Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/2020 E. 2020/11676 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2020
KARAR NO : 2020/11676
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.10.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat Aslıhan Çakır ile karşı taraf adına vekili Avukat Ferhat Yıldız geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01/01/2000-17/07/2012 tarihleri arası satış elemanı, şoför ve depocu olarak çalıştığını, son ücretinin aylık net 1.250,00 TL olduğunu, SGK’ya gerçek ücretin bildirilmemesi, fazla mesai, hafta tatili ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmemesi üzerine iş akdinin 17/07/2012 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ücret, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı işçinin Temmuz ve Ağustos aylarında memleketi Bulgaristan’a gittiğini, iki ay kendisine ulaşılamadığını, daha sonra davalı Şirkette çalışmayacağını ve 2012 Temmuz ayına kadar olan tazminatının ödenmesi halinde işe yeni girmiş gibi çalışacağını aksi halde dava açacağını söyleyerek kendi isteğiyle işten ayrıldığını, Şirkete verdiği emeklerinden dolayı kıdem tazminatı ödenmek istenmiş ise de davacının hiçbir şartı kabul etmeyerek huzurda görülen davayı ikame ettiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını, fazla mesai yaptığında maaşıyla birlikte ödendiğini, hizmet süresinin SGK kayıtlarında gözüktüğü gibi olduğunu, ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece bozmaya uyarak davalı tarafça davacının çalışması bildirilen süreler 17/05/2006-01/07/2007; 15/08/2008-31/10/2012 arasında toplam 5 yıl 4 ay hizmet süresi kabul edildiği ve bu doğrultuda alınan 14.06.2019 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Somut olayda uyulmasına karar verilen bozma ilamı ile davacının davalı işyerinde 01/01/2000 tarihinden itibaren çalıştığını ispatladığı, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 1084731 sicil numaralı işyerindeki çalışmanın da davacının hizmet süresine dahil edilmesi gerektiği hususlarına işaret edildiği halde davacının 17/05/2006-01/07/2007; 15/08/2008-31/10/2012 arasında toplam 5 yıl 4 ay çalıştığı kabulüne göre karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Ayrıca mahkemece karar gerekçesinde 14/06/2019 tarihli bilirkişi raporuna itibarla karar verildiği belirtildiği halde çelişkili olarak 21/11/2014 tarihli rapordaki hesaplamalara göre karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
Bozma kapsamında işaret edilen hususlar gözetildiğinde; davacının hizmet döküm cetveline çalışmasının bildirildiği 1042745 ve 1067377 işyeri sicil numaralı dava dışı işverenler nezdinde geçen 02/07/2003-31/08/2003 ve 06/04/2005-01/04/2006 tarihi arasındaki çalışmaları dışında 01/01/2000-17/07/2012 (davacı talebi ile sınırlı olarak) tarihleri arasındaki tüm sürede davalı yanında çalıştığını ispatladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken mahkemece, bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak, hükmüne uyulan bozma gereği gibi davacının 01/01/2000-01/07/2003, 01/09/2003-05/04/2005, 02/04/2006-17/07/2012 tarihleri arası davalı yanında çalıştığı kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.