YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6385
KARAR NO : 2019/16670
KARAR TARİHİ : 25.09.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 05/02/2019 tarihli ve 2015/27265 E., 2019/2811 K. sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece -özetle-, davacının davalı üniversitede öğretim görevlisi sıfatı ile çalıştığından iş sözleşmesi ile göreve getirildiği ve İş Kanununa tabi bir personel olduğu, dolayısıyla öğretim üyeleri ile ilgili düzenlemelerin davacıya uygulanması mümkün olmadığı, nitekim önceki yerleşik kararlarında Yargıtay’ın da iş sözleşmesi ile kurulan iş ilişkisi ve bütün özlük hakları buna göre değerlendirilen davacının tabi olduğu hukuk İş Kanunu olacağından Adli Yargı ve İş Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varıldığı, bununla birlikte dava konusu uyuşmazlıkta da adli yargı yolunun ve iş mahkemelerinin görevli olduğunda dair daha önce Hukuk Genel Kurulu kararları başta olmak üzere birçok Yargıtay Kararı mevcut olup mahkememizce yargılamaya esas alınanın da bu Yargıtay kararları olduğu, buna rağmen önceki yerleşik Yargıtay kararları esas alınarak 2014 yılında açılan davaya 2015 yılında karar verilmiş ve Yargıtay tarafından içtihat değişikliği nedeniyle dosya 2019 yılında adli yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle bozularak mahkemelerine iade edildiği, toplamda 5 yıl sonra dosyanın İdari Yargı yolunun gönderilmesi gerektiği yönünde bozulması üstelik Mahkememizce yargılama Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre yapılmasına rağmen tamamen teorik bir hukuki değerlendirme olup, tarafların süre yönünden adli yargılanma hakkına aykırı olduğu, gerek taraflar gerekse Mahkemelerince gelecekte Yargıtay’ın içtihat değişikliğine gidebileceğini öngörecek durumda olmamasına rağmen, dava açıldığı tarihte caiz bulunan yargı yolu ve mahkemeye açıldığı sabit olan ancak 5 yıl sonra sadece içtihat değişikliği nedeniyle öngörülemeyecek bir nedenden dolayı dava süresinin ve yargılamanın uzatılması adil yargılanma hakkı kapsamında “yargılamanın makul bir sürede yapılması gerektiği” ilkesine aykırı olup bu nedenle dava taraflarının adalete geç erişiminin sağlandığı ve hak kaybına sebep olunacağının da sabit olduğu, Ülkemizde zaten yargılamanın geç işlediği gözetilerek özellik dosyamızda olduğu gibi Dairelerin ilke kararlarında değişikliğine gittiği durumlarda en azından yargılamanın yapıldığı tarihte geçerli olan ilke kararlarına uygun olan kararların onanması gerektiği, baskın görüşte ilke kararları değiştirilecekse bu durumun öncelikle hakimler ve avukatlar olmak üzere kamuoyuna açıklanması gerektiği bu nedenle gerek yargılamada ikilik sağlanmasının gerekse adil yargılanma hakkındaki ihlallerin önüne geçilmesinin sağlanacağının sabit olduğu gerekçesi ile bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Dairemizin “… Somut uyuşmazlıkta, Vakıf Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan davacının Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi idari sözleşme ile çalıştığı, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK.un 114 ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddi yerine esastan karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 25/09/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.