Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7095 E. 2020/15918 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7095
KARAR NO : 2020/15918
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ile davalılardan … Üniversitesi Rektörlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı olarak davacı asil tarafından sonlandırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içinde, davalı Üniversite ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
I-Davacı Vekilinin Temyizi Yönünden,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesindeki atıf gözetildiğinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin ödenmemiş veya eksik ödenmiş olduğunun sonradan anlaşılması durumunda, karar veren hakim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde ödenmesi veya eksikliğin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Ancak, temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.
Dosya içeriğine ve davacı vekilinin temyize cevap dilekçesinde açıkça kararın kısmen ret ve karşı vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiğini talep ettiğinin anlaşılmasına göre; davacı vekilinin kararı katılma yolu ile ancak temyiz harçlarını ikmal etmeksizin temyiz ettiği kabul edildiğinden, Dairemizce dosyadaki harç eksikliğinin tamamlatılmasına karar verildiği bu doğrultuda mahkemece söz konusu eksikliğinin tamamlanması için anılan davacı tarafa muhtıra tebliğ edildiği halde temyiz harçlarının tamamlanmadığı ve dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldığından davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427, 432. maddeleri uyarınca REDDİNE,
II-Davalı Üniversite Vekilinin Temyizi Yönünden,
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre, davalı Üniversitenin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan miktarların tamamının hüküm altına alınıp alınamayacağı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya incelendiğinde; 24.4.2012 tarihli ön inceleme zaptında, davacı vekilinin iş bu dava yönünden 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesine göre talebini arttırıp toplam 9.000 TL’ ye çıkardığını bildirdiği ve harç tamamlamak istediğini açıkladığı; bunun üzerine, davacı vekiline iki hafta kesin süre verildiği, davacının bir sonraki celsede (29.05.2012 tarihli celsede) 7.5.2012 tarihinde harcı tamamlayarak taleplerini 3.000,00 TL’den 9.000,00 TL’ye çıkardıklarını beyan ettiği görülmektedir. Davacı vekili tarafından verilen 27.04.2015 tarihli dilekçede, davadaki talebin daha önce arttırılarak 9.000,00 TL’ye çıkarıldığı, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise 1.853,87 TL kıdem tazminatı, 1.886,80 TL fazla çalışma ve 261,21 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesaplandığı, hesaplanan miktarların hüküm altına alınması gerektiği açıklanmıştır.
Öncelikle; iş davalarının tabi olduğu basit yargılama usulünde iddianın genişletilmesi yasağı dava açılması ile başladığından, talebin arttırılması 6100 Sayılı Kanun’un 141. maddesinin 2. fıkrasına göre, ancak ıslah yolu ile mümkündür. Sözü edilen Kanun’un 181. maddesinin 3. fıkrasında ise, ıslahın sözlü olarak da yapılabileceği açıklanmıştır.
04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (6100 Sayılı HMK. madde 33).
O halde; 24.04.2012 tarihli celsedeki beyan ıslah niteliğindedir. Islah harcının ödendiğine dair bir makbuza dosya içeriğinde ve UYAP sisteminde rastlanılmamıştır. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından 02.07.2020 tarihinde, yatırılan bir ıslah harcı olup olmadığının tespiti bakımından dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, mahkemece davacı tarafından yatırılan bir ıslah harcı olmadığı bildirilmiştir.
Islah, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesi gereğince tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 22.07.2020 kabul tarihli 7251 Sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 6100 Sayılı Kanunun 177. maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “(2) Yargıtay’ın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” ibaresi eklenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 181. maddesinde; “Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’ nun “Noksan tesbit edilen değer üzerinden harcın ödenmesi” başlıklı 30. maddesi ise;
“Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. “ hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, 24.04.2012 tarihli celsede davacı vekiline eksik harcın tamamlanması için 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de, verilen sürede harcın tamamlanmamasının yasal sonuçları açıklanıp ihtar edilmediğinden verilen kesin süre usulsüzdür. Islah harcının yatırılmaması halinde 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi gereğince işlem yapılması, davacıya ıslah ile taleplerin artırılan kısımlarının harcını yatırması için yöntemince kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde anılan Kanun’un 181. maddesi gereğince ıslah hiç yapılmamış kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, davacının ıslah harcı yatırmadığı gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Kabule göre; davada müştereken ve müteselsilen sorumlu olan iki davalı bulunmasına ve davalılardan Üniversite 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 56/b maddesi delaletiyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olmasına karşın; hükmün, harca ilişkin “4” numaralı, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdir edilen avukatlık ücretine ilişkin “5” numaralı ve de yargılama giderine ilişkin “7” numaralı bendlerinde, davalı Üniversite’nin harç muafiyeti gözetilmeksizin ve infazda tereddüt yaratacak şekilde, tek davalı varmış gibi hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz istek halinde davacı tarafa iadesine, 12.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.