YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2752
KARAR NO : 2020/14481
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03/11/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı işçinin müvekkiline ait işyerinde 08.04.2010-17.12.2010 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığını, kendi isteğiyle işten ayrıldığını, iş sözleşmesinin 11. maddesi hükmüne dayanarak müvekkili işveren aleyhine 73.969,67 TL alacak talepli icra takibi başlattığını, haksız olarak başlatılan icra takibinin süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle kesinleştiğini, taraflar arasındaki iş ilişkisinin belirsiz süreli nitelikte sayılması gerektiğini, geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesi bulunmadığını, cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, kaldı ki iş sözleşmesinin işçi tarafından haksız feshedildiğini, talep edilen bedelin de fahiş olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin icra takibinden kaynaklı davalı işçiye borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Bozma ilamına uyan Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasındadır.
Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin bozma ilamında davacının iş sözleşmesinin feshinde haklı olup olmadığının değerlendirilmesi ve neticeye göre cezai şarta hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davalı işçinin noter ihtarnamesinde ve dosyada aylık ücretinin ne kadar olduğu,ödenmediğini iddia ettiği ücret alacağının ne kadar olduğunun somutlaştırılmadığı,davalı işçinin iddia ettiği ücret alacağının varlığını ispat edemediği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davalı işçi 22.12.2010 tarihli ihtarnamesinde 08.04.2010-08.10.2010 tarihleri arasındaki ücretlerinin ödenmediğini belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüştür.Her ne kadar mahkemece davacının ücreti miktarını ve ücret alacağını somutlaştırmadığını belirtmiş ise de;dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, iş sözleşmesi ile ücret bordrolarına göre davacının ücret miktarının tespit edilebildiği anlaşılmaktadır.Kaldı ki davalı tarafından ileri sürülen hususun anlaşılır olmadığının kabulü durumunda hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) kapsamında davalı tarafın bu konuda beyanları alınabilirdi.Hal böyle olunca mahkemece davalı işçinin ödenmediğini beyan ettiği 08.04.2010-08.10.2010 tarihleri arasında ücret alacağının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği ve buna bağlı olarak cezai şarta hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir.İşçi feshinin haklı sebebe dayandığı sonucuna ulaşılması halinde şu husus gözden kaçırılmamalıdır ki; cezai şart miktarının üst sınırı, davalı işçinin, iş güvencesi kapsamında olsaydı, hüküm altına alınabilecek işe başlatmama tazminatı miktarıdır. Dolayısıyla, işçi feshinin haklı sebebe dayandığı sonucuna ulaşılması ihtimalinde, belirtilen usulde cezai şart miktarının üst sınırı gözetilmeli; eldeki davaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 161/son maddesi uyarınca indirim yapılması gerekliliği de dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olanan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 2.540,00 TL. duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.