Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2018/9527 E. 2018/21185 K. 22.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/9527
KARAR NO : 2018/21185
KARAR TARİHİ : 22.11.2018

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş.’nde 02/08/2006-15/05/2008 tarihleri arasından ellecleme elemanı olarak çalıştığını, 15/05/2008 tarihinde davalılar arasındaki iş sözleşmesinin devri hakkında sözleşme imzalandığını, davacının söz konusu sözleşmeyi kabul ettiğini ve bu tarihten sonra … Şirketi’nde çalışmaya devam ettiğinin daha sonra … Şirketi’nin davacının rızasını almadan davacıya asgari ücret üzerinden ödeme yaptığını ve bayram tatillerinde, resmi tatillerde, hafta tatillerinde davacının çalıştığını davacıya hergün fazla mesai yaptırıldığını daha sonra noter kanalı ile iş akdinin fesh edildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, bakiye ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş. vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … Şirketi, davaya cevap vermemiş, bilahare verdiği beyan dilekçesinde iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, özel dava şartlarının mevcut olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı işveren fesih sebepleriyle bağlı olduğu, iş sözleşmesinin feshine ilişkin bildirimde; 22.03.2017 tarihinde yapılan şikayet üzerine, davacının 2016 yılı kasım ayında yapılan sınavın genel yetenek testi sorularını cep telefonu ile fotoğrafladığı ve dağıtıldığının tespit edildiği, bu sebeple güven ilişkisinin sarsıldığı belirtilerek iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesi gereğince 28.03.2017 tarihinde fesh edildiğinin kayıtlı olduğu, feshe dayanak yapılan olayla ilgili olarak davacı tarafından verilen yazılı savunmada, kasım ayında girilen takım liderliği sınavında sınav sorularınını… ın telefonu ile birkaçını çektiğini,… ın soruları mesaj yolu ile kendisine gönderdiğini, amacının bu tür sınavlara hazırlanmak olduğunu belirttiği, davalı tarafın, güven ilişkisinin sarsıldığını ileri sürdüğü, iş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açtığı, işverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıktığı, ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme geleceği, şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerektiği, olayımızda; haklı nedenle derhal fesih için Yasada öngörülen 6 günlük (6 iş günü) sürenin geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple feshin haklı nedenlere dayandığı iddiası yerinde görülmediği, ancak; davacının kasım ayında yapılan takım liderliğine yükselme sınavında genel kültür sorularının davacı tarafından fotoğraflandığı, bu suretle taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, bu sebeple feshin en azından geçerli nedenlere dayandığı, işe iade davalarında, fesih sebebinin haklı fesih nedenlerinden olup olmadığını araştırmanın zorunlu olmadığı, feshin geçerli neden olduğunun tespitinin yeterli olduğu, feshin haklı olup olmadığının, işçi tarafından açılacak, kıdem ve ihbar tazminatı talepli işçilik alacağı davalarında uyuşmazlık konusu edilebileceği sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- 21/03/2018 tarihli celsede, Mahkeme tarafından verilen karar şu şekildedir: “Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 03/08/2009 tarihli dilekçesi ile dava açarak müvekkilinin … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş. de 02/08/2006-15/05/2008 tarihleri arasından ellecleme elemanı olarak çalıştığını 15/05/2008 tarihinde davalılar arasındaki iş sözleşmesinin devri hakkında sözleşme imzalandığını davacının söz konusu sözleşmeyi kabul ettiğini ve bu tarihten sonra … şirketinde çalışmaya devam ettiğinin daha sonra … şirketinin davacının rızasını almadan davacıya asgari ücret üzerinden ödeme yaptığını ve bayram tatillerinde, resmi tatillerde, hafta tatillerinde davacının çalıştığını davacıya hergün fazla mesai yaptırıldığını daha sonra noter kanalı ile iş akdinin fesh edildiğinin fazlaya dair haklarının saklı kalarak 2000 TL kıdem, 1000 TL bayram tatili 2000 TL ödemeyen ücretin tahsilini talep etmiş daha sonra davacı ıslah ederek kıdem tazminatını 3599,47 TL fazla mesai ücretini 11323,62 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağını 371,55 TL ve 5741,40 TL ücret alacağı olmak üzere toplam 21,009,04 TL nin yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu, 27.10.2011 tarih ve 2009/314 E., 2011/421 K., sayılı kararla “1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
