Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/6840 E. 2020/18983 K. 17.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6840
KARAR NO : 2020/18983
KARAR TARİHİ : 17.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin fazla çalışma ve genel tatil ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıların cevaplarının özeti:
Davalı … Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. vekili, diğer davalının personel teminini yüklendiğini ve bu nedenle işveren sıfatının olmadığını, işçinin fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ve sözleşme süresinin sona erdiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı talep edilemeyeceğini, ihale makamı olarak kendilerinin işveren sıfatı bulunmadığı beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek devam edilen yargılama neticesinde, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, Mahkemece “…UBGT alacağı ve fazla mesai alacağına ilişkin verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden bu alacak kalemleri açısından karar verilmesine yer olmadığı…” gerekçesi ile dava konusu ulusal bayram ve genel tatil ile fazla mesai alacakları hakkında hüküm oluşturulmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.02.2012 tarih, 2012/13-747 Esas, 2012/84 Karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtay’ca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 297’ye uygun olmalıdır.
Mahkemece yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma nedeni yapılmayan alacak kalemleri hakkında hüküm oluşturulmaması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafın sunduğu davacının kıdem tazminatı talep ettiği döneme ilişkin kıdem tazminatı ödemesini içeren 01/05/2007-31/12/2011 tarihleri arası çalışma dönemini kapsayan “ibraname” başlıklı belge hakkında davacı tarafça imza inkârında bulunulmadığı gibi iradesinin fesada uğratıldığı da ispatlanamamıştır. Söz konusu ibraname 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olmadığı dönemde imzalandığından geçerliliği Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Buna göre de, 01/07/2012 tarihinden önce düzenlenen ibranamenin fesihten önceki dönemde imzalanması ve bu kapsamdaki ödemelerin banka kanalıyla yapılmaması geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacaktır.
Davacının ibranamede kıdem ve yıllık izin alacaklarını aldığını belirttiği ve belge altındaki imzanın da davacıya ait olduğu 25/12/2018 tarihli duruşmada beyan edildiğinden miktar içeren bu ibraname makbuz niteliğinde olup banka kanalıyla ödeme yapıldığının ispatı da gerekmediğinden belgede yazılı miktarların hesaplanan alacaklardan mahsubu gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı Polimatik Temizlik San. Tic. Ltd. Şti.’ye iadesine, 17/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.