Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/7785 E. 2018/20413 K. 13.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7785
KARAR NO : 2018/20413
KARAR TARİHİ : 13.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi, davacı avukatı tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13/11/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı asil … ile adına Avukat …, karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ile avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, … 4. Aile Mahkemesinin 2014/346 Esas sayılı dava dosyasında verdiği karşı dava dilekçesinde, taraflar arasında devam eden bir boşanma davası olduğunu, karşı davalının eczacı olup eczanesinin bulunduğu, kendisinin ise iktisat fakültesi mezunu olduğunu, davalı ile birlikte eczaneyi birlikte çalışarak yürüttüklerini, iş sözleşmesinin feshi sonrası davalının tazminat ödemediği gibi ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek alacak talep etmiş, … 4. Aile Mahkemesi tarafından, tazminat alacağına yönelik bu talepler hakkında asıl davadan tefrik ve ardından görevsizlik kararı verilerek dava dosyası … 15. İş Mahkemesine gönderilmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının dava konusu işyerini davalı ile birlikte işlettiklerini, her ikisinin de müşterek çalıştıklarını, karşı davacının işyerinde işçi konumunda bulunmadığını, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, davacının kasadan istediği vakit istediği miktarda para alabildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının işçi konumunda değil işyerini birlikte işleten konumunda olduğu, taraflar arasında 4857 sayılı iş kanunun aradığı işçi işveren ilişkinin bulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 2015/32692 E. 2015/33802 K. ve 30.11.2015 tarihli ilamı ile ” Davacının aylık ücretle çalıştığı, işvereni olan eşi adına hareket ettiği, eczanenin eşine ait olduğu bağımlılık ilişkisi neden ile aralarında aynı zamanda iş ilişkisi olduğu, karı-koca olmalarının iş ilişkisine etkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından, mahkemece davaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davacı alacaklarına yönelik bilirkişi raporu alınmış ve ıslaha karşı zamanaşımı def’i de gözetilerek dava dilekçesindeki talepler açısından davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Karar başlığında dava tarihinin 1209/2005 yerine, bozmadan sonra UYAP’a kayıt tarihi olan 01/02/2016 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- Davalı temyizi yönünden yapılan inceleme sonucunda;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8.maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar 2000,00 TL olup, karar tarihi itibariyle 2,270 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri, uyarınca REDDİNE, nisbi temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
3- Davacı temyizi yönünden yapılan inceleme sonucunda;
Mahkemece, davacının ıslah dilekçesine karşı davalı tarafça öne sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınarak ıslaha konu miktarların zamanaşımına uğraması nedeniye reddine karar verilmiş ise de 818 sayılı Borçlar Kanunun 132/3 madde hükümüne göre ( 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 153/3) nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin, diğeri zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez. Alacağın niteliği ve kaynağının önemi yoktur.
Mahkemece açık kanun hükmü karşısında zamanaşımı def’inin dikkate alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.