-Davacının Kıdem tazminatı talebinin kabulü ile 3599,47 TL Brüt alacağın iş aktinin fesh tarihi olan 10/07/2009 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 2187,20 TL sinden davalardan müştereken ve müteselsilen kalan bedelin davalı … ltd.şti den alınarak davacıya verilmesine,
-Ücret alacağı talebinin kısmen kabulü ile 2791,86 TL net alacağın 2000 TL sinin dava tarihinden itibaren bakiye miktarın ıslah tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine,
-Fazla mesai alacağının kısmen kabulü ile, 9022,86 TL brüt alacağın 1000 TL si dava tarihinden kalan miktarı ıslah tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine,
-Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kısmen kabulü ile 296,39 TL brüt alacağı dava tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine,
Yasal kesintilerin infaz sırasında dikkate alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine.” karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.01.2015 tarih ve 2014/37570 E., 2015/1331 K., sayılı kararıyla davalılardan … Lojistik şirketinin temyiz talebinin süresinden sonra yapılması nedeniyle reddine, davalılardan … şirketinin temyiz talebi konusunda ise, “…fazla mesai ve genel tatil ücretlerinin, en erken ispatlanan tarih olan davacı şahidi…’nin dosya kapsamına göre bildiği 15/08/2008 tarihine kadar hesaplanması gerektiğinin, daha sonraki çalışma süresi açısından iddianın sübut bulmadığının düşünülmemesi, … Davalının temyiz dilekçesi ekinde, Mahkemece davacı lehine ücret alacağına hükmolunan bazı aylar açısından 650’şer TL. maaş ödemesi yapıldığına ilişkin banka yazısının bulunduğu görülmüştür. Taraflardan bu yazı sorulup, gerekirse bankadan davacıya yapılan ödemeye ilişkin dekontlar getirtilerek davacının ücret alacağı hakkında sonuca gidilmelidir.” denilerek Mahkememizce verilen karar bozulmuştur.
Bozma sadece davalılardan … şirketine yönelik ve az yukarıda belirtilen kısımlarla ilgili olduğundan hükmün diğer davalıya yönelik kısımlarının tümü ile davalılardan … şirketi yönünden ise bozmaya konu olmayan kısımları onanmıştır.
Mahkememizce bozmaya uyulmuş, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Tüm dosya kapsamıyla; Davacının 02.08.2006-15.05.2008 tarihleri arasında … Lojitsik isimli şirkette çalıştığı, 15.05.2008 tarihinde iş sözleşmesinin devri suretiyle davalı … şirketinde çalışmaya başladığı, 10.07.2009 tarihinde iş sözleşmesinin davacı tarafından sonlandırıldığı,
15.05.2008-01.07.2009 tarihleri arasına ilişkin olarak davacının 5398,60 TL ücret alacağının bulunduğu, bu alacağın 3300 TL sinin daha sonra ödendiği, bu suretle davacının bu dönem için net 2098,60 TL ücret alacağının kaldığı,
15.05.2008-15.08.2008 tarihleri arasına ilişkin olarak brüt 2792,79 TL fazla mesai alacağının bulunduğu, fazla mesaiye ilişkin talep tanıkla ıspat edildiğinden dosya kapsamına göre %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, davacının bu talebinin belirtilen dönem haricindeki dönemlere ilişkin kısmının sübuta ermediği,
15.5.2008-15.8.2008 tarihleri arasına ilişkin olarak brüt 32,57 TL ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına karşılık alacağının bulunduğu, buna ilişkin talep tanıkla ıspat edildiğinden dosya kapsamına göre %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, davacının bu talebinin belirtilen dönem haricindeki dönemlere ilişkin kısmının sübuta ermediği sonucuna varıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
– Davacının net 2098,60 TL ücret alacağının 2000 TL sinin dava tarihi olan 3.8.2009 tarihinden itibaren, 98,60 TL sinin ıslah tarihi olan 27.12.2010 tarihinden tibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine,
