişki olmadığından davalı işverenlik ile bu Şirketler arasında kurulan alt işveren ilişkisinin muvazaalı bir işleme dayandığının kabulü ile alt işverenlerin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılması gerektiği yönünde tespit yapılmış ve eldeki uyuşmazlıklarda davacı asıl işveren ile alt işverenlikler bu tespite itiraz etmiştir.
Deniz Ticaret Odası’nın 04.08.2009 tarihli faaliyet belgesinde, davacı Şirketin amaç ve konusunun; tersane kurmak, işletmek, her türlü yüzer havuz veya kuru havuz inşası, işletmesi, çekek işleri, gemi ve her türlü deniz taşıtı yapımı, onarımı, donatımı ve deniz malzemeleri imalatı, deniz endüstrisi ile ilgili her türlü makine, tesisat, ham madde ve işletme malzemeleri imalatı, alımı, satımı, ithali, ihracı, deniz ve gemi işletmeciliği, deniz taahhüt proje, müşavirlik, ekspertiz, acentelik, mümessillik, yurtdışından gemi ve deniz malzemeleri siparişi alma bunları ihraç etme, gemi ithal etme, yurt içi ve dışında gemi kiralama veya kiraya verme, denizde petrol arama platformaları inşası, kiralama, işletme, petrollü taşıma, depolama ve bayiliği işleri yapmak ve statüsünde yazılı diğer işlerle iştigal etmek olarak belirlendiği görülmüştür.
Dosyadaki bilgi, belge ve bilhassa faaliyet belgesi ile müfettiş raporundan, teftiş incelemesine konu işyerinin tersane olduğu ve burada yeni gemi inşaatının ve gemi bakım onarım işlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan Dairemiz uygulamasına göre; tersane sektöründe yeni inşa ve bakım/onarım işleri kapsamında belirli bir iş sırasının takip edildiği, bunlarında belirli bir takvime göre gerçekleştirildiği, önceki iş yapılmadan sonrakine geçilmesinin imkânı olmadığı, bir iş yapılırken sıradaki diğer işleri yapacak olan ekibin boşta beklemesinin zorunluluk olduğu, gemi yapımında sırayla yapılması gereken işlerin her birinin ise ayrı ihtisası, mühendisliği, ustalık ve işinin ehli işçiye ihtiyaç duyulduğu, bu nedenle de Şirketlerin faaliyet alanı olan gemi yapım ve inşasında gereken tüm uzman ve teknik personeli çalıştırmasının ve gemi yapım aşamalarının her birine ait özel teçhizatı ve ekipmanı kendi bünyesinde bulundurmasının hukukî ve ekonomik koşullar dahilinde beklenemeyeceğinden, gemi inşa/onarım piyasasında sadece kendi uzmanlaştığı işleri yapan taşeron firmalardan işin yapım aşamasına göre hizmet alınmasının muvazaa olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir (örneğin Dairemizin 19/12/2018 tarihli ve 2018/3047 E. sayılı ilamı).
Bu bağlamda yukarıda değinilen Dairemiz uygulaması ile uyuşmazlığa ilişkin yapılan tespitler dahilinde; asıl davanın davacısı asıl işveren ile birleşen davaların davacısı olan alt işveren Şirketler arasındaki sözleşmelerin değerlendirilmesi gereklidir.
Dosya içeriğinden; müfettiş denetimine konu davacı asıl işveren Şirkete ait işyerinde, gemi inşa işlerinde, geminin yapımına sıfırdan başlanıp yüzecek hale getirilene kadar devam edildiği ve bu işi yaparken denetim tarihi itibariyle toplam 20 değişik taşeronla sözleşme imzaladığı anlaşılmakta olup, bu denetim sırasında ifadesi alınan asıl ve alt işveren vekilleri ile işçilerin beyanlarından, alt işveren ve asıl işveren işçilerinin hangi bölümde ihtiyaç varsa oralarda görevlendirildikleri, taşeron işçilerinin yapacakları işlerin kesin çizgilerle ayrılmadığı, teknolojik nedenlerle ihtiyaç duyulduğu için değil sadece işin hızlı bitirilmesi için çalıştırıldıkları, taşeronların gemi üretimine ilişkin tüm ekipman ve sarf malzemelerinin asıl işveren tarafından karşılandığı, alt işverenin üretimde kullandığı işçilerin uzman statüsünde olmadığı ve düz işçi olarak vasıflandırılabilecek bu kimselerce yapılan işlerin de asıl işveren tarafından istihdam edilen mühendis, tekniker, ustabaşılar tarafından denetlenip doğrudan bu kimselerce üretimlerine müdahale edildiği, yine kimi alt işveren vekili veya ortağının da diğer alt işverenliklerde sigortalı göründüğü, ayrıca alt işveren şirketlerin davacı asıl işveren dışında başka Şirketlerden hiç bir iş almadığı, sadece davacı asıl işverenin işlerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla Dairemiz uygulamasıyla tersanecilik sektöründe benimsen kriterler dikkate alındığında, somut uyuşmazlıktaki alt işverenlik ilişkilerinin 4857 sayılı Kanun hükümlerine ve Dairemiz içtihatlarına uygun olmadığı sabittir.
Netice itibariyle; Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin verdiği birleşen dava dosyası dışındaki asıl ve birleşen davalar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.