YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6363
KARAR NO : 2020/10655
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk ( İş) Mahkemesi
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar numarası belirtilen kararının temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2020 tarihli ve 2017/27697 esas, 2020/2824 karar sayılı ilamıyla ONANMASINA karar verilmiştir.
Davalı vekilince Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin kararının maddi hataya dayandığı gerekçesi ile ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04/02/1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar ile 09/05/1960 tarihli ve 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere, Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2020 tarihli ve 2017/27697 esas, 2020/2824 karar sayılı ilamıyla Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş ise de; uyuşmazlık bakımından dosya kapsamının değerlendirilmesinde maddi hata yapıldığı ve dolayısıyla hükmün aşağıda detaylı açıklanacak nedenlerle bozulması gerekirken onama ilamı tesis edildiği anlaşılmaktadır. Anılan sebeple, maddi hataya dayanan Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin işe girdiği 1991 yılından emekli olduğu 2011 yılına kadar çalıştığı 20 yıl boyunca hakettiği 600 gün civarında yıllık izinden kullandığı yıllık izin günleri düşüldüğünde 300 günün üzerinde kullanılmayan yıllık izin hakkının bulunduğunu, emeklilik tarihinden itibaren ücrete dönüşen yıllık izin alacağının ödenmediğini belirerek alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’ini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
16/06/2016 tarihli nihai kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının bakiye yıllık izin süresinin hesaplanması noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya ait işyerinde 01.08.1991-14.12.2011 yılları arasında çalıştığı çalışma süresine göre 450 gün hakedilen yıllık izinden 154 gün izin kullanıldığı bakiye 296 gün izin hakkının bulunduğunun tespiti ile son ücret 61.23 TL yevmiye üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Dosya içeriğine göre davacının 14.10.2007 tarihinde sendikaya üye olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun yürürlük tarihinden önceki çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu döneminde geçtiği tespit edilmiştir. Davacının çalışma süresi boyunca her yıl hak ettiği yıllık ücretli izin sürelerinin, 1475 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu dönem için bu kanunda; 4857 Sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra ise belirtilen kanunda, belirlenen sürelere ayrıca sendika üyeliğinden sonrası için ise yürülükte bulunan TİS’ e göre hesaplanması gerektiği gözetilmeden sadece 4857 sayılı Kanunda öngörülen süreler ve sendika üyeliği dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.