-Davacının brüt 1954,95 TL fazla mesai alacağının 1000 TL sinin dava tarihi olan 3.8.2009 tarihinden itibaren, 954,95 TL sinin ıslah tarihi olan 27.12.2010 tarihinden tibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, yasal kesintilerin infaz sırasında nazara alınmasına,
-Davacının brüt 22,80 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağının dava tarihi olan 3.8.2009 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalı … ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, yasal kesintilerin infaz sırasında nazara alınmasına,
2-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 378,45 harçtan peşin alınan 306,25 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 72.25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davalının bozmadan önceki kararda hüküm altına alınan harç itibariyle, 158,50TL harç yönünden müşterek ve müteselsil sorumluluğunun devam ettiğine,
3-Bozmadan sonra davacı tarafından yapılan 246.10 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 60.88 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı tarafından yapılan 50 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 40.31 TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 2180 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.- Gerekçeli kararın davacı vekili ile davalıya (davalıya TK nın 35.maddesi gereğince) tebliğine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yerdeki İş Mahkemesine dilekçe ile başvurulmak suretiyle Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 21/03/2018 ”
Mahkeme tarafından gerekçeli karar ve gerekçeli karardaki hüküm ise şu şekilde oluşturulmuştur: “Davacı vekili; müvekkilinin davalı yanında iş sözleşmesiyle çalıştığını, 28.03.2017 tarihinde iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından, davacının şirkete ait bilgileri izinsiz kopyaladığı, dağıttığı, terfi sürecini yanılttığı, kendine tanınan yetkileri kötüye kullandığı gerekçeleriyle güven ilişkisinin sarsılmasını gerekçe olarak gösterdiğini, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davacının isnat edilen eylemleri yapmış olsa bile bunun iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden olmadığını belirterek yapılan feshin geçersizliğinin tespitine, müvekkilinin işe iadesine, boşta geçen süre hakları ile işe başlatmama tazminatlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 20.05.2011-28.03.2017 tarihleri arasında iş sözleşmesiyle çalıştığını, terfi sürecine ilişkin kasım ayında yapılan yazılı sınav esnasında, davacının, başka bir çalışanın telefonu ile genel yetenek testi sorularının fotoğrafının çekildiğini, bu durumun 22.03.2017 tarihinde öğrenildiğini, davacının 22.03.2017 tarihli savunmasında, bu hususu kabul ettiğini, iş sözleşmesinin haklı nedenlere dayalı olarak fesh edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacının çalışması ile ilgili belgeler, feshe dayanak yapılan belgeler, fesih bildirimi, işyeri dosyası, yükselme sınavı uygulama esaslarını ve sonuçlarını düzenleyen belgeler getirtilmiş, tanıklar dinlenmiştir.
Özel dava şartlarının mevcut olduğu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı işveren fesih sebepleriyle bağlıdır. İş sözleşmesinin feshine ilişkin bildirimde; 22.03.2017 tarihinde yapılan şikayet üzerine, davacının 2016 yılı kasım ayında yapılan sınavın genel yetenek testi sorularını cep telefonu ile fotoğrafladığı ve dağıtıldığının tespit edildiği, bu sebeple güven ilişkisinin sarsıldığı belirtilerek iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesi gereğince 28.03.2017 tarihinde fesh edildiği kayıtlıdır.
Feshe dayanak yapılan olayla ilgili olarak davacı tarafından verilen yazılı savunmada, kasım ayında girilen takım liderliği sınavında sınav sorularınını… ın telefonu ile birkaçını çektiğini,… ın soruları mesaj yolu ile kendisine gönderdiğini, amacının bu tür sınavlara hazırlanmak olduğunu belirttiği görülmüştür.
Davalı taraf, güven ilişkisinin sarsıldığını ileri sürmektedir. İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir.
