Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/3154 E. 2020/13873 K. 28.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3154
KARAR NO : 2020/13873
KARAR TARİHİ : 28.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacağı tespiti ve tahsili davası olduğunu ve toplu iş sözleşmesinden, kanundan ve bireysel iş sözleşmesinden kaynaklanan bir kısım alacağın ödenmediğini ileri sürerek, izin, fazla çalışma ve genel tatil ile bayram, ek gıda giyim ve koruyucu eşya yardımı alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş sözleşmesinin feshedilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay ( Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nce sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı bayram yardımı, ek gıda, giyim ve koruyucu eşya yardımı ile izin alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden bu alacakların usulden reddi gerektiği; fazla mesai ve genel tatil alacakları yönünden ise belirsiz alacak davasına konu edilebileceklerinden talep arttırım dilekçesinin ıslah gibi değerlendirilip zamanaşımı defin dikkate alınmasının hatalı olduğu ve yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre belirlenmesi gerektiği gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemece, aldırılan ek bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nce sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; izin alacağı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi hataya dayalı olarak bozma yapılmışsa da; maddi hataya dayalı bozma kararına uyulması taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından, bozmaya uyan Mahkemece anılan alacaklar bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesi ile usulden reddinin hatalı olduğu belirtilerek dava konusu alacaklar yönünden, zamanaşımı def’i de dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemece, aldırılan ek bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe :
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut olayda; ilk bozma öncesi verilen kararda hafta tatili alacağı reddedilmiş ve hükmün taraflarca temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nce hafta tatili alacağı yönünden bozma yapılmamıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğuna ve hafta tatili alacağı yönünden bozma yapılmadığına göre, ilk bozmadan önce reddedilen hafta tatili yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmakla davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınmadan, daha önce reddedilen hafta tatili alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacının, davalı belediyede çalışmaktayken 6111 Sayılı Kanun kapsamında başka bir kamu kurumuna nakledildiği sabittir. Yıllık izin alacağının feshe bağlı haklardan olup sözleşmenin sona ermesiyle talep edilebilir hale geldiği nazara alındığında, Mahkemece fesih olmadığının saptanması karşısında feshe bağlı alacaklardan yıllık izin alacağının reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Fazla çalışma alacağında ıslaha karşı zamanaşımı def’in dikkate alınıp alınmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma alacağı yönünden ıslaha karşı zamanaşımı def’i dikkate alınırken, ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıla kadar yapılan hesaplamadan %30 indirim yapılıp hesaplanan tutar nete çevrilerek 908,59 TL tespit edilmiş ve dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL’nin altında kaldığı, böylelikle zamanaşımına uğrayan kısım bulunmadığı belirlenmiştir. Bu şekilde yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Yapılması gereken; ıslah tarihinden geriye doğru 5 yıl için yapılan hesaplamaya, dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL eklendikten sonra toplam miktardan indirim yapılması ve ardından hesaplanan tutarın nete çevrilmesinden ibarettir. Hatalı hesap içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.