Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/2950 E. 2020/9548 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2950
KARAR NO : 2020/9548
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalıların evinde1998 yılı itibariyle iki yıl süresince davalıların annesine baktığı annelerinin vefatı sonrasında davalıların yanında ev hizmetlisi olarak çalıştığını … akdinin davalılarca haksız olarak feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı,ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ile … bayram ve genel tatil ücretinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; davacının davalılara ait … ve …’daki evlerinde ev hizmetlerinde çalıştığını bu nedenle görev itirazlarının bulunduğunu , davacının evden ayrılarak … akdini kendisinin feshettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.01.2016 tarihli kararın davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nce 11.03.2019 tarih ve 2016/6816 E. – 2019/5648 K. sayılı bozma ilamında belirtilen “….Mahkemece; tefrik kararı verilerek davacının hasta bakımı yapmış olduğu iki yıllık süre yönünden … Mahkemesi olarak görevli olmakla … Kanunu kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi ve davacının kalan diğer çalışma süresi yönünden Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olması nedeniyle bu süre yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak devam edilen yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davalı tarafça cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı def’inde bulunulması noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319. madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def’i cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/son maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’ine davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı def’i geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’inin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı def’i dikkate alınmaz.
Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür (Yargıtay HGK. 04…..2011 gün 2010/ 9-629 E, 2011/ 70. K.).
Somut uyuşmazlıkta, davalılar vekili 13.11.2013 tarihli ve süresinde verilmiş olan cevap dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürmemiş, 11.12.2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve ıslah talebi konulu dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ettiklerini ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyan etmiştir. Cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi hukuken mümkün olup, karşı tarafın muvafakatine de ihtiyaç bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinin ıslah edilmesi harca da tabi değildir. Ancak, Mahkemece davalılar vekili tarafından yapılan ıslah dikkate alınmamıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak devam edilen yargılama sonunda davacının 1998 yılından 29.02.2000 tarihine kadar davalıların vefat eden annelerin bakımına ilişkin olan çalışma süresi yönünden davacı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; dava dilekçesi ile talep edilen alacak kalemlerinin tümü belirlenen çalışma dönemi yönünden zamanaşımına uğramış olup taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu husus gözardı edilerek dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.