Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/572 E. 2020/2981 K. 25.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/572
KARAR NO : 2020/2981
KARAR TARİHİ : 25.02.2020

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Taraflar arasında davacı vekili ile davalı şirket vekili yetkilisinin imzasını taşıyan 09.06.2015 tarihli sulh-feragat-ibra başlıklı belgenin geçerli bir sulh anlaşması olup, olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı işçi, davalı aleyhine kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebi ile dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin ilk kararı davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 13.03.2018 gün ve 2015/11034 E. 2018/5172 K. sayılı ilamı ile özet olarak;
“1-Dosyadaki bilgi ve belgelere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı 14/10/2014 tarihli oturumdaki yemininde en son ücretin 2.200,00 TL olmakla birlikte öncesinde 1.500,00 TL olduğunu belirtmiştir. Banka kayıtlarında davacının Ocak 2013 maaşının net 2.200,00 TL yatırıldığı anlaşıldığından ücretinin 01/01/2013 tarihi itibariyle net 2.200,00 TL olarak kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacının 01/01/2013 tarihinden önceki ücretinin 1.500,00 TL olarak kabulü taleple bağlılık ve yeminin sonucudur.Buna göre davacının Aralık 2012 ücreti net 1.500TL kabul edilip daha öncekiler bilinmediğinden Aralık 2012 ayındaki net asgari ücrete bölünerek net 1.500,00 TL’nin asgari ücrete oranı bulunup önceki dönem ücretleri ; Net Asgari Ücret x bulunan katsayı ile belirlenmeli ve fazla mesai, genel tatil ücret alacağı ile asgari geçim indirim alacağı buna göre hesaplanmalıdır. Hükme esas bilirkişi raporları değerlendirildiğinde katsayı ile çarpılan asgari ücretle çarpılan rakamların dönemsel asgari ücrete denk gelmediği gözlemlenmiştir. Ek rapor alınırken T.C. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığının resmi rakamları esas alınarak sonuca gidilmelidir. 3-Fazla mesai hesabında genel tatillerin ve hafta tatillerinin dışlanmadığı izlenimi edinilmektedir. Bilirkişi raporu bu açıdan denetime elverişli değildir. Bu konuda da denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak fazla mesai hesaplanmalıdır. Hesaplamalar yapıldıktan sonra hüküm altına alınan rakamlar belirlenirken kararı davacının temyiz etmediği gözetilerek davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakda gözden kaçırılmamalıdır. Vekalet ücreti ve yargılama giderleri bunun üzerinden değerlendirilmelidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma kararının taraflara tebliği üzerine davacı vekili 27.08.2018 tarihli dilekçesi ekinde, davacı vekili ile davalı şirket vekili yetkilisinin imzasını taşıyan 09.06.2015 tarihli sulh-feragat-ibra başlıklı bir belge ibraz etmiş ve davanın bu belge doğrultusunda sonuçlandırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili 07.11.2018 tarihli dilekçesi ile davacı vekilinin sunduğu 09.06.2015 tarihli sulh-feragat-ibra başlıklı belgeye ilişkin açıklamalar yapmış, bu belgenin şirket yetkilisi tarafından icra tehdidi altında imzalandığını, geçerli olmadığını savunmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak, “….dava dışı sulhe ilişkin 09.06.2015 tarihli sulh-feragat-ibra başlıklı belge sunulmuş ise de, duruşmada taraflarca sulh protokolünün kabulü yönünde ortak bir beyanda bulunulmadığı, davalı tarafça dava dışı sulhün kabul edilmediği…” gerekçesi ile dava dışı sulh protokolünün değerlendirmeye alınmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sulh 6100 sayılı HMK. nın 313, 314 ve 315. maddelerinde;
“Sulh;
MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.
Sulhun zamanı;
MADDE 314- (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Sulhun etkisi;
MADDE 315- (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir. “ şeklinde düzenlenmiştir.
Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir.
Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir.
Sulh, karar kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir.
Tarafların sulhe göre karar verilmesini talep etmemeleri, sulhün geçersizliği sonucunu doğurmaz. Mahkemece bu durumda HMK.nın 315. maddesi hükmü gereğince “karar verilmesine yer olmadığına “ dair hüküm kurulmalıdır.
Davalı vekili tarafından sulh-feragat-ibra başlıklı belgeye karşı itirazda bulunulduğundan, Mahkemece İstanbul 15. İcra Dairesinin 2015/1671 esas sayılı takip dosyasını getirtilerek, irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerin olup, olmadığını araştırarak sulh protokolünün geçerli olup, olmadığına karar verilmesi gerekirken, sulh protokolüne, davalı vekilinin 07.11.2018 tarihli dilekçesinde belirttiği sebepler ile, irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerin olup, olmadığını araştırmadan “….dava dışı sulhe ilişkin 09.06.2015 tarihli sulh-feragat-ibra başlıklı belge sunulmuş ise de, duruşmada taraflarca sulh protokolünün kabulü yönünde ortak bir beyanda bulunulmadığı, davalı tarafça dava dışı sulhün kabul edilmediği…” gerekçesi ile değer verilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ;
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı tekrar BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.