Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2020/7919 E. 2020/16476 K. 23.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7919
KARAR NO : 2020/16476
KARAR TARİHİ : 23.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin …’nda 1999 yılından 2011 yılının 7. ayına kadar işçi olarak çalıştığını, daha sonra davalı …’nin davacıyı siyasi sebeplerden dolayı işten çıkarttığını, 4857 sayılı sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca haksız olarak işten çıkartılmasından dolayı tekrar işe iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının belediyede yaklaşık olarak 8 yıl çalıstığını, davalı …’nin davacıyı tam olarak çalıştırmasına rağmen sigortasını kısmi olarak yatırdığını, davacının işte bir fiil olarak çalıştığını, yalnız kıdem tazminatını engellemek için her yıl işe giriş-çıkış yaptırdıklarını ayrıca davacının 14 aylık maaşını alamadığını, bu alınmayan maaşın davacıya hesaplanarak verilmesini, öncelikle davacının işe iadesine, aksi halde feshi tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ihbar tazminatı ve kötü niyet tazminatının, kullanılmayan izin ücretinin, 2005 yılından beri kısmi ödenmeyen maaşlarının ve ilave tediye ve hakların en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150/1. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
Somut olayda, davayı açan vekil Avukat … 22/07/2010 tarihli dilekçesinde davadan çekildiğini, asile bildirilmesini talep etmiş, 23/09/2010 tarihli celseye davacı vekili olacağını söyleyen Avukat … katılmış, 27/10/2010 tarihli vekalenamesini sunmuş ve 13/10/2011 tarihli celsede vekilikten çekileceklerini, masrafları alamadıklarını beyan ederek mernis adresine tebligat yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme davacıya yapılan tebligatta ise “Bu zarfta duruşma zaptı-28/07/2011” vardır yazılı tebligat gönderilmiştir. Ancak 28/07/2011 tarihli duruşmada davacıya talep ettiği husus yönünden süre verilmesine, masraf yatırıldığında geçen celse ara kararının aynen baki kalmasına” yönelik ara karar kurulduğu, gönderilen tebligatta vekilinin çekildiğine dair bir ibarenin yer almadığı ve doğru tarihli duruşma zaptının da gönderilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, vekilinin çekildiğinden haberdar olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacıya doğru duruşma zaptının ve vekilinin çekilme dilekçesinin tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.