Olayımızda; haklı nedenle derhal fesih için Yasada öngörülen 6 günlük (6 iş günü) sürenin geçirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple feshin haklı nedenlere dayandığı iddiası yerinde görülmemiştir.
Ancak; davacının kasım ayında yapılan takım liderliğine yükselme sınavında genel kültür sorularının davacı tarafından fotoğraflandığı, bu suretle taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı, bu sebeple feshin en azından geçerli nedenlere dayandığı, işe iade davalarında, fesih sebebinin haklı fesih nedenlerinden olup olmadığını araştırmanın zorunlu olmadığı, feshin geçerli neden olduğunun tespitinin yeterli olduğu, feshin haklı olup olmadığının, işçi tarafından açılacak, kıdem ve ihbar tazminatı talepli işçilik alacağı davalarında uyuşmazlık konusu edilebileceği sonucuna varıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın sübut bulmaması sebebiyle REDDİNE,
2- Harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3- Eksik kalan 4.50 TL. harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4- Davalı tarafından yapılan 47,00 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden 2.180,00 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Karar kesinleştiğinde, taraflarca yatırılan avansların arta kalan kısımlarının yatıranlara iadesine,
7- Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yerdeki İş Mahkemesine dilekçe ile başvurulmak suretiyle … Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 21/03/2018 ”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
“Hüküm
MADDE 321- (1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Bu nedenlerle basit yargılamada da tefhim edilecek hüküm HMK.nun 297/2. maddesindeki unsurları taşımakla birlikte HMK.nun 321. maddesi uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Ancak Mahkemelerin iş yoğunluğu ve buna bağlı olarak duruşma dosyalarının çokluğu nedeni ile gerekçenin duruşmada yazdırılamaması halinde gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Halen yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8 inci maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Taraflar hükmün tefhiminin HMK.nun 297/2. maddesinde sayılan unsurları taşımaması halinde hak ve borçlarını bilemeyeceklerinden temyiz süresini kaçırmamak, hak kaybına uğramamak için kararı gereksiz yere temyiz etmek zorunda kaldıkları bir gerçektir.
Bu nedenlerle hükmün tefhimi sırasında HMK.nun 297/2. maddesinde belirtildiği üzere “taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Yukarıya alınan, duruşma sırasında tefhim edilen ve gerekçeli karar konan halleri ile tefhim edilen mahkeme kararı ve gerekçeli kararda hem gerekçe hem de hüküm tamamen çelişiktir. Bu durum 10/04/1992 gün ve 1991/7 E. 1992/4 K. Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve HMK.un 297inci ve 298/2inci, 321inci maddelerine aykırıdır.
Mahkeme’nin gerekçeli kararındaki gerekçe, hüküm ve duruşma sırasında tefhim edilen gerekçe ile hüküm özetinin tümü birbiri ile uyumlu olmalı, çelişkili olmamalıdır. Bu hususun gözetilmemesi hatalıdır.
2-Davalılardan … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş. bakımından, davalı … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş. bozma sonrası kararda gerekçeli karar başlığında yer almamıştır.
Bozma öncesi kararda davalı … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş.’nin sadece kıdem tazminatından kısmen sorumlu tutulduğu, bozma sonrası kararda ise Mahkeme tarafından kıdem tazminatı hakkında karar verilmediği ve davalı … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş.’nin de gerekçeli karar başlığında davalı olarak yer almadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/10/2012 tarihli ve 2012/9-851 Esas-2012/705 Karar sayılı kararında özetle; bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda verilecek kararlarda, bozma konusu yapılmasa da her bir taleple ilgili olarak yeniden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme tarafından bozmadan sonra verilecek kararda bozma kapsamı dışında kalsın ya da kalmasın her bir taleple ilgili olarak yeniden HMK’nun 297 maddesine uygun şekilde yeniden hüküm kurulmalıdır.
Davalı … Lojistik Kargo Hizm. ve Tic. A.Ş. de davalı olarak gerekçeli karar başlığında yer almalıdır.
Bu hususların gözetilmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre, esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.