YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3381
KARAR NO : 2019/8283
KARAR TARİHİ : 10.04.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : Davacı, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının taraflar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 24.10.2017 gün 2017/16557 Esas ve 24.10.2017 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, aynen “Mahkememizin 17/08/2018 tarihli celsesinde Mahkeme hakimi olan … tarafından şikayette bulunulması ve verilen kararın basında yer alması sebebiyle HMK 36 maddesi gereğince davadan çekilme kararı verildiği, çekilme kararının değerlendirildiği … 13 İş Mahkemesinin 29/08/2018 tarih ve 2018/2 D.İş kararı ile Mahkeme Hakimi …’ın … 12 İş Mahkemesinin 2017/778 esas nolu dosyasındaki çekilme kararının yerinde olduğunun kabulüne karar verilmesi üzerine … Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın 12/10/2018 tarihli tensip kararı ile işbu dava dosyasına … 14. İş Mahkemesi hakimi … tarafından bakılmasının tensip kılındığı, bu aşamadan sonra tarafların usuli kazanılmış hakları gözetilerek yapılan yargılama neticesinde Mahkememizin bozmadan önceki kararında belirtildiği üzere ‘davacının davalıya ait işyerinde toplam hizmet süresinin 6 yıl, 7 ay, 2 gün olduğu, dosya kapsamından davacı tarafından davalı şirketin yayın politikasında son zamanlarda farklılıklar olması nedeniyle şeref ve şöhreti ile manevi menfaatlerini ihlal eden esaslı değişiklik nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiği iddiasında bulunulmuş, davalı şirketin yayın politikasında belirtilen şekilde değişiklik olup olmadığı, söz konusu değişikliğin yerinde olup olmadığı hususlarının yoruma açık bir konu olduğu ancak işçi lehine yorum ilkesi nazara alınarak davacının şeref ve şöhretini, manevi menfaatlerini ihlal eder derecede yayın politikasında değişiklik bulunduğunun ve basın iş kanunu 11. maddesinin 1.fıkrasının koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davacının net kıdem tazminatının 64.655,00 TL olduğunun anlaşıldığı’ şeklindeki gerekçelerine istinaden” bozmaya karşı kısmen direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı taraflar vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dairemizin, “Dosya içeriğine göre Basın Kanunu’na tabi çalışan davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedip etmediğinin çözüme kavuşturulması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta; 08.08.2007-26.03.2014 tarihleri arasında davalı Şirkete ait gazetede haber müdürü olarak görev yapan davacı, çalıştığı gazetenin yayın politikasındaki son zamanlarda yaşanan ve gazeteci olarak şeref ve şöhreti ile manevi menfaatlerini ihlâl eden esaslı değişiklik nedeniyle iş sözleşmesini 5953 sayılı Kanun’ un 11/1.maddesine göre haklı sebeple sona erdirdiğini ve haklı istifa iradesini yazdığı veda yazısı ile kamuoyuna aynen;
“Ağustos 2007’den bu yana çalıştığım ve 4 yıldır yazı işleri müdürü olarak görev yaptığını … Gazetesi’nden bugün itibarı ile ayrıldım. Bu kararı alma nedenim. AK Parti iktidarının, kapatma davası tehdidi altında askeri vesayete ve darbelere karşı büyük bir mücadele verdiği, AB üyeliği perspektifi ve daha demokratik bir Türkiye idealiyle büyük reformlar yaptığı dönemde kritik bir rol oynadığına inandığım ve görev yapmaktan onur duyduğum gazetemin Gezi Parkı olayları ve son olarak yerel seçim atmosferinde sözünü ettiğim bu çizgisini kaybettiğine olan inancımdır.
…’lerin, …’lerin ve en son …’ların hayatını kaybettiği Geziolayları sürecinde iktidar partisinin birçok toplum kesimine karşı kullandığı ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve kriminalize edici dil dershane tartışması ile birlikte … Cemaatine karşı açıkça nefret söylemine dönüşmüş, milyonlarca insanın büyük saygı duyduğu bir kanaat önderi ile bağlıları akıl almaz şeylerle suçlanmış ve bu dil seçim meydanlarına taşınmıştır.
