YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2167
KARAR NO : 2020/12192
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ : İstanbul 30. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 16.02.2016 tarih, 3821 sayılı yetki tespit kararı uyarınca, diğer davalı Tek Gıda İş Sendikası’nın yetki tespit başvurusunda bulunduğu ve Bakanlık tarafından yapılan incelemede davalı sendikanın yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiğini, yetki tespiti yazısı uyarınca müvekkili şirkette başvuru tarihi olan 04.02.2016 tarihinde, toplam işçi sayısı 105 ve sendika üye sayısı 62 olarak tespit edildiğinin belirtildiğini, Bakanlık tarafından yapılan tespitin gerçeklere aykırı olduğunu, müvekkili şirketin “Bahçelievler Mah. … Sokak No:l Pendik İstanbul” adresinde kurulu merkez ve “Bahçelievler Mah. Ereğli Cad. No…. Karaman” adresinde kurulu fabrika olmak üzere birden fazla işyeri bulunan bir işletme olduğunu, yukarıda adresi bulunan genel müdürlükte tüm işyerleri için geçerli olan genel yönetim ve idari işler, satış ve pazarlama, laboratuvar, Ar-Ge, Kalite Kontrol, Lojistik, finans, fabrika bütçe planlama, insan kaynakları yönetimi, bordrolama, vergi, muhasebe, genel satın alma, personel ve özlük işleri, planlama, ruhsat işlemlerinin yapıldığını, merkez işyerinde yetki tespit tarihi olan 04.02.2016 tarihi itibariyle çalışan işçi sayısının toplam 54 kişi olduğunu, keza müvekkili işverenin anılan tarih itibarıyla Karaman Fabrika’da çalışan işçi sayısının ise 106 olduğunu, Yüksek Mahkeme kararların “bir işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması durumunda ortada bir işletmenin varlığından bahsedilir. Bu işletmede yetkinin tespitinde, tüm işyerlerinde toplam işçi sayısının göz önünde bulundurulması gerekmektedir” şeklinde hükümler tesis ettiğini, itiraza konu yetki tespit belgesindeki işçi sayısının sendikaya toplu sözleşme yapmak adına yetki vermek üzere yeterli olmadığını, zira müvekkili şirketin Karaman Fabrika ve Pendik Merkez’de bulunan işyerlerindeki toplam işçi sayısının 160 olup, bu sayının %40’ına karşılık gelen 64 işçinin davalı Sendika’ya üye olduğunun belirlenmesi gerektiğini, ancak iptale konu yetki tespit belgesinde sendika üye sayısının 62 olarak belirlendiğini, müvekkili işveren nezdinde 62 sendikalı işçinin bulunduğuna ilişkin verinin de sağlıklı olmadığını iddia ile itiraz ettiklerini, sendika üye kayıt fişleri müvekkili tarafından incelenemediğinden ve müvekkil şirkette çalıştığı iddia edilen kişilerin gerçekten çalışıp çalışmadığı, üyeliklerinin geçerli olup olmadığının taraflarınca bilinmediğini ileri sürerek 16/02/2016 tarih ve 3821 sayılı yetki tespit kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Gerekçe ve Sonuç:
Toplu iş sözleşmesi yetkisi, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir.(Günay, Cevdet İlhan: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, Ankara, 2013, s.942.)
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasına göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”
6356 sayılı Kanun’un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42 nci maddesine göre ise “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir. İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir. Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz…”
Yine aynı Kanun’un “Yetki İtirazı” başlıklı 43 üncü maddesi de;
(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.
(2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.
(3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
(4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”
Şeklindedir.
Somut uyuşmazlıkta, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 16/02/2016 tarih ve 3821 sayılı olumlu yetki tespiti kararı ile davacı işverene ait olan ve “Gıda Sanayii” işkolunda yer alan (1090279) ve (1014624) sicil numaralı iki işyerinden oluşan işletmede davalı sendikanın yarıdan fazla çoğunluğu sağladığı belirlenmiştir.
Davacı işverenin temel itirazı, aynı iş organizasyonu kapsamında yer aldığı ve tek bir işyeri niteliği teşkil ettiği iddiasıyla (1212718) sicil numaralı birimin de yetki tespitinde dikkate alınması gerektiğine ilişkindir. Dosya içeriğine göre itiraz konusu birim “Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” işkolunda yer almaktadır. Diğer taraftan, yetki tespitinden önce itiraz konusu birimin işkoluna dair bir itiraz ve başkaca bir tespit talebi de söz konusu olmamıştır.
6356 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz.” Hükmün madde gerekçesinde de “…İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmayacaktır. Bu hüküm ile işkolu itirazlarının toplu sözleşme yapma sürecini gereksiz şekilde uzatması ve zaman zaman bu itirazların toplu sözleşme sürecini kilitlemek için kötüye kullanılması önlenmek istenmiştir.” hususları ifade edilmiştir.
İnceleme konusu davada, işverenin farklı bir işkolunda yer alan başkaca bir birimin de yetki tespitinde nazara alınması gerektiği iddiası, esas itibariyle itiraz konusu birim bakımından işkolu itirazı niteliğindedir. Yukarıda belirtilen açık düzenleme gereği, bu itiraz mevcut yetki uyuşmazlığında ileri sürülemez ve bu talep ancak bir sonraki dönem için geçerli olabilir. Diğer taraftan, hukuk devleti kavramı çerçevesinde “hukuki belirlilik” ve “hukuki öngörülebilirlik” ilkeleri nazara alındığında, uyuşmazlığın yetki tespiti için başvuru tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği de tartışmasız olup, bu anlamda olmak üzere başvuru tarihi itibariyle farklı işkollarında yer alan birim yahut işyerlerinin tek bir işyeri yahut işletme niteliğinde kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim işçi sendikasının Bakanlık kayıtlarına güvenerek örgütlenme faaliyetini yürüttüğü ve çoğunluk tespitine dair talepte bulunduğu gözetildiğinde, yetki tespit başvuru tarihinden sonra ileri sürülen işkolu itirazının dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkelere aykırılık teşkil edecektir.
Bu itibarla davacı işverenin farklı işkolunda yer alan işyerinin de dikkate alınması gerektiğine dair itirazı dikkate alınamaz.
Son olarak belirtmek gerekir ki, (1090279) sicil numaralı birimde başvuru tarihi itibariyle işçi çalışmadığından işyeri niteliğini haiz olmayan söz konusu birim yetki tespitine esas alınamaz ise de, yetki tespitinin sadece (1014624) sicil numaralı işyerine ve işyeri toplu iş sözleşmesine ilişkin bulunduğunun ve bu esaslar doğrultusunda sendikanın başvuru tarihi itibariyle yarıdan fazla çoğunluğu sağladığının da anlaşılmasına göre, sonuç itibariyle davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın bu ilave gerekçelerle ONANMASINA, 15/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.