YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7200
KARAR NO : 2020/14622
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalıya ait kargo şirketinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğini bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini beyan ederek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 28.05.2019 tarihli, 2016/13333 esas, 2019/11957 karar sayılı kararı ile bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, bozmaya aykırı karar verilmesi açıkça kamu düzenine aykırılık oluşturur. Bu itibarla, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme söz konusu uyma kararı ile bağlı olup, bu karardan dönemeyeceği gibi; bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da yeni bir hüküm vermek zorundadır.
Somut olayda, mahkemece kıdem tazminatının kabulüne, fazla çalışma ücreti ile yıllık izin ücreti talebinin reddine dair ilk kararı davalı taraf temyiz etmiş, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince “hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücreti bordroya göre aylık brüt çıplak ücreti 1.244,25 TL (73,40 TL tutarında asgari geçim indirimi hariç net 889,35 TL) olarak belirlenmiştir. Davacı dava dilekçesinde, net ücretinin 1.300,00 TL olduğunu ve bu tutarın yaklaşık net 1.100,00 TL olarak bildirildiğini ifade etmiş ise de, mahkemece kayıtlara itibar edilerek davacının ücreti belirlenmiştir. Dosya kapsamındaki bordrolar ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen prime esas kazanç miktarı arasında bir uyumsuzluk da bulunmamaktadır. Hal böyle iken, davacının kıdem tazminatı işverence düzenlenen bordroda bildirilen ücret üzerinden hesap edildiği halde, işçinin sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığı gerekçesiyle feshin haklı olduğuna sonucuna varılması isabetsizdir.
Diğer taraftan, davacı dosyaya sunduğu 15.07.2013 tarihli ihtarnamesinde açıkça fazla çalışma, resmi bayram mesai ücretlerinin ödenmemiş olması sebebiyle de iş sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir. Mahkemece her ne kadar imzalı ve çekincesiz bordrolarda fazla çalışmaların tahakkuk ettirilerek ödendiği gerekçesiyle davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, dosya kapsamındaki bazı bordrolarda imza bulunmadığının gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla işçinin fazla çalışma yaptığını tanık delili ile ispatlaması mümkün olup, bu halde, bordroda tahakkuk eden miktarın (banka kayıtları ile örtüştüğü oranda) hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsubu suretiyle sonuca gidileceği açıktır. Somut olayda her ne kadar davacı tanıkları husumetli ise de, davalı tanığı davacının 08.30-20.00 saatleri arasında arasında ve Cumartesi günleri ise 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını ifade etmiştir. Şu halde, imzasız bordroların ait olduğu dönem yönünden yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda değerlendirme yapılarak davalı tanığının beyanına göre davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı belirlenmeli, imzasız bordrolardaki fazla çalışma ücretleri hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsup edilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Davacı fesih ihtarnamesinde, fazla çalışma ücretinin ödenmemesini haklı fesih sebebi olarak bildirmiştir. Bu itibarla, mahkemece fazla çalışma konusunda yapılacak araştırma ve incelemenin sonucuna göre, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebeple feshedilip feshedilmediği yeniden ele alınmalı, bu araştırmanın sonucuna göre işçinin ödenmeyen fazla çalışma ücreti bulunduğu kanaatine varıldığı takdirde usuli kazanılmış haklar da göz önünde bulundurularak kıdem tazminatı talebinin kabulüne, aksi takdirde feshin haklı bir sebebe dayandığı ispatlanamadığından kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde, davacının fazla çalışma iddiasını ispat ettiği, ek bilirkişi raporuna göre 2.768,00 TL fazla çalışma ücretine hak kazandığı böylece feshin haklı sebebe dayandığı sonucuna varılarak davacı lehine kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücretine hükmedilmiştir. Kıdem tazminatı alacağına hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, ilk kararda davacının fazla çalışma ücreti talebi, fazla çalışma iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle reddedilmiş, davacı tarafça bu ret kararı temyiz edilmemiştir. Bu durumda artık, fazla çalışma alacağı ile ilgili olarak davalı yararına bir usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir. Bir diğer ifade ile, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının fazla çalışma ücretine hak kazandığı tespit edilse dahi, bu husus sadece “feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı noktasında” dikkate alınabilir. Davacının fazla çalışma ücretinin ödenmemesinin haklı fesih sebebi olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatına hükmedilmesi isabetli ise de, davacı lehine fazla çalışma ücretine hükmedilmesi yerinde değildir. Bozma kararına uyulduğunda, davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalı, davacının fazla çalışma ücreti talebinin davalı yararına usuli kazanılmış hak sebebi ile reddine karar verilmelidir. Belirtilen yönler dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile fazla çalışma ücretinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.