Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7369 E. 2020/15263 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7369
KARAR NO : 2020/15263
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı nezdinde 08/12/2011 tarihli sözleşme uyarınca acil hekimi olarak görev yaptığını, davalı ile davacı arasında imzalanan akdin 12 aylık olduğunu, davacı müvekkilinin acil hekimliği dışında başhekim yardımcılığı görevi de yaptığını, davacının maaşının giderek azaldığını, hakettiği ücretlerin kendisine ödenmediğini, iş akdinin bu nedenle davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, ücret ve bakiye süre ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının herhangi bir alacağının olmadığını, başhekimlik görevi yapmadığını, davacının brüt ücretinin kadrolu hekim iş sözleşmesinde gösterildiğini, ücretin aylık 2.000,00 TL olduğunu, bordolardan da davacıya düzenli olarak ödemelerin yapıldığının görüleceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen ilk karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 12/03/2018 tarihli 2017/4653 esas 2018/4952 karar sayılı ilamı ile;
“Yargılama safhasındaki tarafların ispat hakkı ve buna bağlı olarak delillerin değerlendirilmesi hususu uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta; davacı talep konusu işçilik hak ve alacaklarının ispatı için tanık deliline dayanmış ve dinletmek için mahkemeye dava dilekçesi ile birlikte 6 kişilik tanık listesi sunmuştur.
Mahkemece 28/11/2012 tarihli 1. celsede 3 davacı tanığının dinlenmesine karar verilmiş ve “Diğer davacı tanıklarının, mahkememizce gerek görülürse beyanlarına başvurulmasına ” şeklinde ara karar oluşturulmuş, 20/03/2013 tarihli 2. celsede ise gelmeyen davacı tanığı …’nın zorla getirilmesine karar verilirken, “Davacı tanıklarından … ve …’ın bu aşamada dinlenmelerine yer olmadığına” kararı verilerek, davacı tanıklarının tamamı dinlenmeden yargılama yapılarak nihai karar verilmiş, tanıkların dinlenmeme gerekçesi açıklanmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Bu hak açıklamada bulunma hakkını ve dolayısı ile delil bildirme ve bildirilen delillerin toplanmasını ve değerlendirilmesini kapsar. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Ayrıca, 6100 sayılı Kanun’un 241. maddesinde tanık ile ispatı istenen hususta bir kısım tanığın dinlenmesinden sonra mahkemenin yeterli bilgi edinmesi halinde geri kalanların dinlenmemesine karar verebileceği kuralına yer verilmiş ise de, bu hükme dayalı olarak kalan tanıkların dinlenmemesi için birden fazla tanığın dinlenmesi şartının gerçekleşmesi gereklidir. Mahkemece tanıklar henüz dinlenmeden aralarından 3 tanık seçilmek suretiyle ispat hakkı kısıtlanmış ve bu bağlamda hukuki dinlenme hakkı ortadan kaldırılarak adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Yargılamanın usul hükümlerine aykırı olarak yapılıp, sonuçlandırılması hatalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile bakiye süre ücreti talebinin reddine, ücret alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Uyuşmazlık taraflar arasındaki iş sözleşmesi nedeni ile davacının bakiye süre ücret alacağına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğinden, davacı ile davalı arasında 08/12/2011 tarihli sözleşmenin imzalandığı ve sözleşmenin 4. maddesi ile sözleşme süresinin 1 yıl olarak kararlaştırıldığı. davacının acil hekimi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece, taraflar arasında 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde ifade edilen objektif koşul bulunmadan yapılan iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğini koruduğu ve davacının bakiye süre ücret alacağını isteyemeyeceği gerekçeleri ile davacının bakiye süre ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar önceki ilkelerimiz gereği benzer konumda çalışan işçiler yönünden sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğu ve belirsiz süreli olduğu gerekçesi ile bakiye süre ücretinin reddine karar verilmesi sonucuna varılmış ve bu kararlar Dairemiz tarafından onanmış ise de, YİBK’nun 2017/10 esas 2019/1 sayılı içtihatı birleştirme kararından sonra yeniden yapılan değerlendirme sonucunda; İş Kanunu’nun 11. maddesinde öngörülen hükmün işçiyi koruma amacıyla düzenlendiği dikkate alınarak, objektif şartlar bulunmadığı halde belirli süreli olarak yapılmış olan iş sözleşmesinin, belirsiz süreli olduğunun işveren tarafından ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiği, İş Kanunu’nun 11. maddesine dayanarak sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ileri sürme hakkının sadece işçiye ait olması gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre, taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshinin işçinin ücret alacağı bulunması nedeniyle haklı nedene dayandığı sabit olduğundan, 6098 sayılı Kanun’un 438/2. maddesine göre işçinin, sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir araştırılmak suretiyle işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak bakiye süre ücreti talebinin kabulüne karar verilmelidir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 09/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.