YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/6647
KARAR NO : 2019/17530
KARAR TARİHİ : 08.10.2019
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı-Karşı Davalı İsteminin Özeti:
Davacı-karşı davalı vekili; müvekkilinin, 22.01.2010-30.09.2013 tarihleri arasında davalı Şirkette satış ve pazarlama müdürü olarak çalıştığını, aylık maaşının net 5.000,00 Euro olduğunu, bir kısmının bankaya yatırıldığını, kalan kısmının ise elden ödendiğini, Eylül 2013 ayı net 5.000,00 Euro maaşının ödenmediğini, maaş haricinde 3 ayda bir olmak üzere yılda 3 defa net 5.000,00 Euro prim ödendiğini, Eylül 2013 priminin de ödemediğini, müvekkilinin sabahları 08:00’de iş başı yaptığını, bazı günlerde ise saat 22:00’a kadar, otelde grup olduğu günlerde ise saat 24:00’a kadar çalıştığını, davacının hafta tatillerinde, ulusal ve dini bayramlarda, genel tatillerde çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini ve 30.09.2013 günü müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile maaş, prim, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı-Karşı Davacı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı-karşı davacı vekili; davacının müvekkili şirket bünyesinde 22.01.2010- 30.09.2013 tarihleri arasında satış pazarlama direktörü olarak çalıştığını, son maaşının 4.318,57 TL. olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca tüm maaş ödemelerinin banka aracılığıyla yapıldığını, bankaya yatırılan miktar haricinde elden ödeme yapılmadığını, sunulan makbuz örneklerinde yetkili imzanın bulunmadığını, davacıya maaş haricinde prim ödemesi yapılmadığını, davacının hafta içi çalışma saatlerinin 09:00-18:00 arası olduğunu, haftalık 45 saati aşan bir çalışmasının olmadığını, hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalışmadığını, istisnai olarak çalışmış ise bu çalışmasının karşılığının ilgili aylardaki ücret bordrolarında tahakkuk ettirildiğini, davacının 26-27-28-30.09.2013 tarihlerinde işe gelmediğinin tutanakla tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin … 6.Noterliği’nin 02.10.2013 tarihli ve 12875 yevmiye numaralı ihtarname ile fesih edildiğini, davacının tüm yıllık izinlerini kullanmış olduğunu, davacının davalı şirkette satış pazarlama müdürü olarak çalışan Aykut Albagu ile birlikte şirket nezdinde 18.12.2013 tarihinde yapılan iç soruşturma sonucunda birtakım dolaylı yollarla davalı şirketi zarara uğrattıkları ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediklerinin tespit edildiğini, davalı şirketin uğradığı zararın 89.154,03 TL. olduğunu, bu zararın ödenmesine ilişkin ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davacının yakın arkadaşının sahip olduğu Polar Tour Operatör Ltd.’ye diğer acentelere uygulanan aksiyon fiyatlarının çok çok altında bir fiyat uygulamasını sağladığını, davalı şirketin 841.425,00 USD zarar etmesine sebep olduğunu, davacının devam eden soruşturma sonucunun beklenmesini talep ettiklerini, davacının hizmet ilişkisi nedeniyle kendisine teslim edilen eşyaları teslim etmediğini, bu nedenle de ayrıca bir soruşturma da yürütüldüğünü savunarak; davacının davasının reddi ile birleşen davada müvekkili şirketin zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen karşı davanın ise reddine dair verilen karar, davalı-karşı davacı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizin, 27.02.2018 tarih 2017/11835 Esas-2018/4456 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle; davacının hafta tatillerinde çalıştığını ispatlayamadığı gözetilmeksizin alacağın reddi yerine kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğu, davalının belirttiği hastaneye müzekkere yazılarak, davacının yatılı olarak tedavi görüp görmediği, görmüş ise hangi tarihlerde hastanede kaldığı sorularak, gelecek cevaba göre fiili çalışmaya bağlı fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacakları yeniden değerlendirilmesi gerektiği, işçi hakkında işverenin şikayeti üzerine başlatılan savcılık soruşturmalarına ilişkin dosyalar celbedilerek ve özellikle … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/801 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan ceza davasının sonucu beklenerek birleşen davada talep edilen alacağın varlığı hakkında karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda da asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve bozma ilamında belirtilen ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, ceza dosyasındaki beraat kararı nedeni ile davalı-karşı davacı işverenin birleşen davadaki şirket zararının tazmini talebinin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle Ceza hukuku ve Medeni Hukuk arasındaki ilişkide Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinin değerlendirilmesi gerekir (Eski Borçlar Kanunu Mad. 53). Maddeye göre “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiş ve kural olarak bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir.
Düzenlemeye göre hukuk hakimi kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değildir. Ancak; aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak yapılan maddi olgular ile bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak delilleriyle tespit edilip edilmediği olmalıdır. Yasadaki açık düzenleme, yerleşen yargısal uygulama ve bilimsel görüşler karşısında; kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararın, diğer söyleyişle fiilin işlendiği sabit olduğu halde kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptamanın tek başına Hukuk Hakimini bağlayacağını kabule olanak bulunmamaktadır.
Dosya içeriğine göre; davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dava açıldığı ve davanın … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/801 Esas-2018/1256 Karar sayılı dosyasında görüldüğü, davacı işçinin katılana yönelik 2012 tarihli eylemi nedeni ile atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden bahisle müsnet suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği; yine davacı işçinin katılana yönelik 2013 tarihli eylemi nedeni ile atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine hükmedildiği ve ceza mahkemesi kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında yukarıda belirtilen ceza dosyasının getirtilip incelenmediği gibi yine bozma ilamında belirtilen davacı hakkındaki savcılık soruşturma dosyaları da getirtilmemiştir.
Ceza mahkemesinin beraat kararları incelendiğinde, davacının 2012 yılındaki eyleminden dolayı delil yetersizliği nedeni ile hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısı ile mahkemece ceza dosyasındaki beraat kararı gerekçe gösterilerek, davalı-karşı davacının davasının reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece, bahsi geçen ceza dosyası ve bozma ilamında belirtildiği üzere savcılık soruşturma dosyaları getirtilip, bu dosyalardaki bilgi ve belgeler eldeki dava dosyası ile bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra, birleşen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.