Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2021/11081 E. 2021/15235 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11081
KARAR NO : 2021/15235
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk ( İş) Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan İçişleri Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 07.07.2009 tarihinde Malazgirt Emniyet Müdürlüğü’nde çaycı, kaloriferci ve temizlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, iş akdinin hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden feshedildiğini, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde ve genel tatillerde de çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmişlerdir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacı işçiyi çalıştıran Malazgirt Toplum Destekli Güvenlik Hizmetleri Derneğine davanın ihbarının yapılmasını, müvekkilin kurum ile davacı taraf arasında herhangi bir iş akdi ve iş ilişkisinin olmadığını, davacının muhtelif tarihlerde kendi rızası ile işten ayrıldığını, son olarak 30.06.2013 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, 01.08.2013 tarihinde dernek tarafından tekrar işe alınan davacının, bu tarihten itibaren işine gerekli hassasiyeti ve özeni göstermemesi, belirlenen çalışma saatlerine uymaması, işe geliş gidiş saatlerine uymaması, işe geliş gidiş saatlerine riayet etmemesi, iş disiplinine, kurallara ve iş ahlakına uymayan davranışlarda bulunması, agresif davranışlarda bulunarak verilen görevi yerine getirmemesi, ayrıca oto alım satım işini yaptığı için asıl işini ihmal ettiğinden dolayı Malazgirt Toplum Destekli Güvenlik Hizmetleri Derneği tarafından davacının işine haklı nedenlerle son verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı Malazgirt Toplum Destekli Güvenlik Hizmetleri Derneği temsilcisi, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialarınasılsız olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, imzaladığı tüm dilekçelerde kendi rızası ile işten ayrıldığını beyan eden davacının çalışmış olduğu süre içerisinde tüm izin ve kanuni haklarını da kullanmış olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 gün 2015/35434 esas 2018/19096 karar sayılı ilamında yazılı gerekçeyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, davalı … vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, hükmü temyiz eden davalı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ilkeler, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut olayda; fazla çalışmanın, hafta tatili çalışmasının ve ulusal bayram genel tatil günlerine ilişkin çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde, işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtlarının bulunmadığı ve söz konusu alacakların davacının ve davacı tanıklarının beyanlarına göre tespit edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre haftanın her günü 06.00-16.00 saatleri arasında çalışıp, 1 saat ara dinlenmesi yaptığı kabul edilen davacının, günde 10 saat çalışarak haftalık toplam 9 saat fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram genel tatil günlerinin de tamamında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak, mahkemece yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Zira, dinlenilen davacı tanıklarından …’ün davalı işyerinde çalışmasının bulunmayıp davacının akrabası olduğu, tanık …’nun da davalı işyeri çalışanı olmaması nedeniyle çalışma saatlerine ilişkin net bilgilerin bulunmayacağından, beyanlarına itibar edilemeyecektir. Tanık … ise davacının kaç saat çalıştığını bilmediğini ifade etmiştir. Diğer davacı tanığının ise bordro tanığı olup olmadığı, davacının çalışma düzenine ve çalışma saatlerine ne surette tanıklık ettiği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Tanığın, davacının çalışma düzenine ilişkin bilgisinin davalı işyerinde davacı ile birlikte çalışma süresi ile sınırlı olduğu dikkate alınmalıdır. Bu itibarla, davacı tanığı …, yöntemince duruşmaya çağrılarak yeniden dinlenilmeli, davalı işyeri çalışanı olup olmadığı da sorularak, davacının çalışmasına dair görgüsünün neye dayalı olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve davacı ile birlikte çalıştığı süre de belirlenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile sonuca gidilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesine göre hakim talep ile bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez.
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, kıdem tazminatı dışındaki alacak taleplerinin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesinde de bu alacakların banka mevduat faizi ile talep edildiğine dair bir açıklamada bulunmamıştır. Mahkemece hüküm kurulurken bu talebin aşılmaması gerekmektedir Buna rağmen hükümde, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacakları yönünden “..en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline” dair karar verilmesi talep aşımı mahiyetinde hatalı olmuştur.
4- Öte yandan, temyiz incelemesine konu eldeki dava işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece 24.09.2013 tarihli tensip zaptınının 10. bendinde “Niteliği gereği davaya “İş Mahkemesi Sıfatıyla” bakılmasına” karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında mahkemenin bu sıfatına yer verilmemesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 01/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.