Türkiye’nin yaşadığı bu cinnet halinden medya fazlasıyla nasibini almış, haber değeri taşımayan ve algı yönetimi daha doğru ifadeyle kara propaganda amacı güden “haberler” gazete ve televizyonların rutini haline gelmiştir. Bu nedenle yıllarca sahiplenerek görev yaptığını gazetelerde benim açımdan sorumlu ve dengeli bir gazetecilik yapma imkanı kalmamıştır. Yıllarca birlikte görev yaptığım ve mesleki birikimlerine saygı duyduğum tüm çalışma arkadaşlarıma veda ediyor, başarılar diliyorum.” şeklinde açıklama yaptığı sabittir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 5953 sayılı Yasa’ nın 11/1. maddesinde amaçlanan şekilde “ Bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişikliğin “ olup, olmadığı, varsa bu değişikliğin davacının istifasına haklılık kazandırıp, kazandırmayacağıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı gazetecinin davalı gazetede 24.03.2007 tarihli yazılı sözleşme ile 6 yıl 7 ay 2 gün “ Yazı İşleri Müdürü “ olarak çalışmıştır.
Davacı vekili 14.01.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde;
“-Davacının uzun yıllar … Gazetesinde Haber Müdürü olarak görev yaptığını, Yazı İşleri Müdürünün bir gazetede, hangi haberlerin yayımlanacağına, hangi haberlerin gazetede yer alıp, almayacağına, tüm haberlerin hangi başlıkla yayımlanacağına karar veren, gazetenin yayın politikasını birinci derecede uygulayan kişi olduğunu, dolayısı ile davacı gazetede yayınlanacak olan haberlerin belli bir politik çizgide ilerlemesinin de görevleri arasında olduğunu, bu gün ak diyen, yarın aynı konuya kara diyen bir gazetenin tutarlı ve topluma objektif haber sunmasının imkansız olduğunu,
-2013 yılına kadar belli bir çerçevede ve davacının hayata bakışı ve manevi değerleri ile örtüşen davalı gazetenin bu tutarlı tavrından tamamen uzaklaştığını, meslek etiğine uyulmamasının davacı tarafından kabul edilemeyip, gazete yetkililerinin uyarıldığını,
-Gazetenin …, … haberleri, 2013 yılı haziran ayında meydana gelen gezi olaylarına ilişkin haberler ile … ile ilgili haberlerden bahsederek, daha sonrasında bu haberlerin tam tersinin verilmeye başlanıldığını, gazetenin yayın politikasını değiştirdiğini, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’ nun 11. Maddesinin doğrudan halkın haber alma hakkı ile ilgili olduğunu, Kanunun bu maddesinin basını 4. Kuvvet haline getiren basın özgürlüğünün temel bir düzenlemesi olduğunu, davacının yayın politikasındaki esaslı değişiklik nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini beyan etmiştir.
Yukarıya alınan veda yazısının içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının istifasının asıl nedeni, çalıştığı … Gazetesi’ nin Ülkemizi 7 Şubatlara, 17-25 Aralıklara ve en son 15 Temmuz hain darbe girişimine taşıyan, silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararları ile de sabit olan FETÖ/PDY ve liderine açıkça karşı açıkça tavır almasıdır. Yayın politikasındaki değişiklik budur.
Bu açıklama ve tespitlerden yola çıkarak, davacının 7 yıla yakın bir süre Yazı İşleri Müdürlüğü yaparak “..hangi haberlerin yayınlanacağına, hangi haberlerin gazetede yer alıp, almayacağına, tüm haberlerin hangi başlıkla yayımlanacağına karar veren, gazetenin yayın politikasını birinci derecede uygulayan..” kişi olduğu belirtilen davacının 2007 yılından 2013 yılına kadarki dönemde kendisinin belirlediği gazete politikasının Ülkemizi 7 Şubatlara, 17-25 Aralıklara ve en son 15 Temmuz hain darbe girişimine taşıyan sürecin, kumpasların gün yüzüne çıkması üzerine değişmesinin davacının (…gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ) hangi manevi değerlerini, nasıl ihlal ettiği davacı tarafından ortaya konulmamış, kanıtlanamamıştır.
Söz konusu oluşumun Milli Güvenlik Kurulu Kararında ifade edildiği şekliyle “Legal görünümlü illegal yapı ” olduğunu gösteren emarelerin ortaya çıkması ile birlikte bu yapının aleyhinde konumlanan ve değişen davalı gazetenin yayın politikasının haber müdürü olan davacı işçiye Basın Kanunu’nun 11/1 maddesi anlamında haklı fesih imkanı verdiğinden söz edilemez.
Bu nedenle davacının iş akdini feshinin haklı nedene dayandığı ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından kanıtlanamadığından, davacının kıdem tazminatı talebinin reddi yerine “…işçi lehine yorum..” ilkesi gerekçe gösterilerek kabulü hatalıdır.” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, kısmî direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 10.04.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.