YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3164
KARAR NO : 2020/10780
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının 10/01/2009-25/08/2014 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesini 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme gün sayısının dolması nedeniyle haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının aynı tarihte yedi arkadaşı ile birlikte şirket bünyesinden ayrılarak aynı alanda faaliyet gösteren bir başka şirkette çalışmaya başladığını, davacı ile diğer işçilerin aynı zamanda ve aniden işi bırakmalarının sebebinin yeni kurulan şirkette çalışmak olduğunu, davacının 1475 sayılı Kanuna 4447 sayılı Kanun ile eklenen 5. bent hükmü uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumundan kıdem tazminatı yazısı alabileceğine dair yazı alarak işverene vermesi gerekirken fesih tarihinde böyle bir yazı vermediğini feshin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak asıl davanın reddine, karşı davada ise ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen karar (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin … tarihli kararı ile davalı tanıklarının dinlenilmemesinin davalı tarafın savunma hakkının kısıtladığı, ayrıca dosya kapsamında bulunan “25/08/2014 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi fesih bildirimidir” başlıklı belge ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu, karşı dava ile ilgili olarak gerekçesiz bir biçimde karar verilmemesi gerektiği, kabule göre de fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, yasal süresi içinde davacı karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacı karşı davalının iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde son bulup bulmadığı, karşı davada ise ihbar tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Mülga 1475 sayılı Kanunun halen yürürlükte bulunan 14. maddesine 25/8/1999 tarihli 4447 sayılı Kanunun 45 maddesi ile eklenen 5. fıkrasında, 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ödeneceği öngörülmektedir.
Şu halde işçinin 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin 5. fıkrasına göre kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için kendisine 14. maddenin 4. fıkrasında olduğu gibi yaşlılık veya malullük aylığı bağlanması için işten ayrılması gerekmemektedir. Anılan maddenin 5. fıkrası ile işçiye ‘506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları’ veya ‘aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını’ tamamlayarak kendi isteği ile ayrılması kaydıyla kıdem tazminatı talep etme imkanı verilmiş olmaktadır.
25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 81. maddenin, 23.05.2002 tarihli 4759 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik (C) bendinin (a) alt bendine göre ise “23.05.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerini ödemiş olanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır”.
Açıklanan bu yasal düzenlemelere göre, 23.05.2002 tarihinde 15 yıl sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödeme gün sayısını dolduran işçilerin, yaş ve cinsiyet koşulu aranmaksızın kendi istekleri ile işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatı talep etme imkanı bulunmaktadır. Şüphesiz, fesih tarihinde bu koşulları taşıdığını ve bu sebeple iş sözleşmesini feshettiğini ispat yükü işçiye aittir.
Somut olayda mahkemece bozma kararı doğrultusunda davalı karşı davacı tanıkları dinlenmiş, davacı karşı davalının fesih tarihi itibariyle 1475 sayılı Kanunun 14/1 maddesinin 5. fıkrasına göre kıdem tazminatı alma şartlarını taşıyıp taşımadığı Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulmuş ise de, yargılama sonucunda asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Mahkemece davacının fesih tarihinde yaş dışı emeklilik koşullarını tamamlamadığı ve iş sözleşmesini yeni şirket kurmak için feshettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesine ekli Sosyal Güvenlik Kurumunun 25.09.2014 tarihli yazısına göre, fesih tarihinde 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı şartlarını tamamladığını böylece kıdem tazminatı almaya hak kazandığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini talep etmiştir. Dosya kapsamından davacının fesih tarihi olan 25.08.2014 tarihinde 1475 sayılı Kanunun 14/1-(5) hükmüne göre kıdem tazminatı almaya hak kazandığı anlaşılmaktadır. İşçinin belirtilen sebeple feshe yönelik iradesi karşısında, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan “belirsiz süreli iş sözleşmesi fesih bildirimidir” başlıklı yazıya itibar edilemez. Hal böyle olunca davacı karşı davalının kıdem tazminatı talebinin kabulüne, karşı davada ise davalı karşı davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne dair hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.