Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7779 E. 2020/18355 K. 14.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7779
KARAR NO : 2020/18355
KARAR TARİHİ : 14.12.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 14/06/2007-13/01/2012 tarihleri arasında kaptan olarak ilk yıllarda arabalı vapurda sonrasında ise deniz otobüsünde çalıştığını, 14/06/2007-22/12/2009 tarihleri arasındaki çalışmaları nedeniyle fazla çalışma, genel tatil ve yemek ücreti alacaklarına yönelik dava açtığı ve bu davanın devam ettiğini, çeşitli yollarla hakkını araması nedeniyle iş sözleşmesinin işverence fesh edildiğini ileri sürerek Deniz İş Kanunu’nun 16. maddesine dayalı tazminat, kötüniyet tazminatı, yemek ücreti, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini, istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, kötüniyetli fesih söz konusu olmayıp feshin işletmesel nedene dayandığını ve davacıya tüm haklarının ödendiğini, fazla mesaisi olmayıp sefere göre çalıştığını, yönetici pozisyonu olduğu için de fazla mesai talep edemeyeceğini, tatil ücretleri ile yemek ücretlerinin de ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin, davalı şirkete karşı fazla mesai ücreti ile genel tatil ücreti ödenmesi için dava açtıktan sonra performans yetersizliği gerekçe gösterilerek, sona erdirildiği, dosya kapsamından ve tanık beyanlarından iş sözleşmesinin davalı şirkete karşı dava açılması ve açılan davalara davacının öncülük etmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davacının Deniz İş Kanunu uyarınca kötüniyet tazminatına hak kazandığı, öte yandan fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağı da olduğu ancak yemek ücreti ile Deniz İş Kanunu’nun 16. maddesine dayalı tazminata hak kazanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. Dairemizin 2015/35797 E. 2019/6812 K. ve 26/03/2019 tarihli ilamı ile özetle, diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarıyla ilgili davacının delil olarak dayandığı tanık beyanlarının yetersiz olduğu, davacının farklı dönem için benzer taleplerle açtığı dava dosyasındaki veriler ile hangi dönemlerlerde hangi görevde bulunduğu hususu araştırılarak buna göre alacakların belirlenmesi gerektiği, gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak bilirkişi raporu alınmış ve resen hesaplama da yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek kötüniyet tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmış diğer talepler red edilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Gerekçe – hüküm  çelişkisi 10.04.1992 gün ve 1991/7  esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Bu husus 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece karar gerekçesinde “davacının çalıştığı dönem içindeki genel tatil günlerinin 1/3’üne isabet eden genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilerek genel tatil ücreti alacakları hesaplanmıştır” şeklinde açıklama yapılmasına rağmen kararın hüküm fıkrasında talebin reddine karar verilmesi, karar gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturmakla hatalıdır.
3-Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece verilen ve yukarıda yazılı Dairemiz bozmasına konu olan kararda takdiri inidrimle birlikte 11.442,33 TL fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Kararı davalı taraf temyiz etmiş ve yazılı şekilde bozulmuştur. Bozma sonrası ise Mahkemece indirimli olarak 15.180,77 TL’ye hükmedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ve usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, davalı aleyhine usuli kazanılmış hak ihlal edilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.